|
M. Törehan SERDAR
Van'da Ermeni isyanı bütün hızıyla devam ettiği bir sırada, İstanbul'a, diğer bölgelerde de Ermenilerin isyan ettikleri, yol kestikleri, Müslüman köylerini basarak halkını katlettikleri yolunda haberler geldi. Türk ordusu savaş alanında olduğu için cephe gerisindeki bu olayları önleyemiyordu. Nihayet Başkumandan Vekili Enver Paşa bu duruma bir çare olmak üzere, 2 Mayıs 1915'te Dâhiliye Nazırı Talat Paşa'ya şu yazıyı yolladı: "Van gölü etrafında ve Van valiliğince bilinen belirli yerlerdeki Ermeniler, isyanlarını sürdürmek için daima toplu ve hazır bir haldedirler. Toplu halde bulunan Ermenilerin buralardan çıkarılarak isyan yuvasının dağıtılması düşüncesindeyim. 3. Ordu komutanlığının verdiği bilgiye göre Ruslar 20 Nisan 1915'te kendi sınırları içindeki Müslümanları sefil ve perişan bir halde sınırlarımızdan içeriye sokmuşlardır. Hem buna karşılık olmak ve hem yukarıda belirttiğim amacı sağlamak için, ya bu Ermenileri aileleriyle birlikte Rus sınırı içine göndermek yahut bu Ermenileri ve ailelerini Anadolu içinde çeşitli yerlere dağıtmak gereklidir. Bu iki şekilden uygun olanın seçilmesiyle tatbikini rica ederim. Bir mahsur yoksa isyancıların ailelerini ve isyan bölgesi halkını sınırlarımız dışına göndermeyi ve onların yerine sınırlarımız içine dışarıdan gelen Müslüman halkın yerleştirilmesini tercih ederim.”.
Tehcir kararının ilk işareti sayılan bu yazı ile Enver Paşa, Ermenilerin isyan çıkaramayacak şekilde dağıtılmalarını istiyordu. Eğer, Ermeniler toplu halde tutulmak yerine, ufak üniteler halinde çeşitli yerlere dağıtılacak olurlarsa, isyan etme imkânları da kalmamış olurdu. Yine bu yazıdan, uygulamanın yalnız Ermenilerin isyan ve karışıklık çıkardıkları yerlerde gerçekleştirilmesinin istendiği anlaşılıyor. Nitekim ilk tehcirde buna özellikle dikkat edilmiştir.
2 Mayıs 1915 tarihinde Başkumandan Vekili Enver Paşa tarafından Dâhiliye Nazırı Talat Paşa’ya bir yazı gönderilerek, Van’da ve Van Gölü çevresinde Ermeniler tarafından yapılan katliam sonucunda burada bulunan Ermenilerin toplu olarak buralardan çıkarılarak isyan yuvalarının dağıtılması görüşü dile getirilmiş, isyancı Ermenilerin aileleriyle birlikte Rusya’ya veya Anadolu içerisindeki çeşitli yerlere gönderilmesini, bu iki şıktan uygun olanının seçilmesini istemiştir.
Dâhiliye Nazırı Talat Paşa, durumun ciddiyeti karşısında Meclis-i Vükela'dan karar almadan ve bu işle ilgili bir geçici kanun çıkartmadan bütün sorumluluğu üzerine alarak Ermeni tehcirini başlattı. Önce Van, Bitlis ve Erzurum bölgelerinde bulunan Ermenilerin harp sahası dışına çıkarılmaları konusunu ele aldı. Bu maksatla 9 Mayıs 1915 tarihinde Erzurum Valisi Tahsin Bey’e, Van Valisi Cevdet Bey’e ve Bitlis Valisi Mustafa Abdulhalık Bey’e şifre emirlerini gönderdi. Bu şifreli emirlerde Talat Paşa, özellikle Van Gölü çevresinde ve Van vilayetince bilinen muayyen mevkilerdeki Ermenilerin isyan ve ihtilal için daimi birer ocak halinde bulunduklarını bildirmektedir. Bunların yoğun şekilde bulundukları yerlerden çıkarılarak güneye doğru sevklerinin kararlaştırıldığını, kararın derhal tatbiki için valilere mümkün olan her türlü yardımın yapılması gerektiğini ve Başkumandanlık Vekâletinden 3 ve 4 üncü Ordu Komutanlarına tebligat yazıldığını, esasen çok faydalı sonuçlar verecek bu teşebbüsün, Van’la birlikte Erzurum’un güney kısmı ve Bitlis’e bağlı önemli kazalara, bilhassa Muş ve Sason ile Talori civarına da teşmilinin iyi olacağını vurguladı. Ayrıca valilerden, ordu komutanlarıyla işbirliği yaparak derhal uygulamalara geçmelerini de istedi.
Talat Paşa, 10 Mayıs 1331 (23 Mayıs 1915) tarihinde 4.Ordu Komutanlığına gönderdiği şifrede de başka vilayetlere nakledilecek Ermeniler hakkında bilgi vermekte ve boşaltılmasını istediği yerleri şu şekilde belirtmekteydi (Bu liste daha sonra genişletilmiştir):
1- Erzurum, Van ve Bitlis vilayetleri;
2- Halep Vilayetinin merkez kazası hariç olmak üzere İskenderun, Beylan Belen), Cisr-i Şugur ve Antakya kazaları dâhilindeki köy ve kasabalar;
3- Maraş şehir merkezi hariç olmak üzere Maraş sancağı;
4- Adana, Sis (Kozan) ve Mersin şehir merkezleri hariç olmak üzere Adana, Mersin, Kozan ve Cebel-i Bereket sancakları.
Erzurum, Van ve Bitlis vilayetlerinden çıkarılan Ermeniler, Musul vilayetinin Güney kısmı ile Zor sancağına ve Merkez hariç olmak üzere Urfa sancağına yerleştirileceklerdi. Adana, Halep, Maraş civarından çıkarılan Ermeniler ise Suriye vilayetinin Doğu kısmı ile Halep vilayetinin Doğu ve Güneydoğusu'na, Hükümetin tayin ettiği yerlere nakledilecek ve oralarda iskân edileceklerdi. Nakliyat işlemlerine nezaret etmek üzere Adana bölgesine, refakatinde bir mülkiye müfettişi ile maliyeden de bir özel memur bulunmak üzere mülkiye müfettişlerinden Ali Seydi Bey, Halep ve Maraş için de aynı şekilde Hamid Bey tayin edilmiş ve Ali Seydi Bey görevi başına gitmiştir. İskân mahallerine ulaşan
Ermeniler, hal ve mevkiin durumuna göre ya mevcut köy ve kasabalarda inşa edecekleri evlere veyahut hükümet tarafından tayin edilecek yerlerde yeniden kuracakları köylere yerleştirileceklerdi. Ermeni köylerinin Bağdat demiryolundan en az yirmi beş kilometre uzakta olması şart koşulmuştu. Nakli icap eden Ermenilerin sevk ve iskânları mahalli memurların idaresine bırakılmıştı. İskân yerlerine sevk edilen Ermenilerin can ve mallarının korunmasıyla iaşe ve istirahatlarının sağlanması, güzergâhlarında bulunan idari memurlara aitti. Nakledilecek Ermenilerin, bütün taşınabilir mal ve eşyalarını birlikte götürebilecekleri ve taşınmaz malları konusunda da mufassal bir talimatname hazırlanarak tebliğ edilmesi kararlaştırılmıştı.
Doğu Anadolu vilayetleriyle bazı Güney-Doğu Anadolu vilayetlerinden çıkarılarak, Diyarbekir Vilayeti'nin güneyine, Fırat nehri vadisine ve Urfa-Süleymaniye yakınlarına gönderilmelerine karar verilen Ermenilerin, yeniden fesat yuvaları meydana getirmemeleri için Başkomutanlık bazı uyarılarda bulunmuş, bunun için 26 Mayıs 1915 tarihiyle Dâhiliye Nezareti'ne gönderdiği bir yazıda şu hususların dikkate alınmasını istemiştir:
1-Ermenilerin gönderildikleri yerlerdeki nüfusu oradaki aşiret ve Müslüman sayısının %10 nispetini geçmemelidir.
2-Göç ettirilecek Ermenilerin kuracakları köylerin her biri elli evden çok olmamalıdır.
3-Ermeni göçmen aileleri seyahat ve nakil suretiyle de olsa ev değiştirmemelidir.
Ermeniler konusunda Dâhiliye Nezareti’nin tedbir aldığı bir sırada Rusya, Fransa ve İngiltere hükümetleri 24 Mayıs 1915 tarihinde bir bildiri yayınlayarak, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Ermenilerin öldürüldüklerini yayınladılar. Şimdiye kadar kışkırtarak destek verdikleri Ermenilerin yaptığı katliamları görmezlikten gelerek, olaylardan Osmanlı Hükümetini sorumlu tutacaklarını bildirdiler.
Olayın milletlerarası bir hüviyet kazanması üzerine Talat Paşa, tehcirle ilgili sorumluluğu tek başına yüklenemeyeceğini bildirerek bu konuyu bir kanun hükmü haline getirmek ve kabinenin diğer üyelerinin de bu sorumluluğa ortak olmasını istedi. Sonunda 12 Recep 1333/13 Mayıs 1331 (26 Mayıs 1915) tarih ve 270 numaralı tezkire hazırlanarak Sadaret’e gönderildi.
Tezkirede Talat Paşa, Osmanlı topraklarında gözü olan dış güçlerin Ermeniler arasına nifak sokarak onları isyana sevk ettiklerini, isyan eden Ermenilerin askerlerin yanı sıra masum halka silahlı saldırıda bulunarak onları katlettiğini, halkın mallarını yağmaladıklarını, askere erzak ve mühimmat nakline engel olduklarını, düşmana erzak temin ettiklerini, Türk birlik ve mevzilerinin yerlerini düşmana bildirdiklerini, devletin selameti için köklü tedbire ihtiyaç duyulduğunu ve bundan dolayı, harp sahasında olaylar çıkaran Ermenilerin başka bölgelere nakline karar verildiğini ifade etmektedir.
Tezkirede ayrıca Ermenilerin nerelere gönderileceği, mali yönden onlara nasıl yardım edileceği, geride bıraktıkları mallarının nasıl korunacağı, can güvenliğinin nasıl sağlanacağı belirtilmektedir.
Dâhiliye Nezareti’nin bu tezkiresi Sadaret tarafından kaleme alınan 27 Mayıs 1915 tarihli bir tezkire ile meclise gönderildi. Sonunda meclis tarafından 30 Mayıs 1915 tarihinde Ermeni tehciri uygulamasını kabul eden kararı çıkarıldı.
1 Haziran 1915 tarihinde de Takvim-i Vekâyi’de yayınlanarak yürürlüğe giren tehcirle ilgili geçici kanun şöyledir:
Madde - 1: Sefer vaktinde Ordu, Kolordu ve Tümen Komutanları, bunların vekilleri ve Müstahkem Mevki Komutanları ahali tarafından herani bir surette hükümetin emirlerine, vatanın müdafaasına ve asayişin sağlanmasına ait icraat ve tertibata karşı gelen ve silahlı tecavüz ve direnme görülürse, derhal askeri kuvvetlere en şiddetli surette müdahale etmeye, tecavüz ve direnmeyi esasından yok etmeye yetkili ve mecburdur.
Madde - 2: Ordu, Müstakil Kolordu, Tümen Komutanları askeri icaplara dayanan casusluk ve hainliklerini hissettikleri köy ve kasabalar ahalisini tek veya topluca diğer yerlere sevk ve yerleştirebilir. (Dikkat edilirse bu hüküm sadece Ermenilere karşı konulan bir hüküm olmayıp, bu şartlara uyan herkesi kapsamaktadır.)
Madde - 3: iş bu kanun, yürürlüğe girdiği (yayınlandığı) tarihten itibaren geçerlidir.
Mehmet Reşâd 13 Recep 1333 ve 14 Mayıs 1331 (27 Mayıs 1915) Sadrazam Başkumandanlık Vekili ve Harbiye Nazırı
Mehmed Said Enver
ERMENİ TEHCİRİ
(ZORUNLU GÖÇ-YERDEĞİŞTİRME)
Tehcir (zorunlu göç); değişik tarihlerde, değişik uluslar tarafından uygulanmış, ama hiçbirinde Osmanlı da olduğu kadar haksız bir şekilde eleştirilmemiştir. 1896 yılında İngiltere, kendisi için tehlikeli gördüğü 2 milyon İrlandalıyı Avustralya’ya sürmüştür. Yine 2. dünya harbinde Amerika, kendisi için hiçbir tehlike arz etmeyen başta ABD vatandaşlığına geçmiş Japonlar olmak üzere Uzak Doğu Asya ülkesi kökenli vatandaşlarını ABD’nin iç kısımlarına sürmüştür. Ancak günümüzde bu sürgünler hiç dile getirilmediği halde, hep Osmanlının tehciri öne çıkarılmıştır.
Vatanın her yanında cephelerde oluk oluk Türk kanı akarken, Ermeniler, Ermenistan hayali içerisinde Gönüllü Alayları ile Rus ve devam edecek….