AHLAT KÜLTÜR SANAT VE ÇEVRE VAKFI
Ana Sayfa > AHLAT VE ÇEVRESİNDE ERMENİ OLAYLARI...
AHLAT VE ÇEVRESİNDE ERMENİ OLAYLARI...

M.Törehan SERDAR

Bitlis Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi

Ahlat’ın işgali ile ilgili olarak rahmetli Rahmi APAK, anılarında şunları yazmaktadır.*

“Parlak ve güneşli bir sabah, Tümen Subayı Diyarbakırlı Alicenap’ı yanıma alarak, Ahlat’taki piyade taburumuzun muharebe tertiplerini görmek üzere Tatvan’a doğru hayvan üzerinde yürüyüşe çıktık. O zamanlar tümenlerde binek otomobili yoktu. Yarım saat kadar yürüdükten sonra Ahlat yönünden top sesleri gelmeye başladı. Hemen hayvanlarımızı süratle dörtnala kaldırdık. Tatvan’a geldiğimiz zaman, alayın Tatvan’daki diğer iki taburunun dahi yürüyüşe geçmekte olduğunu görerek Alay Kumandanına hızlı yürüyüş tavsiyesinden sonra  hayvanlarımızı tekrar dörtnala kaldırdık. Yarım saat sonra Ahlat’a yaklaştık. Tabur Ahlat ilerisinde, doğuya karşı cephe almış, taarruz eden Ruslara karşı savunmada. Durumu iyi görmek  ve ona göre arkadan gelmekte  olan diğer iki taburun yapacağı işi düzenlemek için taburun en sol kanadının bulunacağını kestirdiğim yüksek bir tepeye doğru dörtnala tırmandık. Yarı yolda bir atlı bırakarak gelecek iki taburun bizim arkamızdan aynı istikamete sürülmesini Alay Kumandanına söylemek vazifesini verdim. Bu tepeye çıktığımızda30 kadar yerli milis atlısının tepenin arkasına çekilerek ara sıra havaya ateş ettiklerini gördüm. Halbuki Ahlat’taki tabur kumandanı kendi sol kanadını korumak için bunları bu tepenin üzerine göndermiş. Bunlar ise, tepenin düşman tarafından yani doğuya bakan  yüzünde mevziye girecekleri yerde, tepenin arkasına çekilmişler, hayvanlarının yanına oturarak havaya ateş ediyorlar. Hemen hayvanlardan indik. Emir Subayı Alicenap bunları mevziye sokmağa çalışırken, ben de dürbünümü çıkardım ve taburumuzun cephesine ilerlemekte olan Rus askerlerini yandan gözetlemeye başladım. Fakat birden bire yüzlerce güvercin bir anda yerden havalanıyormuş gibi bir gürültü oldu. İleriye gönderilen milisler darmadağın kaçıyorlar. Bunlar niye kaçıyorlar diye hayretle bakarken tepenin kenarından önüme birden bire yanaşık düzende yüzlerce Rus askerinin çıktığını görmeyeyim mi? Kırk, elli adım mesafede, süngüleri takılı, bağırarak ilerleyen bu  Rusların manzarasını ömrüm boyunca unutamayacağım. Sarı sakallı ve küçük mavi gözlü hayaletler. Bereket versin ellerindeki silahların tetiğini çekmeyi akıl etmeyerek bize doğru bakarak koşuyorlar. Ateş etselerdi kalbura dönerdik. Meğerse bunlar bizim iki dakika önce üstüne indiğimiz tepenin doğu kenarına kadar gelmişler, orada toplanmışlar ve Alicenap’ın ileriye sürdüğü milislere karşı hücuma kalkmışlar. Ateş etmemelerinden istifade ederek hemen geriye hayvanımın yanına koştum ve hayvana atlayarak ben de dörtnala kaçmaya başladım. Yüksek mevkide bulunan Ruslar bu defa ardımızdan şiddetli bir ateş açtılar. Sağımdan ve solumdan kaçan milislerin kimisinin hayvanı, kimisinin de kendisi vuruluyor ve yerlere yuvarlanıyordu. Ben de hayvan üstünde hedefi küçültmek için yumulmuş kulaklarımın kenarlarından vızıldayan kurşunları dinleyerek uzaklaşmaya çalışıyordum. Birden bire hayvanım öne tökezledi, yuvarlandı. Ben de toprak içinde iki, üç takla attım. Hayvanım vurulmamış sadece tökezlemişti. Ancak ayağa kalkınca beni bırakıp kaçtı. Şimdi on adım ilerliyor, yere yatıyorum. Tekrar kalkıp koşuyor ve yere yatıyorum. Fakat kurşun yağmuru beni bırakmıyor. Rusların bağırtılarını işitiyorum. Bu sırada emir subayı Alicenap dörtnala yanımdan geçerken beni gördü. Vefakar arkadaşım beni bırakmak istemedi. Ateş altında eri dönerek ayağını uzattı. –arkama terkime bin- dedi. Fakat o kadar yorulmuştum ki, binemedim. –otuz kadar Rus askeri geliyor, bin, yaya kaçamazsın- dedi. Fakat yine binemedim. Bu arada sahibi vurulmuş kaçmakta olan bir milis atını yakaladı, bana verdi. Ben bu ata atlayarak kaçtım ve birlikte Rus piyade ateşinin tutamayacağı bir açıklığa eriştik. Bu esnada da gelmekte olan Alayımızın önündeki bölük göründü.

Perişan halimi erlere ve subaylara göstermemek için at üstünde kendime çeki düzen verdim. Her tarafımdaki tozları silktim ve bütün soğukkanlılığımı takınarak başta yürüyen bölük kumandanına yaklaştım: -Attan in bölüğü saf nizamına geçir, süngü taktır, tepeye süngülü hücum…- emrini verdim.

Bir şahane manzara ömür dolusu gider. Bölük Kumandanı Hakkı; kısa boylu, tıknaz ve Bulgaristanlı bir gençti. Bölüğü tekrar saf nizamına geçirdi.  Kılıç yerine kullandığı palasını sıyırdı ve safın ortası ilerisine  geçti. Ölmeye ve öldürmeye karar vermiş bir kahraman. Güzel yüzünde bir gülümseme: -Haydi arkadaşlar, anamız bizi bugün için doğurdu…- diye haykırdı. Bir süngü duvarı, metin adımlarla ve hiçbir pürüz yapmaksızın resmi geçit yapılıyormuş gibi ilerlemeye başladı. Ben attan indim ve yaklaşan tabur kumandanına diğer iki bölüğün sağa ve sola kademeli olarak takip ettirilmesini söyledim.        devam edecek….

-----------------------------------

*Rahmi APAK:Enver Paşa’nın Sarıkamış Harekatı sırasında birliklerimizin yok olmasından sonra Muş’a gelmiş, Murat suyunu takip ederek doğuya gitmiştir. Malazgirt, Bulanık ve Ahlat’ta savaşlara katılmış, Bulanık’tan düşmanın kovulmasında büyük kahramanlıklar göstermiştir. Bölgedeki görevini tamamladıktan sonra Tümeniyle birlikte Irak Cephesine gitmiştir.

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Lütfen Cevaplayın
İstanbul'un son harfi nedir? 

Ara
DURUM Temmuz 2010
Bitlis'te bulunduğunuz ilçede belediye hizmetlerinden memnun musunuz?
Evet
Hayır
Ehh işte
Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı - AHLAT GAZETESI
®© 1993-2008 Ahlat Gazetesi Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı Yayın Organıdır.
AHLAT GAZETESİ’nde yayımlanan yazılardan imza sahipleri sorumludur. Her türlü yazı ve makalelerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kısmen veya tümüyle yayınlanamaz. AHLAT GAZETESİ’nin Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı dışında hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

iletişim : i_nalbantoglu@yahoo.com