Ahlat Gazetesi 1 Ağustos 1993 tarihinde yayın hayatına başladı. İlk sayısında Ahlat Kültür Vakf’nın kuruluş haberini manşetine taşıdı. Ahlat Kültür Vakfı’nın kurucu Başkanı Sayın İlhami NALBANTOĞLU başmakalesinin yer aldığı ilk sayıda Vakıf Resmi Senedi de yayımlandı.
Ahlat Gazetesi’nin ilk sayısının kimlik bilgileri ise şöyleydi: Sahibi: Ahlat Kültür Vakfı Adına: İlhami NALBANTOĞLU, Genel Yayın Yönetmeni: Sıtkı ÖZYURT, Yazı İşleri Müdürü: Şinasi KOÇ, Yayın Koordinatörü: Alparslan AYDOĞAN, Reklam Koordinatörü: Gül BAYAR, Spor Sayfa Sorumlusu: Vedat KOCAASLAN. Ahlat Gazetesi’nin Yayın Kurulunda ise; Muzaffer SAYIN, A.Turan KAZGÖL, İlhami NALBANTOĞLU, Sıtkı ÖZYURT, Hayrettin BİLGİÇ, Alparslan AYDOĞAN, Şinasi KOÇ ve Betül ŞEREFOĞLU bulunuyordu. Ahlat Gazetesi, ilk çıkışında “üç aylık” olarak planlanmıştı. Ancak o dönemin ekonomik koşulları buna izin vermediğinden altı ayda bir ancak okuyucularıyla buluşabildi. Zaman zaman bu süre kısaldı, kimi zaman da daha sık aralıklarla yeni sayıları çıktı. Ahlat Gazetesi’nin bu düzensiz yayın yaşamı 2000 Yılının Nisan ayına kadar sürdü. Bu tarihten itibaren Ahlat Gazetesi düzenli olarak “aylık” olarak okuyucularına ulusal ve yerel haberler verme işlevini sürdürdü. Ahlat Gazetesi, yayın hayatına 4 sayfa olarak başladı, daha sonra 6 sayfaya, bir süre sonra da sayfa sayısını 8’a çıkardı. Ahlat Gazetesi 2005 Yılı Ocak ayından itibaren sayfa sayısını 16’ya çıkarmış bulunmaktadır. Ahlat Gazetesi, 2005 Yılından itibaren yazılı basın olarak okuyucularına ulaşmanın yanında internet ortamında da basın hizmeti vermektedir. 2007 Yılının Eylül ayından itibaren de www.aksav.com adresinden okurlarına hizmet sunmaktadır. Ahlat Gazetesi, Türk Patent Enstitüsünden almış olduğu belge ile marka haline gelmiştir. Adının başkaları tarafından kullanılmaması yasaların teminatı altına alınmıştır. Ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığından almış olduğu ISSN numarası ile uluslararası bir kimliğe sahip olmuştur. Ahlat Gazetesi, bu yönleri ile yayın hayatı boyunca pek çok ilke de örnek teşkil etmiştir. Ahlat Gazetesi, yayın hayatı içerisinde pek çok ünlü devlet adamı, politikacı, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, özel sektör yöneticileri ile çeşitli röportajlar gerçekleştirmiştir. |
|
Bitlis Eğitim ve Tanıtma Vakfı Kurucu Başkanı ve Onursal Başkanı Sayın Cemil ÖZGÜR’ün “Bitlis Endüstri Meslek Lisesi ve 300 Yataklı...
|
|
İnsanlar, kendilerine dokundukları zaman duygusal bir dışavurum olarak kendilerinden destek alırlar. Ancak önemli olan, dokundukları yerdir. Kendine dokunuyorsa, “o...
|
|
1990 yılında Vakfımız Başkanı Sayın İlhami NALBANTOĞLU’nun kişisel çabaları ve bir grup Ahlat’lı gencin yardımı ile başlatılan “Ahlat Kültür Haftası”...
|
|
Bitlis Eren Üniversitesi’nin ilk yönetmeliği 9 Ağustos 2007 tarihli ve 26608 sayılı Resmi Gazete’de “Bitlis Eren Üniversitesi Ön Lisans...
Yorumlar (1) | 01 Eylül 2007
|
|
Büyük Atatürk hemen hemen her vesile ile sanat ile ilgili önemli mesajları vermiştir. Bunlardan en önemlisi; “Sanatsız kalan bir milletin...
|
|
Yalnızca deriz ve güneş için Türkiye’yi seçen turistler artık sportif etkinlikler, kış ve kongre turizmi için de geliyor. Türkiye’nin turizm...
|
|
Vakıflar Genel Müdürlüğünün koordinatörlüğünde İstanbul Feshane’de açılan Vakıflar Sergisi’nin ilk günlerdeki heyecanı gitmiş, normal bir monoton ortam kaplamıştı her yanı....
|
|
Geç tanıdık, çok sevdik. Çekinerek ziyaretinize geldik, “Ben hanım tarafından yarı Bitlisli sayılırım..” sözlerinizle göğsümüz kabararak Köşkü terk ettik. 94 parça gümüşü, 22 vazoyu, 9 takıyı, 27 hatıra parayı, 4 tabancayı, 83 parça değerli süs eşyasını, 55 tabloyu 86 porseleni, 7 madalyon, 4 saati yani toplam olarak 1243 parça hediyeyi Köşk’e bırakırken, bizim “Ahlat Bastonu” için “Bunu eve götürürüm” diyerek bizi önemsediğiniz için gururlandık. Bitlis Fen-Edebiyat Fakültesi önerimizin gerçekleşmesine destek vererek bir ilki gerçekleştirdiğiniz için mutlu olduk… Sizi geç ziyaret etmiş olmaktan utanç duyduk.
Sayın Sezer, devlet anlayışına ciddiyet getirdiniz, özellikle Başkent’te herkes kural çiğnemekle övünürken, kırmızı ışıkta durmak gerektiğini gösterdiniz. Devletin milyonlarını gösteriş olsun diye harcamayı reddettiniz. Köşk’e onun-bunun yakınıdır diye doluşturulan bedavacıları ayıkladınız. Gereksiz yere gezmediniz, gereksiz yere konuşmadınız, aşçıyı-garsonu azalttınız, kimi zaman kendi aracınızla alış-verişe çıktınız, kimi zaman markette kuyruğa girdiniz, hanımefendiyi hastaneye kendi aracınızla götürdünüz. Gösterişe prim vermediniz, devletin temel ilkelerinin en büyük koruyucusu oldunuz. Hukuku tüm kuralları ile uyguladınız, kimseye ayrıcalıklı davranmadınız. Bakanlar Kurulu Kararlarını didik didik incelediniz ülke için yararlı olanlarını imzaladınız, zararlı olacağınıza inandıklarınızı iade ettiniz. 14 makam aracını gereksizdir diye geri yolladınız, Okluk’taki ve Filorya’daki Cumhurbaşkanlığı yazlık köşklerini kullanmadınız. Muhterem annenizin vefatında Afyon’a özel arabanızla gittiniz. Hukuku üstün tuttunuz, yeminize sadık kaldınız… “Tarih Yazan Cumhurbaşkanı” olmakla tanımlandınız. Kimileri sizin Atatürk ve İnönü’den sonraki “Üçüncü Adam” olduğunuzu savundular. Yedi yıl üç aylık süre içerisinde ardınızdan her zaman sevgi ve saygıyla anılacak bir isim bırakarak gidiyorsunuz. Gücünüzü Anayasa’dan aldınız, arkanızda hiçbir siyasal güç olmadı, aksine karşınızda tek başına iktidar olmuş bir parti vardı. Ama hiç baskılara boyun eğmediniz. Şahsınız ve hemşehrisi hatta akrabası olmaktan onur duyduğumuz muhterem Semra Hanımefendi ile birlikte asalet ve adaletin simgesi oldunuz. Sizden önce o yüce makamı dolduranlardan icraatlarına şahit olduğumuz Gürsel, Sunay, Korutürk, Evren, Özal ve Demirel’in böyle uygulamaları olmadı. Siz de gördük bu ilkeleri, onun için sizi sevdik. Siz bizim Cumhurbaşkanımız oldunuz. Elbette ki onlar da Cumhurbaşkanlarımızdı. Asla gidenlerin ardından onlara karşı söylem geliştirme arayışında değiliz. Onların da bu cennet vatanın yararı için yaptıkları hizmetler vardır. Ancak, sizin yerinizin doldurulmayacağını, ilkelerinizin unutulmayacağını, aydınlığınızı, direnişinizi, alçak gönüllülüğünüzü, taraf tutmadığınızı, medyatik olmaya prim vermediğinizi, hiçbir baskıya boyun eğmediğinizi, korkutmalara kulak asmadığınızı, dik duruşunuzu ve sizi sevdiğimizi belirtmeden geçemeyeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanım, Başbakanlığa yapmış olduğunuz veda ziyaretinin ardından Sayın Başbakan’ın arkanızdan dakikalarca dalıp gitmesinin ne anlama geldiğinin bir gün tüm açıklığı ile ortaya çıkacağını biliyoruz. Gidiyorsunuz, Allah’tan uzaklara değil, hemen yanı başımıza Gölbaşı’na, Çankaya’ya 10 dakikalık bir mesafeye. Sizi yalnız bırakmayacağız, sizi ziyaret edebileceğiz, saygılarımızı sunabileceğiz demektir. Saygıyla, sağlıkla, salıcakla kalınız…
Yorum Ekleyin | 01 Eylül 2007 | İlhami NALBANTOĞLU
|
|
AHLAT SERGİSİ AVRUPA’DA
AHLAT’IN ADLARI… TAHSİN KALENDER KAHİRE’DE AHLAT MAHALLESİ VAN GÖLÜ CANAVARINA AÇIK MEKTUP… |
|
Bilgisayar oyunlarına bağımlılık derecesinde kendilerini kaptıranlar, sosyal ilişkilerinde sorun yaşıyor. Okul ve iş yaşamlarını aksatıyor, temizlik, beslenme ve öz bakımlarını...
|
|
Kalp yama ile onarılıyor... Aşırı terleme hastalık mıdır?... Solaklık geni bulundu... Kalp hastalıkları önlenebiliyor mu?... Yapay yaşam geliyor...
|
|
*Türkiye’deki şirket sayısının 610 bini aştığını,
*Türkiye’nin toplam GSMH’sının 400 milyar doları geçtiğini, *Türkiye’nin, kişi başına ihracatının 85 bin doları aştığını... |
|
Hürriyet Gazetesi yazarlarından Saffet Emre Tonguç ile Milliyet Gazetesi yazarlarından Fatih Türkmenoğlu’nun birlikte hazırladıkları ve kitap haline getirdikleri “Türkiye’de Görülmesi...
|