AHLAT KÜLTÜR SANAT VE ÇEVRE VAKFI
Ana Sayfa > 24 NİSAN ALDATMACASI...
24 NİSAN ALDATMACASI...

M. Törehan SERDAR-Bitlis Eren Üniversitesi Öğretim Görevlisi


          SOYKIRIM İDDİALARI VE GERÇEKLER

            Soykırım yalanı ilk defa İngilizler tarafından ortaya atılmıştır. Ermenilerin savunduğu soykırım masalı; James Bryce ve Arnold Toynbee tarafından yazılan Blue Book (Mavi Kitap) isimli esere dayanmaktadır. Bu kitap aslında İngiliz İstihbaratının yalan haber üretme makinesinin bir ürünüdür. Birinci Dünya Savaşı sırasında gerek Almanya’ya gerekse Osmanlı Hükümeti’ne karşı yalan ve karalama kampanyası yürüten ve bu amaçla İngiltere’de Wellington House’de özel bir Savaş Propaganda Bürosu (War Propaganda Bureau) kuran İngilizler, Anadolu’da faaliyet gösteren Amerikalı misyonerler ve İstanbul’daki Amerikan Büyükelçiliği’nin de işbirliği ile belgelere dayanmayan ve tamamen dedikodu ve düzmece bilgilerle sözde Ermeni katliamları senaryolarını yazdılar.

            Amerikalı tarihçi ve Osmanlı Uzmanı Prof. Justin Mc. Carthy, bir süre önce Londra’da SOAS’ta (School of Oriental and African Studies) verdiği konferansta, bu olayı şöyle açıklamaktadır:

            “Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde Wellington House’de gizli bir propaganda birimi kuruldu (2 Eylül 1914-Z.A). Bu birimin amacı, İngiltere’nin düşmanlarını karalamak, Amerika nezdinde İngiliz görüşüne destek sağlayabilmek ve İngiltere’de savaş sırasında moralleri yüksek tutmaktı. Wellington House’deki birimin başında Charles Masterman adlı bir Liberal Milletvekili vardı. Llyod George’un (David, İngiltere Maliye Bakanı) çok yakın bir danışmanıydı. Bu büroda çalışanlar arasında İngiltere’nin ABD Büyükelçiliği de yapan ve ABD’de çok sayıda dostu bulunan ve bir entelektüel olan James Bryce bir da bulunuyordu. Onun yardımcılarından birisi de Arnold Toynbee adında genç bir tarihçiydi. Savaş sırasında Wellington House’nin çalışma kayıtları imha edildi. Ve hatta böyle bir birimin var olduğu bile 1935 yılına kadar gizlendi. Ancak, kaynaklara ilişkin bir defterin kazayla günümüze kalabilmesi sayesinde bu birimin kullandığı kaynakları öğrenebildik. Ayrıca, burada imha edilen yayınların neler olduğunu ve o zamanın teknolojisiyle inanılmaz bir çabayla ABD’ye sevk edilen 7 milyon adet belgenin varlığını ortaya çıkardık. Ne yazık ki Bryce-Toynbee belgeleri İngiltere ve ABD’de genel bir kabul gördü ve Ermeni milliyetçileri tarafından kullanıldı.” 

Kamuoyu oluşturmada önemli bir rol oynayacak olan Arnold Toynbee, İngiliz Dışişleri Bakanlığı Savaş Propaganda Bürosu’nda görevlendirilmiş ve Türkiye aleyhindeki savaş kampanyasında ön sıralarda yer almıştır. Hazırladığı propaganda kitapçıklarında Osmanlı ülkesindeki Ermenilerin katledildiği tezini ilk olarak o ortaya atmıştır. Bu türden propaganda yayınları daha sonraki yıllarda ciddi başvuru kaynakları hüviyetinde işlem görmüştür.

Robert Farrer Zeidner, 1957 Haziran ayında Beyrut’ta ünlü tarihçi Arnold Toynbee’e kendi imzasıyla yayınlanan, The Armenian Atrocities (London, Hodder and Stoughton, 1915) Turkey: A Past and A Future (New York, Geo. H. Doran, 1917) ile The Treatment of the Armenians in the Ottoman Empire 1915–16 (London, HMSO, 1916) adlı kitapları hakkındaki görüşünü sorduğunda Toynbee’nin büyük bir mahcubiyetle, bu erken dönem çalışmaların tümüyle birer savaş propagandası olduğunu ifade ettiğini ve bundan büyük bir üzüntü duyduğunu bildirmektedir.

ABD Başkanı Wilson’un, Amerika’nın savaşa katılımını meşrulaştıracak ve bunu için kamuoyu oluşturacak bir takım olayların bulunması talimatı (günümüzde Irak’ta olduğu gibi) doğrultusunda, o sırada Osmanlı nezdinde Büyükelçi olan Henry Morgenthau Ermeni tehciri meselesini ele almıştır. Morgenthau, ezilmekte ve yok edilmekte olan mazlum bir Hıristiyan millet olarak değerlendirdiği Ermenilerle ilgili gelişmeleri ve Ermenilerin zorunlu göçü sırasında meydana gelen bazı ölüm olaylarını, çok başarılı bir katliam propagandasına dönüştürmüştür. Morgenthau’nun esas raporlarıyla açık çelişkiler taşıyan bir senaryo, Büyükelçinin danışmanı ve tercümanı olan Türk Ermenisi Arshag K. Schmavonian, gazeteci Burton J. Hendrick ve Amerika Dışişleri Bakanı Robert Lansing tarafından hazırlanmış ve Ambassador Morgenthau’s Story” adıyla 1918 yılında New York’ta yayınlanmıştır.

Bu propaganda kervanına daha sonraları; olaylara uzak olan Alman Protestan papazı Johannes Lepsius da katılmıştır.

            Osmanlı arşivindeki belgelere göre 448.000 Ermeni için tehcir kararı verilmiş, bunlardan 382.000 kişinin yerine ulaştığı, geri kalanların ise yolda hastalıktan, yaşlılıktan ve çetelerin baskınında öldüğü anlaşılmıştır. (Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu 438.758 Ermeni’nin sevk edildiğini, bunlardan 382.148 kişinin yerlerine vardığını bildirmektedir).

            Batılı tarihçilere göre tehcir esnasında hastalık, açlık, salgın hastalıklar, aşiret kavgaları, kıtlık, hava şartları ile 300 bin Ermeni ölmüştür. Ama soykırım yapılmamıştır. 2 milyon insan ise asla değildir. Tarihçi Prof. Dr. Stanford Shaw’a göre ölenlerin sayısı 200 bindir. İngiliz gizli servis mensubu Toynbee bu sayıyı 600 bine çıkarmıştır. Tarihçilere göre tehcir dâhil Birinci Dünya Savaşında ölen bütün Ermenilerin sayısı toplam 200–300 bindir (Aslında hastalık, açlık, salgın hastalıklar, aşiret kavgaları, kıtlık, hava şartlarından ölen Ermeni sayısı 60–65 bin civarındadır. 200.000 bin civarında Ermeni gerek Rusların safında savaşırken,  gerekse Ahılkelek 

ve Eçmiyazin civarında açlıktan ölmüş, 40 bin civarında Ermeni ise Fransızların safında, Fransız üniforması giyerek Osmanlı’ya karşı savaşırken ölmüştür. Bunları da eklediğimiz zaman 300.000 rakamına ulaşılır). 

            Aynı yazar bir başka yazısında: “Ermeni çetelerinin tehcirden önce 1 milyon Müslüman Türk’ü katlettiğini, İngiliz generali Harbord Harington ile De Robeck hazırladıkları raporda ifade etmektedirler” demiştir.

            Sevr müzakerelerindeki Ermeni delegasyonu başkanı Bogos Nubar Paşa “göçte 260.000 kişi yerlerine varmadı” diye yazmıştı. Ancak bu kişiler hakkında katliam iddiasında bulunmamıştır. Türkler öldürdü diyememiştir.”

            Savaşta karşılıklı çarpışmalar olmuştur. Ermeniler öldürdüler ve öldüler. Yeni yetişen Ermeni kuşakları bu sayıları o kadar çok abarttılar ki, önceleri 250.000 olan sayı daha sonraları 750 bin kişiye, 1990’larda 1 milyon iki yüz elli bine ve günümüzde 1 buçuk milyona çıkmıştır. Herhalde 2010 yılında 2.000.000’e ve birkaç yıl sonra da 3 milyona yükselir.

Ermeni konularında bir uzman olan ve yazdığı “Ermeni Dosyası” isimli eseri Türkçe, İngilizce ve Fransızca olarak basılan emekli Büyükelçi Kamuran Gürün: “Osmanlı Arşivlerinde 1912’de ülkemiz sınırları içerisindeki toplam Ermeni sayısının 1.300.000.000, 1921’de ise 1.025.000.000 olduğuna göre I. Dünya Savaşı sonunda Ermeni sayısında 300.000’e yakın bir azalma olmuştur. Müslümanlardan aynı dönemde 2 milyon bir azalma olduğunu” belirtmiştir.

            Her yıl 24 Nisan’da Ermeniler tarafından sözde soykırım günü kutlanmaktadır. 24 Nisan 1915 tarihinde Ermenilerin soykırıma uğradıkları dile getirilmektedir. Gerçekte 24 Nisan 1915 tarihinde tek bir Ermeni dahi ölmemiştir. 23 Nisan’ı 24 Nisan’a bağlayan akşamı, güvenlik güçleri Ermeni Komite merkezlerine baskın yaparak ihtilal hareketi içerisinde olan 2345 ihtilalci Ermeniyi tutuklamış ve komite merkezlerini kapatmıştır. İsyan planlarının suya düştüğünü gören Eçmiyazin (üç kilise/Ermenistan) kilisesi Başpiskoposu Kework, ABD Devlet Başkanı Wilson’a bir telgraf göndererek; “Hıristiyan Ermenilerin Türkler tarafından katledildiği”ni bildirmiştir. O günden bu yana 24 Nisan tarihi Ermeniler tarafından asılsız soykırım tarihi olarak kutlanmaya başlanmıştır. Oysa bu tarihte tek bir Ermeni ölmemiş, asılsız bir soykırım ise hiç yaşanmamıştır.

            Soykırım düzmecesi, Hıristiyan dünyasının uydurduğu koca bir yalandan ibarettir. Bu yalanın arkasında duran emperyalist güçler, millete olan kinlerini ve bu topraklar üzerinde besledikleri gizli emellerini bu şekilde dile getirmektedirler. Rusya’nın boğazlara kavuşma sevdası, İngilizlerin 3B siyaseti, Fransa’nın Akdeniz bölgesindeki bitmez arzuları, Amerika’nın İsrail ile Ermenistan’ı birleştirecek bir koridor açma ve Orta Doğu hedefleri, Yunanlıların Megalo İdeası ve benzeri çıkarlar. Emperyalist güçlerin bu hayalleri devam ettikçe daha çok soykırımlar gündeme gelecektir.

BİBLİYOGRAFYA

  1. ALTUĞ Yılmaz, “Tarih Boyunca Türk-Ermeni İlişkileri”, Türkiye Gazetesi, 23 Nisan 2001, s. 9

  2. BAYUR Yusuf Hikmet, Türk İnkılâbı Tarihi, İİİ/3, Ankara 1963, s. 38

  3. GÜRÜN Kamuran, Ermeni dosyası, Ankara 1983, s. 213

  4. HALAÇOĞLU Prof. Dr. Yusuf, Ermeni Tehciri ve Gerçekler (1914-1918), Türk Tarih Kurumu, Türk Tarih

      Kurumu Basımevi, Ankara 2001, sah. 47

  5. Hikmet ÖZDEMİR, Kemal ÇİÇEK, Ömer TURAN, Ramazan ÇALIK Yusuf HALAÇOĞLU, Ermeniler:

      Sürgün ve GÖÇ, Türk Tarih Kurumu, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 2004,

  6. James Bryce-Arnold Toynbee, Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermenilere Yönelik Muamele, 1915-1916, Cilt 1,

      Pencere Yayınları, İstanbul 2005, sah. 495-496       

  7. Justin Mc Carty, Muslim and Minorites. s. 112

  8. KANTARCI Dr .Şenol, Birinci Dünya Savaşı'nın Öteki Yüzü; Ordinaryüs Prof. Dr. Tevfik Sağlam’ın 
      "Büyük Harpte 3. Orduda Sıhhî Hizmet İstanbul, 1941" Adli Hazine Değerindeki Eseri ve Düşündürdükleri

  9. Meclis-i Vukelâ Mazbatası, Defter nr. 198, Karar sıra no. 163

10. ÖZFATURA  M.  Necati, “Esas  Soykırımı  Ermeniler  Yaptı”, Türkiye Gazetesi, 22 Mart 2001, s. 9

11. Sadrazam Talat Paşa'nın defteri, Murat Bardakçı, Hürriyet Gazetesi, 26.04.2006

12. SERDAR M. Törehan, Ermeni Tehciri ve Soykırım İddiaları, Uğurel Matbaası,  Malatya 2004, sah. 1

13. ŞFR. Nr. 59/244

14. ŞFR. Nr. 56/149; 55-A/73; nr. 54-A/248

15. Takvim-i Vekâyi, nr. 2189, 18 Recep 1333 ve 19 Mayıs 1331 (1 Haziran 1915)

16. URAS Esat, Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, Belge Yayınları, İstanbul 1976,  sah. 62617.

       YÜCEER Saime,  “Birinci Dünya savaşı ve Kurtuluş Savası Yıllarında Bursa Ermenileri”, Ermeni Sorunu ve

       Bursa Ermenileri, Bursa 2000, s. 70-71

 

BİTTİ

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Lütfen Cevaplayın
Bir yıl kaç günden oluşur? 

Ara
DURUM Temmuz 2010
Bitlis'te bulunduğunuz ilçede belediye hizmetlerinden memnun musunuz?
Evet
Hayır
Ehh işte
Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı - AHLAT GAZETESI
®© 1993-2008 Ahlat Gazetesi Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı Yayın Organıdır.
AHLAT GAZETESİ’nde yayımlanan yazılardan imza sahipleri sorumludur. Her türlü yazı ve makalelerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kısmen veya tümüyle yayınlanamaz. AHLAT GAZETESİ’nin Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı dışında hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

iletişim : i_nalbantoglu@yahoo.com