|
Kentler geçmişte yaşanmış uygarlıkların insanlara bıraktığı bir kültürel mirasın kaynağıdır. Ben bu kaynaktan çok yararlandım. Bu nedenle bu kaynağın önemine inananlardanım.
Kentler, sevdiğimiz diğer şeyler gibi, anlam kazandıklarında ilham kaynağı olabilmektedirler, bu nedenle Ahlat benim için her zaman eşsiz bir esin kaynağı olmuştur. Bu yüzden tarihindeki zenginlik benim gönlümde yeni kuşağa aktarılması gereken en önemli husus olmuştur.
Ahlat, tarih boyunca insanların göz koyduğu bir sevgili olma özelliğini korumuştur. Bu yüzden çok el değiştirmiş, defalarca işgal görmüş, yakılıp yıkılmış, yerle bir edilmiş, depremlerle mahvolmuş, doğal afetlerle yok olmanın eşiğine gelmiştir.
Büyük bir depremin ardından 300.000 nüfuslu bir kentin 60.000’e yakın insanını Ahlat’tan Kahire’ye göç etmesiyle büyük bir nüfus kaybı yaşamıştır. Her türlü olumsuzluğa karşın Ahlat her seferinde kendisini ve bünyesinde barındırdığı tarihi zenginliği ile bir kültür ve sanat kenti olma özelliğini korumasını başarmıştır.
Ben bu topraklarda doğup büyüyen bir birey olarak, buradan aldığım temel kavramlar nedeniyle buraya borcum olduğunu düşünüyorum. Bu borcumu ödemek zorunda olduğuma inanıyorum. Bu nedenle bazı olumsuzlukları yazmayı da görev sayıyorum. Kullandığım ifadeler kimseye hakaret içermiyor. Ancak kültürel ve sanatsal potansiyeli ile bağdaşmayan bazı olumsuzlukları da dile getirmeyi borcumun bir parçası olarak değerlendirmekteyim.