|
Dr.Yaşar KALAFAT geçen sayıdan devam…
Bal ise yeni yuvada tatlılığı temsil eder. Kuran’ın altından geçmek İslami töreye uygun bir yaşam seçmek anlamına gelir.
Kızamıktan korunmak ve hafif atlatılması için hasta olana al/kırmızı giydirilir. Diğer Türk kültürlü halklar gibi kırmızı örtüler kullanılır. Kırmızı tatlılar mesela pekmez yedirilir. Birçok yerde kızamık şurubu, kızamık şekeri yedirilir içirilir. Adlandırılmalardaki kelimeler değişmiş olmasına rağmen halk inançlarındaki korunma biçimleri ile inançlar değişmemektedir. Halk inançlarının kök hücreleri adeta müşterektir.
Ahlat’ta loğusa hanım aynaya bakmaz. Zira inanışa göre 40 gün cinler lohusanın başına tebelleş olurlar. Aynaya bakar veya yalnız bırakılırsa cinler veya deniz karısı lohusanın ciğerini yerler.
Aynaya gece bakılmayacağı ve lohusaların 40 gün korunmaları gerektiği inancı yukarıda da aşiretler bazında bilgi verilirken belirtildiği gibi Türk kültürlü halklarda ortak olan bir inançtır. Ancak bunu yapanın Al karısı olduğu bilinmekte idi. Ahlat’tan derlenilen bilgi ile Deniz Karısı ismi de sisteme karışmış olmaktadır. Al karısı loğusa kadının ve bebeğinin ciğerini söktükten sonra yemek için su kenarlarına bilhassa değirmenin bendine götürdüğü inancına, şimdi bir de göl kıyısı eklenmiş bulunmaktadır. Bu tezahüre inancın çevre şartlarındaki şekillenmesi gözü ile bakılabilir. Yalnız bırakılmış vücudu zayıf düşmüş, ateşli annenin aynada bir şeyler görüp korkması her zaman mümkündür.
Gece anaya bakan genç kızların kısmetlerinin kesileceği inancının yanı sıra, ayna genç kızların elinde kırılır ise o kızın kaderinin bağlanmışlığına inanılır. Mevlit okunan ve namaz kılınan yerlerde ayna bulundurulmaz, kişi kendisini aynada görmesi halinde namaz mekruh olabilir inancı vardır.
Sarıkamış’taki Kafkasya göçmenlerinin muayyen gecelerde kısmetlerini tahmin konusunda yaptıkları uygulamalarda aynadan da yararlandıkları bilinmektedir.
Ahlat’taki bir inanca göre kişi hiç kalmadığı bir evde ilk yattığı gece yastığının altına bir ayna koyar, bir niyet tutar ise, ileride evleneceği kimseyi rüyasında göreceğine inanılır.
Al karası, Behranlı Aşiretinde Şıvat olarak bilinir. Şıvat ilk karşılaştığı insandan korktuğu gibi, keza erkek attan korktuğu şekilde bir inanç da vardır. Şıvat’ın bağlı atı gece bindiğine de inanılır. Bu inanç Türk kültür coğrafyasında çok yaygındır ve bununla ilgili birçok efsane de vardır.
Ahlat’ta bir de Şubat karısı inancı vardır. Şubat ayında doğum yapan kadınların Şubat karısı tarafından ciğerinin yenilebileceğine inanılır. Şubat karısı ile Şıvat ne derece aynıdırlar bilemiyoruz. Şubat karısından korunmak için lohusanın yanına yastığının altına fırkete, bıçak , makas konur, bulunduğu odanın duvarına silah asılır. Bu kadını sadece loğusa kadın görebilir, onun gözüne görünür, o eşini çağırır ve silah atmasını sağlar. Silah sesinden korkan Şubat karısı gider. Gitmemesi halinde lohusanın ciğerini götürüp yiyeceğine inanılır. Şubat karısından korunmak için diğer aylarda da tedbir alınır, ancak o daha ziyade Şubat ayında etkilidir. Onun diğer adı Deniz karısı’dır. Şubat karısından korunmak için lohusanın kapısında at kişnetilir. Erkek atın gözüne gözüktüğüne inanılır, ve attan korktuğu kanaati vardır.
Anılan kara iye için aylardan Şubat adının seçilmiş olması bu ayın özellikle bazı yörelerde de soğuk geçmesi, ateşli hastalık yaşayan anne adayı itibariyle anlamlı olmalı. Şubat Anası tanımlaması Doğu Karadenizde de bilinmektedir. Şıvat adını da biz Elazığ’dan da benzeri etkinlikleri ile bilinen iye olarak hatırlıyoruz. Şıvat muhtemelen Şubat’ın farklı telaffuz edilmiş şeklidir.
Bir değerlendirmemizde kara iyeleri bir kefeye koyarken bunları genel olarak bir cin türü olarak da mütalaa ediyorduk. Şükran Akyürek lohusa anneyi ve balasını cin çarpabileceğini ancak Şubat karısının cin olmadığı kanaatindedir.
Kara iyelerin tanım ve tesniflerini özelliklerindeki farkılıklarla birlikte tespit edip yansıtabilmek sanıldığından daha zordur. Bu tür nesnelleştirilemeyen varlıklar konusunda kaynak doğal olarak duyumlarını açıklamakla yetinmektedirler. Hal bu olunca net teşhislerin konulması bu konularda daha çok bilgilerin derlenip tekrar tekrar değerlendirilmeye tabi tutulmaları gerekecektir.
Heloye aşiretinde değir birçok yöremizde olduğu gibi Albastı, karabasan olarak da geçer. Karabasandan korunmak için muhakkak lohusanın yanında bir kimse ona arkadaşlık etmelidir. Ayrıca lohusanın bulunduğu odada kara renkli bir şeyin bulunmaması gerektiğine inanılır.
Doğu Karadeniz bölgesinde kendisinden korunmak isteyenleri sorgulayan bir kara iyenin varlığına inanılır. Bu iyenin, adın ne, ne iş yaparsın, nerelisin, nereden gelirsin, nereye gidersin gibi yedi sorusuna vrilecek cevapların hepsinin “kara” ön ekli başlaması gerektiğine inanılır. Adım Kara Osman, Karamanlıyım, gibi.
Ahlat’ta 110 lakaplı aile vardır, bunlardan birisi de “Ağzıkaralar”dır. Kayak Ailesi’de Kayılarla bağlaştırılarak izah edilmektedir.
devam edecek…