AHLAT KÜLTÜR SANAT VE ÇEVRE VAKFI
Ana Sayfa > 10 YIL ÖNCE AHLAT GAZETESİ
10 YIL ÖNCE AHLAT GAZETESİ

MART  1999  SAYI: 11

    AHLATLI DERVİŞOĞLU KAVALCI  RECEP…

1845 yılında Ahlat’ta doğdu. Gençlik yılları burada geçti. Geçimini sağlamak için  ömrünün bir kısmını Batum’da çalışarak geçirdi. Küçük yaşta tanıştığı kavalıyla bazen din felsefesine  dalar, bazen hiciv ve mizahla seslenir bazen de methiyeleriyle ruhlara hitap ederdi. Sesinin pek güzel olmadığından yakınırdı. Şiirlerinin büyük bir kısmında  Yunus Emre’nin etkisi vardır. Okur yazar olmadığı için eserlerini yazılı olarak bırakma olanağından yoksun kalmıştır.  Şiirlerinden pak azı günümüze kalmıştır. Bu da hafızalarda kalanların derlenmesiyle ancak başarılabilmiştir. Şiirlerini kavalıyla renklendiren eşine rastlanmayan önemli bir halk ve hak aşığıdır.

Dervişoğlu  sırtındaki kavalını tevazu ile dudakları arasında gezdirir. Allah’a karşı özleyiş duyarak, aykırı hırs ve duyguları doğruluk ve inanışa davet eder. Allah’ın kurallarına karşı sevgisini kazanmalarını arzu eder. Bunun için Hakkın büyüklüğünden, hakimliğinden, kudret ve kuvvetinden bahseder. İnsanların ölümü hatırlamalarını ve işlerini ona göre ayarlamalarını diler. Dünya malına düşkünlüğün karşısındadır. İnsanların arkasından konuşulmasının ve dedikodunun aleyhindedir. O’na göre dünya yalandır. İnsanlara ancak yapabilecekleri iyilikler kar kalacaktır. Düşkünlere el uzatma icap eder, cehaleti reddeder. Cahillerin meclisinde bulunmak  şöyle dursun, ayak bile basılmamalıdır.

Dervişoğlu’nun şiirlerinde tasavvuf öğelerine rastlamak mümkündür. Bu nedenle O’nu tasavvuf şairleri arasında göstermek yanlış bir değerlendirme olmayacaktır. Buna karşın Dervişoğlu’nun softa tavrı yoktur. Sürekli olarak mütevazı bir derviş tavrı takınmıştır. Yaşamının unutulmaz anlarında meydana gelen olaylar karşısında irkilmiş, kendi düşünce tarzını sade tatlı bir üslupla, basit, macerasız feryadı andıran sözlerle ile getirmiştir. Yarı aydınlık bir fecir aleminin derinliklerinden gelen ilahi bir ses gibi ruhlara bitmez tükenmek izler bırakan duyuşları çırpınarak, hıçkırış ve yalvarışlarla ortaya koymuştur.

Dervişoğlu, duygu ve duyuşlarını zaman zaman kavalıyla terennüm eder, hak ve doğruluk üzerine inşa edilmiş fikirlerini düz, sıkıcı etkilerden kurtararak söyler. Ömrünün uzun bir kısmı yoksulluk içinde geçen Dervişoğlu’nun  sesinin pek güzel olmaması, döneminde değerinin bilinmemesine neden olmuştur. O, bu gerçeği kabullenmiş,her sanatçı gibi değerinin kendisinden sonra anlaşılacağını dile getirmiştir. Dervişoğlu, kendisini herkesten, kaybolan bir parlaklığı isli bir lambayla aydınlatmak ister gibi gücendirmeyecek bir eda ile geçmişin karanlıklarına dalan hayalinin ufukları seyreden gözlerine verdiği cesaretle, meşakkat dolu yaşamının izbeliğini beka ve hak fışkıran Vanlığının talihsizliğine bağlamış, yıllar boyunca süregelen ince duyguları saran varlığını doğanın özene bezene yarattığı bir güle benzeterek daldan aşağı bittiğini dile getirmiştir. Buna karşın O’nun şiirlerinde edebi şekil aramamak gerekir. O’nun da böyle bir edebi endişeye kapılmadığı aşikardır. O, gönlünü dinler, coşup taşan duygularını değiştirmeden ve süslemeden hissettiği gibi ortaya koyar.

Dervişoğlu, pek çok Ahlat’lı gibi geçimini temin etmek maksadıyla yaşamının belirli bir dönemini o yıllarda pek rağbette olan Batum’da çalışarak geçirmiştir. Batum’a gitmek üzere Ahlat’tan ayrıldıktan sonra tekrar dönüşüne kadar geçen zaman içinde pek çok olayla karşılaşmıştır. Bunlarla ilgili duygularını da dile getirmiştir. Bunlardan çok az bir kısmı günümüze kadar gelebilmiştir. Zaman zaman döneminin ünlü ozanları ile atışmalara da katılmıştır. Aşık Summani ve Aşık Karari ile olan atışmaları dikkate değer niteliktedir.

Dervişoğlu, yaradanına olan aşkı yanında beşeri aşklardan da nasibini almıştır. Üç büyük aşk yaşadığı bilinmektedir. Elif, Gülperi ve Zeliha, Dervişoğlu’nun aşık olduğu ve duygularını dile getirerek ilham aldığı kadınlardır.

Dervişoğlu, 1915 yılında 70 yaşında Ahlat’ta büyük aşkı yaradanına kavuşmak üzere dünyasını değiştirdi.

 

Hey ağalar ne illerin gelmiştir

Kara karga tarla kuşun beğenmez

Oğullar babayı, kızlar anayı

Taze gelin kaynanayı beğenmez.

 

Güzel var dünyada söylenir namı

Güzel var artırır günbegün şanı

Güzel var bulunmaz bir parça nanı

Zengin fakir o güzeli beğenmez.

 

Hak nasip eylesin farzı, sünneti

Yiğit olan kaldıramaz minneti

Hak yarattı yetmiş iki milleti

Hiçbir millet bir milleti beğenmez.

 

Gel benim ördeğim gel benim kazım

Ben ölenden sonra kim çeker nazım

Söyle Dervişoğlu sana ne lazım

Kocalmışsın kızlar seni beğenmez.

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Lütfen Cevaplayın
Güneşin rengi nedir? 

Ara
DURUM Temmuz 2010
Bitlis'te bulunduğunuz ilçede belediye hizmetlerinden memnun musunuz?
Evet
Hayır
Ehh işte
Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı - AHLAT GAZETESI
®© 1993-2008 Ahlat Gazetesi Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı Yayın Organıdır.
AHLAT GAZETESİ’nde yayımlanan yazılardan imza sahipleri sorumludur. Her türlü yazı ve makalelerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kısmen veya tümüyle yayınlanamaz. AHLAT GAZETESİ’nin Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı dışında hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

iletişim : i_nalbantoglu@yahoo.com