AHLAT KÜLTÜR SANAT VE ÇEVRE VAKFI
Ana Sayfa > 24 NİSAN VE SOYKIIRIM YALANLARI...
24 NİSAN VE SOYKIIRIM YALANLARI...

                                                         M. Törehan SERDAR                             geçen sayıdan devam..       

            Herhalde 2010 yılında 2.000.000’e ve birkaç yıl sonra da 3 milyona yükselir.

            Bu konu ile ilgili olarak Prof. Dr. Stamford Shaw şunu söylemektedir:

            “Osmanlıların 1,5 milyon Ermeni’yi sistematik olarak soykırıma tabi tuttukları iddiası, 20. yüzyılın en abartılı aldatmacasıdır. Hitler’in gerçek Yahudi soykırımına gölge düşürmektedir.”  

            İngiliz tarihçisi Dr. Andrev Mango; TBMM tarafından düzenlenen “Tarih Boyunca Türk-Ermeni İlişkileri” konulu sempozyuma gönderdiği tebliğde şu bilgilere yer vermektedir:

            “Atatürk; Cumhuriyetin kurulmasıyla beraber geçmişle ilgili hesapları kapattı. Ermeniler ise bunun tersine ve geçmişi tarihçilere bırakmak yerine intikamcı bir yol izleyerek toprak ve tazminat taleplerini gündeme getirmeye çalışmaktadırlar.

            Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermeni nüfusunun yoğun olduğu altı vilayette bile (Vilayet-i Site: Diyarbakır, Van, Bitlis, Elazığ, Erzurum, Sivas) toplam nüfusa oranlarının yüzde 17’yi geçmediği Ermeniler, Osmanlı topraklarında isyan başlatarak ve savaşta taraf olarak yer aldılar.

            Osmanlı arşivindeki belgelere göre 448.000 Ermeni için tehcir kararı verilmiş, bunlardan 382.000 kişinin yerine ulaştığı, geri kalanların ise yolda hastalıktan, yaşlılıktan ve çetelerin baskınında öldüğü anlaşılmıştır. (Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu 438.758 Ermeni’nin sevk edildiğini, bunlardan 382.148 kişinin yerlerine vardığını bildirmektedir).

            Batılı tarihçilere göre tehcir esnasında hastalık, açlık, salgın hastalıklar, aşiret kavgaları, kıtlık, hava şartları ile 300 bin Ermeni ölmüştür. Ama soykırım yapılmamıştır. 2 milyon insan ise asla değildir. Hatta 300 bin rakamını bile abartmışlardır. Tarihçi Prof. Dr. Stanford Shaw’a göre ölenlerin sayısı 200 bindir. İngiliz gizli servis mensubu Toynbee bu sayıyı 600 bine çıkarmıştır. Tarihçilere göre tehcir dâhil Birinci Dünya Savaşında ölen bütün Ermenilerin sayısı toplam 200–300 bindir (Aslında ölen Ermeni sayısı 60–65 bin civarındadır. 200.000 binden fazla Ermeni, Rusların, 40 bin civarında Ermeni ise Fransızların safında Osmanlı’ya karşı savaşırken ölmüştür. Bunları da eklediğimiz zaman 300.000 rakamına ulaşılır).      

            3 İngiliz generalinin hazırladığı raporda ise Ermenilerin bir milyon Türk’ü katlettiği yer alır. Çarlık Rusya’sının Dışişleri Bakanı Sazanoff’un, Çar vekili Nikolayeviç’e 27 Haziran 916’da yolladığı telgrafta: “Ermenilerin Doğu Anadolu’da hiçbir zaman çoğunlukta olmadığını, çoğunluğun her zaman Türklerde bulunduğunu, bu şartlar altında bir Ermenistan muhtariyetinin kurulması, azınlığın çoğunluğu idare etmesi bir haksızlık olacaktır.” demektedir.

            Aynı yazar bir başka yazısında: “Ermeni çetelerinin tehcirden önce 1 milyon Müslüman Türk’ü katlettiğini, İngiliz generali Harbord Harington ile De Robeck hazırladıkları raporda ifade etmektedirler.

            1932’den bu yana 3006 yabancı tarihçi ve uzman, Osmanlı arşivlerini incelemiş ve soykırım ile ilgili hiçbir belge bulamamışlardır. Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan ve neşredilen – Arşiv Belgelerine Göre Kafkaslarda ve Anadolu’da Ermeni Mezalimi – isimli 4 ciltlik eserde 1914–1921 yılları arasında Ermenilerin katlettiği 517.955 kişiye ait belgeler, yerleri, tarih ve cinayetin nasıl işlendiği resmi kayıtlarla sabittir. Buna Anadolu’nun diğer yerlerindeki katliamlar eklendiğinde İngiliz generallerinin 1 milyon Türk’ün katli raporu doğrulanmaktadır.”

            1982 yılında Münih’te “Dünyadaki Ermenilerin Sorunları Kongresi”nde konuşan Ermeni Profesör Hovannisian, şu gerçeği itiraf etmektedir. “Ermeni soykırımı ispatlanamamıştır. Soykırım hukuken geçersizdir. Ve zaten zaman aşımına da uğramıştır

            Şimdi iyice düşünmek gerekiyor. Müslüman Türk Milleti Anadolu’ya girdiği 1038 tarihinden Kurtuluş Savaşına kadar Anadolu topraklarında Ermenilerle beraber yaşadık. Ermenileri katletmek isteseydik 850 sene beklemezdik. Anadolu’ya girdiğimiz günlerde yok ederdik. Ya da cihan hâkimiyeti olduğumuz günlerde. Bu kadar beklememize gerek yoktu. Oysa onlara insanlıklarını hatırlattık. Onlara değer verdik. Onlara sadık millet manasına gelen “Millet-i Sadıka” dedik. Onları askerlikten muaf saydık. Ticareti ellerine verdik. Onlardan Paşa, Milletvekili, Elçi ve Bakan yaptık. Osmanlı Devletinde 19. yüzyılda 29 Ermeni bürokraside en üst rütbe olan paşalığa terfi ettirildi, 22 Ermeni’ye Dışişleri Bakanlığı dâhil Bakanlık verilmiş, 33 Ermeni Milletvekili olarak atanmış, 7 Ermeni Büyükelçi, 11 Ermeni Başkonsolos ve 11 Ermeni’de Profesör olarak atanarak son derece önemli mevkilerdeki görevlere getirilmiştir. Şimdi düşünelim. Bu kadar âlicenap davranan bir milletin soykırım veya katliam yapması mümkün müdür? Bu sadece bu büyük millete atılan bir çamurdur. Unutulmasın ki güneş hiçbir zaman balçıkla sıvanmaz. Soykırım düzmecesi, Hıristiyan dünyasının uydurduğu koca bir yalandan ibarettir. Bu yalanın arkasında duran batılı güçler, bu yüce millete olan kinlerini ve bu topraklar üzerinde besledikleri gizli emellerini bu şekilde dile getirmektedirler. Rusya’nın boğazlara kavuşma sevdası, İngilizlerin 3B siyaseti, Fransa’nın Akdeniz bölgesindeki bitmez arzuları, Amerika’nın İsrail ile Ermenistan’ı birleştirecek bir

koridor açma ve Orta Doğu hedefleri, Yunanlıların Megalo İdeası ve benzeri çıkarlar.

            Gerçekten böyle bir soykırım olmadığını batılı devletler çok iyi bilmektedirler. Ama onlar milli dış politikalarını Türk düşmanlığı üzerine kurmuşlardır. Asırlardır süre gelen “İslam’ı doğduğu Arap çöllerinde boğma, Türkleri geldikleri Asya steplerine sürme” hayalleri, günümüzde de olanca varlığıyla sürmektedir.

             Soykırım yalanı ilk defa İngilizler tarafından ortaya atılmıştır. Ermenilerin savunduğu soykırım masalı; James Bryce ve Arnold Toynbee tarafından yazılan Blue Book (Mavi Kitap) isimli esere dayanmaktadır. Bu kitap aslında İngiliz İstihbaratının yalan haber üretme makinesinin bir ürünüdür. Birinci Dünya Savaşı sırasında gerek Almanya’ya gerekse Osmanlı Hükümeti’ne karşı yalan ve karalama kampanyası yürüten ve bu amaçla İngiltere’de Wellington House’de özel bir Savaş Propaganda Bürosu (War Propaganda Bureau) kuran İngilizler, Anadolu’da faaliyet gösteren Amerikalı misyonerler ve İstanbul’daki Amerikan Büyükelçiliği’nin de işbirliği ile belgelere dayanmayan ve tamamen dedikodu ve düzmece bilgilerle sözde Ermeni katliamları senaryolarını yazdılar.    

            Amerikalı tarihçi ve Osmanlı Uzmanı Prof. Justin Mc. Carthy, bir süre önce Londra’da SOAS’ta (School of Oriental and African Studies) verdiği konferansta, bu olayı şöyle açıklamaktadır:

            “Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde Wellington House’de gizli bir propaganda birimi kuruldu (2 Eylül 1914-Z.A). Bu birimin amacı, İngiltere’nin düşmanlarını karalamak, Amerika nezdinde İngiliz görüşüne destek sağlayabilmek ve İngiltere’de savaş sırasında moralleri yüksek tutmaktı. Wellington House’deki birimin başında Charles Masterman adlı bir Liberal Milletvekili vardı. Llyod George’un (David, İngiltere Maliye Bakanı) çok yakın bir danışmanıydı. Bu büroda çalışanlar arasında İngiltere’nin ABD Büyükelçiliği de yapan ve ABD’de çok sayıda dostu bulunan ve bir entelektüel olan James Bryce bir da bulunuyordu. Onun yardımcılarından birisi de Arnold Toynbee adında genç bir tarihçiydi. Savaş sırasında Wellington House’nin çalışma kayıtları imha edildi. Ve hatta böyle bir birimin var olduğu bile 1935 yılına kadar gizlendi. Ancak, kaynaklara ilişkin bir defterin kazayla günümüze kalabilmesi sayesinde bu birimin kullandığı kaynakları öğrenebildik. Ayrıca, burada imha edilen yayınların neler olduğunu ve o zamanın teknolojisiyle inanılmaz bir çabayla ABD’ye sevk edilen 7 milyon adet belgenin varlığını ortaya çıkardık. Ne yazık ki Bryce-Toynbee belgeleri İngiltere ve ABD’de genel bir kabul gördü ve Ermeni milliyetçileri tarafından kullanıldı.” 

            Her yıl 24 Nisan’da Ermeniler tarafından sözde soykırım günü kutlanmaktadır. 24 Nisan 1915 tarihinde Ermenilerin soykırıma uğradıkları dile

getirilmektedir. Gerçekte 24 Nisan 1915 tarihinde tek bir Ermeni dahi ölmemiştir. 23 Nisan’ı 24 Nisan’a bağlayan akşamı, güvenlik güçleri Ermeni Komite merkezlerine baskın yaparak ihtilal hareketi içerisinde olan 2345 ihtilalci Ermeniyi tutuklamış ve komite merkezlerini kapatmıştır. İsyan planlarının suya düştüğünü gören Eçmiyazin (üç kilise/Ermenistan) kilisesi Başpiskoposu Kework, ABD Devlet Başkanı Wilson’a bir telgraf göndererek; “Hıristiyan Ermenilerin Türkler tarafından katledildiği”ni bildirmiştir. O günden bu yana 24 Nisan tarihi Ermeniler tarafından asılsız soykırım tarihi olarak kutlanmaya başlanmıştır. Oysa bu tarihte tek bir Ermeni ölmemiş, asılsız bir soykırım ise hiç yaşanmamıştır.

Bütün bu gerçeklere rağmen asılsız soykırım iddiaları hala gündemde, hala tazeliğini korumaktadır. 2006 yılı içerisinde Polonya, Almanya ve Arjantin’le beraber bazı ABD eyaletleri asılsız soykırım iddialarını kabul etti. Polonya varlığını Osmanlı’ya borçlu olduğunu sürekli dile getirmesi rağmen asılsız soykırımı kabul etti. Ya Almanya; onların yüzünden birinci dünya harbine girdik, onlar için birçok cephede, Galiçya’da öldük. Ama onlar bunları hatırlamadan asılsız soykırımı kabul ettiler. İngiltere parlamentosundan; “Mavi Kitabın propaganda amaçlı yazıldığı” ile ilgili ses seda çıkmadı. Demek ki batılı ülkeler ön yargılı kararlarını çoktan vermişlerdir.

            Bırakın 90 yıl önce cereyan eden olayları, yakın tarihe bakalım. Onlarca Büyükelçilik görevlimiz Ermeni terörü Asala tarafından katledildi. Halen Azerbaycan toprağının %20’si Ermeniler tarafından işgal edilmiş, binlerce masum Azeri katledilmiş, bir milyon civarında Azeri Türkü kendi vatanında mülteci konumuna düşmüştür. Bu olaylar yakın tarihte ve dünya kamuoyu önünde cereyan eden olaylardır. Uygar geçinene batı dünyası bütün bu katliamlara seyircisiz kalmış, kalacaktır da. Bir Ermeni için bütün dünya ayağa kalkarken, Azerilerin feryadını duyan yoktur. Bu çifte standart, batı dünyasının ne kadar önyargılı ve düşmanca tutum sergilediğini göstermektedir.  

            Bizler istediğimiz kadar asılsız soykırım iddiaları gerçeklerden uzak, propaganda gayeli, batılı ülkeler bu kararı siyasi olarak alıyor, bu işi tarihçilere bırakalım, gelin birlikte araştıralım desek de sonuç değişmeyecektir. Bu devletler ilmi olarak değil, siyasi olarak kararlarını çoktan vermişlerdir. İstediğimiz kadar arşivlerimizi açalım, başta Ermeniler olmak üzere hiç kimse buna yanaşmayacaktır. Biz tarihimizden, arşivlerimizden sonuna kadar eminiz.

            Tarihimizle yüzleşmeye hazırız.  O zaman yapılacak iş nedir? Yapılacak şudur: Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bir karar alarak bu meseleyi Birleşmiş Milletlere taşıması gerekir. Nasıl ki 1918 yılında Osmanlı devleti savaşa taraf olmayan İspanya, Danimarka gibi ülkelerden bağımsız bir komisyon  kurulmasını istediyse de, aynı başvuruyu BM’ye yap

malı ve Tarihçilerden, Hukukçulardan, Ekonomistlerden, Sosyolog ve dil bilimcilerden kurulu bir komisyon kurulmasını istemelidir. Bu komisyon bütün arşivleri; Osmanlı Arşivi, Rus, Alman, Fransız, İngiliz ve özellikle Ermenistan’daki arşivleri incelemelidir. Bu incelemeyi yapabilmesi için de Erivan’daki soykırım Arşivi’nin, Kudüs ve Lübnan arşivleriyle ABD’nin Boston’daki Taşnaklara ait Zoryan Arşivi’nin açılması gerekir. Bütün bu arşivlerde önyargısız araştırma yapılması, çıkacak sonuca bütün ülkelerin razı olması gerekir. Aksi takdirde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin günlük kararlarıyla bu mesele uzayıp gidecek, asılsız soykırımı kabul eden ülkeler gün geçtikçe artacaktır. Hatta biz bu yola başvurmazsak ileriki bir tarihte Ermeniler ve Ermeni sevdalıları BM’ye başvuracaktır.

                                                 BİTTİ

 BİBLİYOGRAFYA

  1. ALTUĞ Yılmaz, “Tarih Boyunca Türk-Ermeni İlişkileri”, Türkiye Gazetesi, 23 Nisan 2001, s. 9

  2. BAYUR Yusuf Hikmet, Türk İnkılâbı Tarihi, İİİ/3, Ankara 1963, s. 38

  3. GÜRÜN Kamuran, Ermeni dosyası, Ankara 1983, s. 213

  4. HALAÇOĞLU Prof. Dr. Yusuf, Ermeni Tehciri ve Gerçekler (1914-1918), Türk Tarih Kurumu, Türk Tarih

      Kurumu Basımevi, Ankara 2001, sah. 47

  5. Hikmet ÖZDEMİR, Kemal ÇİÇEK, Ömer TURAN, Ramazan ÇALIK Yusuf HALAÇOĞLU, Ermeniler:

      Sürgün ve GÖÇ, Türk Tarih Kurumu, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 2004,

  6.James Bryce-Arnold Toynbee, Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermenilere Yönelik Muamele, 1915-1916, Cilt 1,  Pencere Yayınları, İstanbul 2005, sah. 495-496

  7. Justin Mc Carty, Muslim and Minorites. s. 112

  8. KANTARCI Dr .Şenol, Birinci Dünya Savaşı'nın Öteki Yüzü; Ordinaryüs Prof. Dr. Tevfik Sağlam’ın  "Büyük Harpte 3. Orduda Sıhhî Hizmet İstanbul, 1941" Adli Hazine Değerindeki Eseri ve Düşündürdükleri

  9. Meclis-i Vukelâ Mazbatası, Defter nr. 198, Karar sıra no. 163

10. ÖZFATURA  M.  Necati, “Esas  Soykırımı  Ermeniler  Yaptı”, Türkiye Gazetesi, 22 Mart 2001, s. 9

11. Sadrazam Talat Paşa'nın defteri, Murat Bardakçı, Hürriyet Gazetesi, 26.04.2006

12. SERDAR M. Törehan, Ermeni Tehciri ve Soykırım İddiaları, Uğurel Matbaası,  Malatya 2004, sah. 1

13. ŞFR. Nr. 59/244

14. ŞFR. Nr. 56/149; 55-A/73; nr. 54-A/248

15. Takvim-i Vekâyi, nr. 2189, 18 Recep 1333 ve 19 Mayıs 1331 (1 Haziran 1915)

16. URAS Esat, Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, Belge Yayınları, İstanbul 1976,  sah. 626

17. YÜCEER Saime,  “Birinci Dünya savaşı ve Kurtuluş Savası Yıllarında Bursa Ermenileri”, Ermeni Sorunu ve        Bursa Ermenileri, Bursa 2000, s. 70-71

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Lütfen Cevaplayın
(d) Parantezin içindeki harfi yazın? 

Ara
DURUM Temmuz 2010
Bitlis'te bulunduğunuz ilçede belediye hizmetlerinden memnun musunuz?
Evet
Hayır
Ehh işte
Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı - AHLAT GAZETESI
®© 1993-2008 Ahlat Gazetesi Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı Yayın Organıdır.
AHLAT GAZETESİ’nde yayımlanan yazılardan imza sahipleri sorumludur. Her türlü yazı ve makalelerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kısmen veya tümüyle yayınlanamaz. AHLAT GAZETESİ’nin Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı dışında hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

iletişim : i_nalbantoglu@yahoo.com