|
Mustafa YILDIRIM
Anayasa Mahkemesi Üyesi-Bitlis Eski Valisi
Bir toprağa sahip olmak, yurt edinmek; onun üzerinde kalıcı eserler yaratmakla mümkündür. Eserler milletin kültürünü, kimliğini ortaya koyarlar. İmar edilen toprak, vatan haline gelir. Vatan ise korumak için gerektiğinde her şeyden aziz bildiğimiz, camınızı bile vermeye hazır olduğumuz kutsal bir varlıktır. Vatanını en çok seven kişi çalışıp üreterek onu yüceltendir.
Türkler, Malazgirt Zaferi’nden önce Ahlat’a yerleşmişlerdir. Ahlat Anadolu’ya açılan ilk Türk kapısıdır. Kentteki camiler. Kümbetler, Selçuklu mezarlığı, köprüler, hamam ve su yolları Atalarımızca inşa edilmiştir. Günümüzde de dimdik ayakta durmaktadır. Ahlat, Türklerin Anadolu’da en az bin yıl önce medeniyet kurduklarının canlı tanığıdır. Bunun için “Ahlat, Türklerin elinde Anadolu’nun tapusudur” diyorum.
1986 Yılı kışında Bitlis’te göreve başladım. O yıl bölgeye birkaç metre kar yağmıştı. Olağan kutlama telefonlarının geldiği ilk günlerin birinde özel kalem müdürü; “Prof.Dr. Haluk Karamağaralı arıyor” diyerek telefonu bağladı. Böyle birisini tanımıyordum. Her halde Bitlisli bir bilim adamıdır diye düşündüm.
Sayın Karamağaralı, önce kendisini tanıttı. Başarı dileklerini ilettikten sonra, “Sayın Valim sizden bir ricam var.” dedi.
Sayın Karamağaralı benden herhalde memur tayini istemeyecekti. Görevine daha dün başlayan validen acaba ne isteyebilir diye merak ediyordum.
“Sayın Valim, Büyük Türk Hakanı Alparslan’ın Malazgirt Savaşı’ndan önce son Cuma namazını kıldığı cami Ahlat’tadır. Caminin bulunduğu yerin üzerinde halen bir ilkokul bulunmaktadır. Tarihi camiyi ortaya çıkarmak için ilkokulun kaldırılması gerekiyor. Takdirlerinize sunuyorum.” dedi.
Sayın Hocam, Bitlis’te metrelerce kar var. Şu anda çocuklara başka bir yer temin edemem. Hem siz de bu mevsimde kazı yapamazsınız. Ama yazın mutlaka kaldırırım. “Sayın Valim, kusura bakmayın. Sizden evvelki valiler de aynı şeyi söylemişlerdi de”
Sayın Hocam, ne diyebilirim ki, bir de beni deneyin dedim. O yaz ilk işim o okulu başka bir yere taşımak oldu.
Prof.Dr.Haluk Karamağaralı ve eşi rahmetli Prof.Dr.Beyhan Karamağaralı, Ahlat’taki Türk eserlerini ortaya çıkarmak için her türlü imkansızlığa rağmen ibadet edercesine çalıştılar. Umarım nöbeti devralan Doç. Dr. Nakış Karamağaralı’ya gerekli destek verilir de, Türkler’in Anadolu’ya ilk adımı attıkları “Anıt Şehir Ahlat”ın toprak altında saklı müstesna Türk eserleri kısa zamanda gün yüzüne çıkarılarak Türklüğün ve insanlık aleminin istifadesine sunulur.
Ahlat, Van Gölü’nün en güzel yerine kurulmuştur. Henüz kirlenmemiş Göl’ün etrafında doğal plajlar vardır. Van Gölü, bölge halkının deniz ihtiyacını karşılayacak büyüklüktedir. Tesis sorunu çözüldüğü takdirde birçok yerli ve yabancı turistin görme ya da tatil amacıyla Ahlat’a gideceğine inanıyorum…
Görev yaptığım sürede Ahlat’ın tarihi ve doğal güzelliklerini öne çıkararak turizm hareketliliği yaratmayı amaçladım. Konaklama ihtiyacının giderilmesi için Ahlat Belediyesi ile İl Özel İdaresinin yarı yarıya ortak olduğu Selçuklu Oteli’ni yaptık. Yine Bitlis7in önderliğinde yedi ilin katılımıyla da Van Gölü Çevresi Vilayetleri Birliği’ni kurduk. Vali arkadaşlarımın katılım ve katkılarıyla Birlik Eğitim ve Dinlenme Tesisleri’nin temelini attık. Amacım Van Gölü çevresindeki başta mülki idare amirleri olmak üzere, İçişleri mensupları ve Genel Meclis Üyelerine göl kenarında tatil yapma olanağı sağlamaktı. Tesisin zaman içerisinde halka açılması da planlanmıştı. Yine bu tesislerde eğitim amaçlı toplantılar yapılacaktı.
Ahlat’ın kısa zamanda bölgenin cazibe merkezi haline gelmesini istiyordum. Ne var ki çözülemeyen asayiş sorunu Ahlat’ı da olumsuz yönde etkiledi ve tesislerin bitirilmesi hem çok gecikti, hem de amaca uygun kullanılmaları mümkün olmadı.
İnanıyorum ki bu sorunlar kısa zamanda aşılacak, Atalarımızın bin yıl önce eserlerle donatarak bize emanet ettiği Ahlat tarihi kişiliğine yaraşan onurlu yerini alacaktır.
Her türlü zorlukları aşarak 15 yılı aşkın bur süredir “Ahlat Gazetesi”ni çıkaran Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı Başkanı Sayın İlhami Nalbantoğlu’nu ve kendisine destek verenleri içtenlikle kutlarım. Unutmayalım ki; Ahlat’ın kalkınması ve gelişmesi için en başta görev Ahlatlılara, Bitlislilere ve onların dostlarına düşmektedir.
Yirmi yıl önce ayrıldığım ancak kalbimde yaşattığım “Anıt Şehir Ahlat”a selam olsun…