26 AĞUSTOS 1071 AHLAT
|
Ahlat, büyük bir zafere ev sahipliği yapan, Anadolu'nun Türklere açılmasının kilidini kıran bir coğrafyanın adıdır. Aynı zamanda da büyük kumandan Sultan Alparslan'ın savaş karargahıdır.
Zafer öncesi yıllarda, Bizans Doğu Ordular Komutanı Domesticos, büyük bir ordu ile gelerek Ahlat'ı işgal etmişti. Kenti ele geçiren Domusticos'un ilk işi, kalıntıları 70'li yıllarda ortaya çıkarılan döneminin en büyük ibadethanelerinden olan Ahlat Ulu Cami'nin minberini söküp, yerine büyük bir haç koymak olmuştur. Bitlis’te de aynı şeyi yapan Domesticos, yöreye büyük bir şiddet ve korku salmıştı. Bu şiddet ve zorbalık karşısında kenti terk eden halk, ileri gelenlerini Halife'den yardım istemek üzere Bağdat'a gönderdiler. Ancak umdukları ve bekledikleri yardımı alamadılar. Bunun üzerine işgal güçleri ile bölgede bulunan Ermeniler arasında nüfuz mücadelesi başlamıştı. İsyan üzerine isyan eden Ermeniler, ne halka ne de Bizans yönetimine huzur vermiyorlardı. Bunun üzerine bölgeye gelen Bizans İmparatoru çevrede büyük tahribata başladı. Bunun ardından baş gösteren isyanlar Bizans yönetimine zor anlar yaşatıyor, zaman zaman da aciz ve çaresiz durumlara düşürüyordu.
Sultan Alparslan, karargahını Ahlat'ta kuran ve önemli yararlılıklar gösteren Emir Sanduk'a Ahlat'ı bırakmıştı. Türkistan'dan kitleler halinde gelen Oğuzlar, çevrede yoğunlaşıyorlardı. kendilerine yurt edinme, hayvancılık ve diğer işlerle meşgul olmanın yanında, kendilerinden sonra gelecek olan Oğuz Taifelerine yer ve mekan hazırlıyorlardı.
XI. yüzyıl başlarından itibaren doğudan gelip, kitleler halinde Anadolu'ya ilerleyen Türkmenler, Bizans İmparatoru'nu omdukça rahatsız ediyordu. Yıllarca süren Selçuklular'ın bu hareketlerine bir son vermek ve bu topraklardan kesin olarak çıkarılmalarını sağlamak amacıyla büyük bir sefer hazırlığına başlanmıştı. Bizans İmparatoru, bu sefer için büyük ve muazzam bir ordu kurma hazırlığı içine girmişti. Bu ordu da; Peçenek, Uz, Kıpçak, Hazar Türkleri, Slav, Alman, Bulgar, Ermeni ve Gürcüler'den oluşuyordu. Hazırlıklarını tamamlayan İmparator, İstanbul'dan hareket etti, bazı kuvvetlerin gelip kendisine katılacağını umduğu için, sakarya ırmağı kıyısında konaklayıp zaman kazanmaya çalıştı. Bu sırada, Sultan Alparslan Halep önlerinde bulunuyordu. Ahlat halkının önde gelenlerinden bir grup, Sultan Alparslan'a giderek, Bizans İmparatoru'nun üzerlerine gelmekte olduğunu haber verdiler. Bu haber üzerine süratle geriye dönen Sultan, Ahlat'a gelerek burada konakladı. Sultan Alparslan'ın Ahlat'ta bulunduğu sırada, Bizans İmparatoru, Selçuklu kuvvetlerinin savunduğu Malazgirt'i alarak, halkı kılıçtan geçirip buraya yerleşmişti. Böylece, XI. yüzyılın süper güçleri, biri Malazgirt, diğeri Ahlat'ta olmak üzere 20 km.lik bir mesafede karşı karşıya konuçlanmışlardı.
Sultan Alparslan, Ahlat'a geldiğinde, Bizans askerlerinin Ahlat ve çevresinde faaliyet halinde olduklarını gördü. Bunun üzerine hemen harekete geçti. Ahlat'ta bulunan Emir Sanduk Bey'i, hassa askerlerinden bir birliğin başına geçirerek, öncü kuvvet olarak Malazgirt'e doğru harekete geçirdi. Bu öncü kuvvet, Ahlat'ın hemen yakınındaki, Bizans ordusuna uğur getirdiğine inanılan haçı taşıyan birliklerle karşılaştı. Bu birlikler on bin askerden oluşuyordu. Her iki güç arasında şiddetli çarpışmalar kaçınılmaz olarak meydana geldi. Sanduk Bey, sayıca çok az olan gücüyle, bu büyük güce karşı galip gelmesini başarmış, üstüne de Bizans'ın Rus komutanı Basilakes'i de esir almıştı. Bununla beraber Bizans'a uğur getirdiğine inanılan haçı da ele geçirmişti. Emir Sarduk Bey, esir aldığı kumandan ve uğurlu olduğu öne sürülen haç ile Sultan Alparslan'ın huzuruna çıktı. Sultan Alparslan da esir kumandan ile haçı, o sırada Bağdat'ta bulunan Halife'ye gönderdi.
Uzun bir süreden beri Ahlat'ta bulunan ve tüm hazırlıklarını tamamlayan Sultan Alparslan, 24 Ağustos 1071'de Ahlat ile Malazgirt arasında bulunan Zahve mevkiine gelerek burada savaş karargahını kurdu. Savaş öncesi, son kez Bizans İmparatoru'na savaştan vazgeçip memleketine dönmesi için elçi gönderen Sultan Alparslan'ın elçilerini sert ve kaba bir biçimde geri gönderen İmparator, savaşı kazanacağından emin olduğunu şu sözlerle ifade etti; "Ben ,bu üstün ve kudretli duruma pek çok para ve çaba sarfederek kavuştum. Barış ancak ve ancak Selçuklu başkenti Rey'de yapılacaktır. Ben islam ülkelerine kendi ülkem gibi hakim olmadıkça asla ğeri dönmeyeceğim." Bu sözlerin ardından elçiye dönerek "İsfehan mı güzeldir, Hamedan mı?" diye sormuştur. Bunun üzerine elçiden "İsfehan" yanıtını alan İmparator, "Öyleyse İsfehan'da kışlayacağım, hayvanlarımız ise Hamedan'da kışlayacaktır." şeklindeki alaycı sözleri üzerine, Sultan Alparslan'ın elçisi; "Hayvanlarınız Hamedan'da kışlayabilirler, ama sizin nerede kışlayacağınızı bilemem." şeklinde bir yanıt vererek, İmparator'un alaycı tavrına gerekli dersi vermiştir.
26 Ağustos 1071 Cuma günü, tüm İslam ülkelerindeki camilerde Sultan Alparslan'ın komutasındaki ordunun muzafferiyeti için dualar edildi. Bağdat'ta bulunan Halife de bizzat minbere çıkarak Sultan Alparslan'ın ordusu için dua etmiştir.
Sultan Alparslan, 26 Ağustos 1071 Cuma günü bütün kumandan ve askerleri ile birlikte Cuma namazını kıldı ve onlara tarihi konuşmasını yaptıktan sonra cepheye atıldı.
Kıyasıya geçen savaş Sultan Alparslan'ın zaferiyle ve Bizans İmparatoru Romen Diyojen'in esir alınmasıyla sonuçlanmıştı. Sultan Alparslan, büyük bir erdemlilik göstererek esir İmparator'u hiç beklemediği bir şekilde ağırlamış ve çok nazik davranmıştı.
Bu büyük zaferin ardından Anadolu'nun tüm kapıları ardına kadar Türklere açılmış, Anadolu'nun ilelebet bir Türk yurdu olması sağlanmıştır. Bu tarihi gerçek karşısında Ahlat'ın bu stratejik ve askeri önemi, üstlendiği misyon somut bir biçimde ortaya çıkmıştır.
Her yıl Malazgirt Zaferi'nin kutlamaları yapılırken Ahlat'ın bu özelliğinin gözden kaçırılmaması, gereken önem ve özenin gösterilmesi gerekmektedir.
Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.