|
Ahlat gibi Anadolu tarihine damgasını vuran, yaşayan bir beldeyi geçmişin anılarını yaşatarak, vatan ve millet şuurunu tazelemek isteyen başta 100.Yıl Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Hasan CEYLAN’a, Ankara ve İstanbul Üniversitelerinden buraya teşrif eden muhterem profesörlere bütün Ahlatlıların hissiyatına tercüman olarak hoş geldiniz der, kıymetli vakitlerini bu hususta harcayan ve bize de konuşma fırsatı tanıyan çok sevgili hemşehrimiz Sayın İlhami NALBANTOĞLU’na teşekkürlerimi sunarım.
Türk İstiklal Harbi’nin fikrini ortaya atan büyük asker ve kumandan muhterem Kazım KARABEKİR Paşa’nın muhterem kerimeleri ve damadını da aramızda görmekten bütün Ahlatlılar adına sevinç duyduğumuzu belirtmek isterim.
Şurada esas mevzuya girmeden bir iki noktaya değinmek isterim. Yavuz Sultan Selim Han ne haklı söylemiş “Milletimde tefrika endişesi köşeyi kabrimde bırakarak eyler beni.” Türk İslam alemine baktığımız zaman dahildeki gaflet, delalet, hatta ihanetleri neticesi milletimizin parçalanma istekleri görülmüştür. Bu, Hindistan’da, Çin’de, Ortaasya’da, Tataristan’da, Dağıstan’da, Kırım’da ve hatta Avrupa’da da aynen olmuş, bu gün de bazı gaflet içinde olan medya mensupları, dahili ve harici düşmanlar Anadolu Türkiye’sinin kuvvetli devletini yıkmaya çalışmaktadır, fakat kimse Türkiye’yi bölemeyecektir.
Ahlat’ta geçmişte böyle bir ihanet neticesinde yıkılmıştır. Şurada bir misal vermek istiyorum. İran Türk Hükümdarı Şah Tahmas, 1548’de Ahlat’ı muhasara ettiği zaman, Ahlat Kale Dizdarı’nın Şah’a vermiş olduğu cesurane ve edebi cevabını o günkü kumandan ve askerin hatırasına binaen hatırlatmakta yarar görüyorum. “Kahharı cihan olan katında geda ve şahı yeksan: Tutkim bu cihanı cümle tutsun. Hiç dememiş ki Kuleyman: Hiç şanına ola mı bu layık: Kim şerre rıza veresin ey can. Hem arada ola huni Nahak: Hem askerine irişe noksan: Ümmet kıra birbirini aradan. Bilünsana ola vebali insan: Ahlat ve bu beldeyi almağıla feth oluna mı bu Mülki Osman. Nice viresin hesabın Asan: Dünya bu değil ancak ahiret var: Hacet san ne delilü buhran. Müğruri cihan cihan olan kişinin: Tahsili nedematü peşiman: Bir kere can ile başımız var. Din padişahına ola kurban: Bizden sana bu cevap tahkik pes baki hudanın emri ferman.”
Sökmenşahlar devrinde Ahlat, sanat, ticaret, ilim ve kültürde mühim bir yer işgal etmektedir. Birçok tarihi kaynaklar 70 beldeyi iktifa eden Ahlat, Tatarlar gelince harap oldu derler. Ahlat, Sökmen devlet adamları ve hatunları tarafından imar ediliyordu. Bunlar arasında II. Sökmen’in Hatunu Erzurum Beyi İzzettin Saltuk’un kızı Şahbanu mühim şahsiyet olarak göze çarpmaktadır. 100.000 altın verip babasını Gürcü esaretinden kurtarması ve Ahlat’ta pek çok imar hareketinde bulunması o devrin kudretini göstermesi bakımından ehemmiyetlidir.
Eski tarihi kaynaklar Ahlat beldesini Mısır ülkesi ile mukayese etmişlerdir. Ahlatşahlar’ın payitahtının Mısır’dan zengin olduğunu belirtmişlerdir.
Ahlat, Anadolu’da çok büyük ve güzel şehirlerden biri idi. Celalettin Harzemşah’ın muharasında yalnız açlıktan 20 bin kişi kendilerini aşağıya atmışlardır. Bu da şehrin ne kadar büyük olduğunu göstermektedir. Miladi 12. ve 13. Hicri 6. ve 7. asırlarda Ahlat’ta çeşitli dallarda pek çok ilim adamı yetişmiştir. Eğer Harzemşahların Ahlat’ı yakıp yıkması olmasaydı, kütüphane ve arşivler yanmasaydı, şimdi daha çok bilgi sahibi olunurdu.
IV. Murat Han İran-Bağdat seferi dönüşünde Ahlat’a uğrar. Revan Seferi Ruznamesi’ndeki kayıtlara göre, Padişah Ahlat’ta 19 meşhur zatın kebirlerini ziyaret etmiştir. Dedesi Yavuz Sultan Selim’in vasiyetine uyarak Cedd-i Ali Osman’ın kabirlerini ziyaret etmiştir. İlim bütün milletlerin müşterek malı olduğu gibi ilim Müslüman Türk’ün kaybolmuş malıdır. Ortaçağlarda Avrupa’da Kilise ilimle uğraşanları öldürür veya yakarken bu işle uğraşanları şeytanın arkadaşları olarak kabul ederlerdi. Bu hususta çok geniş teferruata girmeden Avrupa’nın bu karanlık yüzünü anlatmaya lüzum görmüyorum. Haçlı Seferleri neticesinde Avrupalı doğudaki hür düşünce, adalet ve bilimsel çalışmaları görmüş bu düşünceleri Avrupa’ya taşımış, Avrupa’da Rönesans hareketinin doğmasına vesile olmuş, kilise taassubunu yıkmıştır. Newton yerçekimi kanunlarını izah ederken, Kristof Kolomb Atlantik’ten Hindistan’a gitmeyi izah ederken fikirlerini İslam alimlerine istinat etmişlerdir. 19. Asır Avrupa’sında fizik, astronomi, matematik, tababet ve botanik ilimleri Avrupa üniversitelerinde İslam alimlerinin eserleri ana kaynak olarak kabul ediliyordu. Eğer Haçlılar Endülüs kütüphanelerini, Hülagü da Bağdat kütüphanelerini yakıp yıkmasalardı, bugünkü fen ve ilimden doğan medeniyete iki asır evvel kavuşmuş olurduk. Ahlat’lı bilim adamlarına gelince:
1.Şeyh Hüseyn-i Ahlati: Bu zat Kahire’de Şeyh Bedrettin’in hocasıdır. Timur Tebriz’de bu zata bazı sualler sormuş, aldığı güzel cevaplardan dolayı bu zatı ulemanın büyüğü yapmıştır.
2.İbrahim Bin Abdullah Ahlati: Kimya dalında önemli bir bilim insanı olup, lacivert boyayı bulmasıyla ünlüdür. Tıp alanında da maharetliydi. 1322 tarihinde ölmüştür.
3.Mehmet İbni İbat Bin Davudul Ahlati: Alim bir zat olup, Kahire’de Medrese-i Seyfiye’de müderrislik yapmıştır. 1254 tarihinde ölmüştür.
4.Ali Bin Mehmet Bin Elhasanül Ahlati: Türk-İslam aleminin en büyük hukukşinasıdır.
Bu nedenle kendisine “Ebülfadl” kadı lakabı verilmiştir.
5.Mehmet Bin Ahmedül Ahlati: Vaiz ve hatiptir. 1300 yılında Şam’da vefat etmiştir.
6.Fahrettin Ahlati: Heyetşinastır. İlhanlılar devrinde meşhur olmuştur. Meraga’da Nasrettin Tusi’nin kurduğu rasathanede çalışmıştır.
7.Eşşeyh Necibüddin Mehmet Bin Aliyül Ahlati:Ulum ve fununda iktidar sahibi olup, aynı zamanda tarihçidir.
8.Mehmet Bin El Mühisül Ahlati:Müverrihtir.
9.Vahdettin Ebu Hamidül Ahlati: Kur’anın kıraat ilmine vukufu derindi . Pek çok alim bu konuda kendisinden ders almıştır.
10.Ahmet Bin Yusufül Ahlati: Meşhur ulemadana olup, bazı meşahirden nadis rivayet itmiştir. 1395 tarihinde ölmüştür.
11.Taküyiddin Osman Bin Siyavuş Ebülabbas İmim Ulkellasetül Ahlati: Kur’anı kırat ilminde meşhurdu. 1336 tarihirde ölmüştür.
12.Amasya Kadılarından Ahlatlı Şemseddin Bin Mehmet, Mevlana İmadeddin ve Ulemadan Necibüddin Musa: Amasya’nın ilmi hayatında faal rol oynamışlardır.
13.Ahlatlı Dede Maksut:Ulemadan olup Evliya Çelebi, “Menakıb-ı Evliya” adında bir eseri olduğunu yazmaktadır.
14.Ahlatlı Ebu Bekir Bin Ahmet: Alim bir kişi olup Şam’da vefat etmiştir.
15.Ahlatlı Mehmet Bin Ali: Bu da alim bir şahsiyet olup Şam’da vefat etmiştir.
16.Ali Bin Ahmedül Ahlati:Şam’da yaşayan ünlü bir ilim adamı idi.
17.Muazzibiddin Bin Hübel Hilati:Tıb ilminde ünlü bir insandı, Kitabül muhlat fıttıb adlı eseri çok ünlü olup tıb ilmi ve tatbikatında başvuru kitabı idi.
18.Ahlatlı Şair Herai:Hayatı hakkında pek fazla bir bilgi bulunmamaktadır.1780 yılında yaşadığı bilinmektedir.
19.Şeyh Abdülmelik Bin Şeyh Ramazan: Ahlatlı bilim insanı ve kutassarrıftır.
20.Şeyh Mehmet Seher Hız:Aslen ÖzbekTürkü olan ve Ahlat’ta yaşayıp Ahlat’ta ölen ünlü bir Türk mutassarıfıdır.
21.Üryan Baba: Asıl adı Seyit Baba’dır. Tahsilini Bitlis’te Şemsi Bitlisi’nin yanında yapmıştır. Türbesi Bitlis’tedir.
22.Ahlatlı Necmettin:Müneccimlikle ilgili bir eseri vardır.
23.Ahlatlı Dervişoğlu Kavalcı Recep: Ahlatlı bir halk ozanıdır. Asıl adı Receptir, 1845-1915 yılları arasında yaşamıştır. Tasavvufa, hicivlere, methiyelere şiirlerinde rastlamak mümkündür. Yunus Emre’nin etkisi altında kaldığı görülmektedir.
24.Hacı El Ahlati: Konya Alaaddin Camisinin mimarıdır.
25.Muzaddal El Ahlati:Mama Hatun Türbesinin mimarıdır.
26.Hürrem Şah El Ahlati: Divriği camii ve Darüşşifasının mimarıdır.
Konuşmama son verirken Sayın Valimiz, Muhterem Kaymakamımız ve Belediye Başkanımız ile diğer yetkililerden Anadolu’nun Tapusu olan Ahlat ve buradaki tarihi eserlerin ışıklandırılmasıyla, saha tanzimlerinin yapılmasını bekler, gemiş dönemlerde Belediye Meclisinin almış olduğu kararla Ahlat’ın yetiştirdiği sivil ve askeri şahsiyetlerin ki bunların içinde Alparslan’ın ünlü komutanı Sanduk Bey gibi şahısların isimleri cadde ve sokaklara verilmişti. Fakat bugün bu levhalar yerlerinde görülmemektedir. İsimlerinin cadde ve sokaklara asılmasını ve okul gibi yerlere bu isimlerin verilmesini arz ve talep eder, saygılar sunarım.