AHLAT TARİHİ ALAN BAŞKANLIĞI

ahlat

   HÜKÜMET  YENİ BİR YASAYLA  “ÇANAKKALE SAVAŞLARI GELİBOLU TARİHİ ALAN BAŞKANLIĞI”NI KURDU.  ŞİMDİ SIRADA “AHLAT TARİHİ ALAN BAŞKANLIĞI’NIN KURULMASI VAR.  

Dünyanın en büyük İslam mezarlığının bulunduğu  ve bir dönemin “Kubbet-ül İslam”ı olan Ahlat ve çevresinin tarihi, kültürel ve manevi değerleri ile doğal dokusunun korunması, yaşatılması, geliştirilmesi, tanıtılması, gelecek kuşaklara aktarılması ve yönetimini sağlamak amacıyla  “Ahlat Tarihi Alan Başkanlığı” adı altında yeni bir kuruluşun kurulmasının zamanı gelmiştir. Okumaya devam et

DURUM 2015 Mart

ilh              Değerli Okuyucularımız,

            “2014 yılında kadına yönelik  şiddetin geçmiş yıllara göre bir misli arttığını üzülerek görüyoruz.” diye başlamıştık geçen sayımızdaki “Durum” yazısına.  Üzerinden birkaç gün  dahi geçmeden bu menfur olayların peş peşe patlak vermesi, toplum üzerinde büyük infiale sebep oldu. Yurdun her yerinde tepkiler bir çığ gibi büyüdü, büyüdü, ardı arkası kesilmedi.

            Ne çare ki tüm bu olanlara karşın önlem almak bir yana çeşitli kesimlerden bu hazin olayları dahi istismar etmeye yeltenenler bile olmadı değil. Ne oldu da toplumun dengesi bozuldu anlamak mümkün değil. Sosyal toplumbilimcilerin bu konuya ağırlık vermeleri, toplumun gerilimini azaltacak psiko-sosyal reçetelerin ortaya konması gerek.

            Önümüzde bir seçim dönemi var, gerilim gün geçtikçe artış gösteriyor, tansiyon yükseliyor. Sağduyu ve akıl ile hareket etmemiz  gerektiğini unutmamalıyız…

             Saygılarımızla…

ÇANAKKALE GEÇİLMEZSİN!..

images[6]

Tüm dünya bir araya gelmişti, avını parçalamaya, midelerine indirmeye çalışan vahşi yaratıklar gibi her yandan saldırıyorlardı, gözlerine kestirdikleri,  kolay lokma sandıkları Anadolu’ya. Günün koşullarına göre, topları, tüfekleri, gemileri, öldürmek için icat ettikleri her şeylerinin yanında sayıca da kat be kat fazlaydılar. Ancak, kazanmak için ölmeyi göze almayı, bir de Türk milletinin gurur duyduğu, çağa adını yazan Mustafa Kemal gibi bir dahi ile karşı karşıya olduklarını bilmiyorlardı. Okumaya devam et

ÜNİVERSİTEMİZDEN HABERLER…

beü

ISO 17025 LABORATUVAR AKREDİTASYONU EĞİTİMİ

Bilim ve Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesinde ISO 17025 Laboratuvar akreditasyonu dolayısıyla “Ölçümlerin İzlenebilirliği ve Ölçüm Belirsizliği-Metot Validasyonu” eğitimi verildi. 12 – 15 Ocak tarihleri arasında Fen Edebiyat Fakültesi’nde gerçekleşen eğitime çok sayıda akademisyen katıldı. Okumaya devam et

HARB-İ UMUMİ’DE BİTLİS…

değedtekin

Prof.Dr. Halil  DEĞERTEKİN

Doğu ile Güneydoğu Anadolu arasında doğal geçiş yeri üzeninde bulunan Bitlis, gerek coğrafik durumu, gerekse Türk, Kürt ve Ermenilerden oluşan insan yapısı nedeniyle stratejik bir öneme sahipti. Bu bölgeyi ele geçiren askeri gücün güneye; Siirt, Diyarbakır, Adana ve Halep’e inmesi çok kolay görünüyordu. Savaş öncesi beş yüz bine yaklaşan toplam il nüfusunun yüz bini aşkını Ermenilerden oluşuyordu. İl merkezinde ise, çoğunluğu Müslüman, yaklaşık yetmiş bin kişi yaşıyordu. Şehirdeki öğretmen okulu, askeri okullar ve değişik derecedeki okullara ilaveten Amerikan Koleji ve Amerikan Hastanesi olması, yabancı ülke konsolosluklarının bulunması onların bölgeye olan özel ilgisini gösteriyordu. Tıpkı Van, Harput ve Erzurum’da olduğu gibi. Okumaya devam et

DÜNYA NEDEN BEŞ’TEN KÜÇÜK?..

Dr.Faruk SALEEM

5 Neden Dünyadan Büyük? Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde 5 daimi üye var: ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa.… Bu 5′linin kararı, tüm BM ülkelerini bağlıyor.  Veto hakları var.  Antidemokratik dünya nizamını simgeleyen bir yapı bu.…

            Neden 1.5 milyarlık İslam dünyasının orada bir temsilcisi yok?  Avrupa’nın karanlık ortaçağı yaşadığı dönemde dünyaya ışık olan İslam dünyası, neden bu halde acaba? Okumaya devam et

VAN GÖLÜ’NDE TEHLİKE SİNYALLERİ

hülya

Bitlis veVan illeri arasında bulunan Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü, her geçen gün artan kirlilik nedeniyle tehlike sinyalleri vermeye başladı.

Yıllarca Bitlisliler ve Vanlılar arasında “Göl kimin?” tartışmalarına neden olan ve endemik olan inci kefali balığının yaşayabildiği tek göl olan Van Gölü, kirliliğiyle yeninden gündemde. Bitlis Eren Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalar Van Gölü’nün aslında kendi kendini temizleyebildiğini ancak artık insan kaynaklı kirlerin önüne geçilemediğini ortaya koydu. Okumaya devam et

BİR YAZAR BİR KİTAP

değertekin

PROF.DR.HALİL DEĞERTEKİN VE MUHACİRLER

            Prof.Dr.Halil Değertekin, 1.Dünya Savaşı sırasında Rus işgali nedeniyle Bitlis’ten göç etmek zorunda kalmış bir ailenin çocuğu olarak 1947 yılında Diyarbakır’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini burada yaptı. 1970 Yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdi. Uzmanlık eğitimini Dicle Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültelerinde tamamladı. 1981 Yılında Gastroenteroloji Bilim Dalında Doçent, 1987 Yılında Profesör oldu. 1982-1984 yılları arasında ABD’de Tulane Üniversitesi’nde eğitim gördü. Okumaya devam et

BİTLİS TÜRKÜLERİNDE AŞK

şiir

Mehmet Bakır ŞENGÜL             geçen sayının devamı
 
“gülizar Çaydan Geçmiş” türküsü, erkek ile kızın adının birlikte verildiği  nadir türkülerdendir. Türkülerimizde karşılaşma yeri, genellikle dere kenarı, çeşme veya pınar başıdır. Bu türküde de karşılaşma bir çay kenarında gerçekleşir. Halkın tamamının kullanımına açık olan bu yaşam alanlarındaki karşılaşmalar hem doğal olmakta hem de ayıplanmamaktadır. Ancak bu türküde, genel eğilimin aksine, çaydan geçen ve su içen erkek değil, kadındır.

Gülizar çaydan geçmiş

Soğuk suların içmiş

Memo rastlamış ona

Aklı başından uçmuş Okumaya devam et

MUSTAFA YILDIRIM’IN BİTLİS ANILARI

my

Mezarlara elektrik götürdüklerini, bilhassa vurguladı ve yol olmadığı için omuzlarda taşınan bir elektrik direğinin fotoğrafını Başbakan’a verdi. Taşıyanlardan birisi de Vali’nin kardeşiydi. Ayrıca önceki valiler tarafından halkın yeterince aydınlatılmadığını ima ederek, konferanslar düzenlendiğini “Kürtlerin aslında Türk olduğunu bilimsel olarak izah ettiğini, bunu ilk kez halkın çok memnun olduğunu” söyledi. Okumaya devam et

İZ BIRAKANLAR…

s.sayın 

RESUL SITKI  SAYIN

 (1923-2012)

Prof. Dr. Turgut GÖKSOY

Resul Sıtkı Sayın, 1923’de Ahlat Erkizan Mahallesinde Ağustos ayında dünyaya geldi. Babası varlıklı bir tüccar olan Şükrü Bey, annesi ise Erzurum doğumlu Sare Hanım idi. Dedesi Derviş Ağa, oldukça varlıklı ve saygın bir toprak ağası idi. Halen yaşayan ve uzun ömürler dilediğimiz Muzaffer Sayın’ın söylemine göre; ailenin 1934 soyadı kanunundan önceki soyadı Abdüssametzadeler olup, ailenin kökeni Konya’da Kadı Mahmut oğullarına dayanmaktaymış. Okumaya devam et

ON YIL ÖNCE AHLAT GAZETESİ

oktay ekinci

EKİM 2004 SAYI 47

ŞEHİR GİBİSİN BİTLİS!..

KENTSEVER SEVDALILAR

Oktay EKİNCİ

            Yaşamını ülkesinin çıkarlarına adayanlar için “yurtsever” deriz de kentlerine ve kentlerinin çıkarlarına adayanlara neden “kentsever” demeyiz.

            Yıllar önce bir panelde dillendirdiğim bu soru, geçenlerde Karadeniz bölgesindeyken yeniden aklıma takıldı. Onca yıldır başkaca birinden de “haklısın” gibilerden bir yanıt gelmediği için “galiba uygun bir deyim değil” diyerek yine dilimin ucundan geri çevirdim. Okumaya devam et

AYTEN HANIM’IN NOT DEFTERİNDEN

ayt.A

yten Özyazgan HAKVERDİOĞLU

14 ŞUBAT SEVGİ GÜNÜ

Sevgililer günü, her yıl bütün dünyada kutlanıyor. Sevgiyle tüm insanların birbirlerine yaklaşımının günüdür bence 14 Şubat.

Büyüklerimizi anarak, hatırlayarak, ziyaretlerine giderek, onlara olan sevgimizi dile getirebiliriz. Çocuk yuvalarında anne özlemi çeken çocukları ziyaret ederek onların gözlerindeki pırıltıları görmek de bir sevginin gücü değil midir? Okumaya devam et

BİR ODA, BİR SOBA, SEKİZ CAN

ilhamiİlhami NALBANTOĞLU

Ellili yılların başında, uzun süreden beri oturduğumuz Cemalettin Kürümoğlu’nun evinin çok yakınındaki yeni yaptırdığımız eve taşınmıştık.

Babam, Behçet Horasandan satın aldığı yamaç şeklindeki arsayı, aylar boyunca el arabasıyla yüksek bölümlerdeki toprağı çukur yerlere doldurarak üzerine bina yapılabilecek hale getirmişti. Yeni yaptıracağı evin konumunu, planını kendisi tasarlamıştı. Okumaya devam et

ŞİİR DOSTLARI BULUŞMA NOKTASI

gül

ORHAN VELİ ÖZEL SAYISI

BEN ORHAN VELİ

Ben Orhan Veli
“Yazık oldu Süleyman Efendiye”
Mısra-i meşhurunun mübdii..
Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
Hususi hayatımı,
Anlatayım:
Evvela adamım, yani
Sirk hayvanı falan değilim.
Burnum var, kulağım var,
Pek biçimli olmamakla beraber.
Bir evde otururum,
Bir işte çalışırım. Okumaya devam et

SAĞLIĞINIZ ÖNEMLİDİR…

sağ      

GUATR!..

 Guatr, tiroid bezi hastalıklarına verilen genel bir tanımlamadır. Ülkemiz, tıp literatüründe  guatr bölgesi olarak kabul ediliyor. Bu demektir ki ülkemizde yaşayan insanların yaklaşık olarak üçte birinde tiroid bezi ile ilgili problemler yaşanıyor.

Guatr, kişilerin boyunlarında meydana gelen şişlik, nefes darlığı, çarpıntı, ağrı, sinirlilik, terleme gibi belirtilerle ortaya çıkar. Guatr nedeniyle tiriod bezi tümüyle büyüme  gösterebildiği  gibi bazen de nodül dediğimiz yumrulara neden olabilir. Okumaya devam et

SİZDEN GELENLER…

sizden

İlhami Bey,

Gazetenizi sayenizde ilk defa inceledim. Gerçekten çok faydalı ve samimi buldum.

 Bitlis ve Ahlat sizin gibi bir değere sahip olduğu için çok şanslı… Umarım bu şansları daha yıllarca sürer, bayrak doğru kişilerle devam eder.

 Saygılarımla.
 Sibel Kumbasar BAYRAKTAR

 Değerli dost İlhami Bey kardeşim,

Güzel “AHLAT” gazetesinin son sayısını da zevkle okudum. Fakat anlayamadığım bir şeyi size sormak istedim: 1000 yıllık Türk yurdu Anadolu’nun bölünmez bir parçası olan BİTLİS’te bazı sokak adlarının değiştirilmesini anlayamadım. NÛR sözcüğü Arapça olsa da artık Türkçeleşmiştir. Bazı kişilerin adları da Türk yurduna hizmet edenlere aittir. Said-i Nursi (Kürdî) ve Şeref Han adları bölünmenin bir işareti midir? Ahlat Selçukluların Anadolu’ya giriş kapısıdır. İnşallah orada da bu tür yanlışlıklar olmaz… Sevgilerimle.

         Prof.Dr.Tuncer GÜLENSOY    Okumaya devam et

1918 21 ŞUBAT: AHLAT

ahlat

  29 HAZİRAN 1915’TE  RUSLAR TARAFINDAN  İŞGAL EDİLMİŞTİ… MUSTAFA KEMAL’İN AYAK SESLERİNİ DUYUNCA ARKALARINA BAKMADAN KAÇMIŞLARDI…

 Rus işgal kuvvetleri, Malazgirt ve Adilcevaz cephelerinden taarruz ederek Ahlat’ı kuşatmışlardı. İşgalci güçler, kısa sürede Ahlatı da geride bırakarak sırasıyla Tatvan, Mutki, Hizan ve Bitlis’i de alarak Deliklitaş’a kadar ilerlediler.

İşgal edilen her yerde olduğu gibi, Ahlat halkı da Rus ve Ermeni katliamlarına maruz kalmaktan kurtulamıyordu.

8 Ağustos 1916 tarihinde Gazi Mustafa Kemal Paşa komutasındaki 2. Orduya bağlı 16. Kolordu’nun 8. Tümeni işgal kuvvetlerini püskürterek Doğuya doğru ilerliyordu.

Gazi Mustafa Kemal Paşa, bu harekat sırasında Bitlis’i düşman işgalinden kurtardı.  İleri taarruz emri vermesi üzerine 8.Piyade Tümeni ve milis halk tarafından taarruza devam edilerek, düşman Rahva ovasına kadar kovalandıysa da daha ileriye gidilemedi. Ancak durağan bir süreç olmayan tarih çarkı dönüyordu. Hiç beklenmedik bir anda patlak veren Rus ihtilali tarihin seyrini bir anda tersine döndürüyordu.

 

            Bu ani gelişme, işgal kuvvetlerini paniğe düşürüyor ve bir an evvel kendi dertleri ile baş etme çabası içine sokuyordu. Böylece Ahlat 2 yıl 17 gün süren bu işgal kabusundan kurtularak 21 Şubat 1918 tarihi itibariyle özgürlüğüne kavuşuyordu.

 

            Her yerin kurtuluş günü ile ilgili çeşitli kültürel etkinlikler yapılırken, Ahlat’ta böyle bir konunun gündeme gelmemesini anlamak zor.