|
Evet, Vakıflar Haftası kapsamında Altınpark’ta açmış olduğumuz Hat Sanatı sergisinin birinci günü oldukça yoğun geçmişti. Akşam büyük bir yorgunlukla kendimizi eve zor atmıştık. İkinci gün, ilk güne göre daha sakin geçiyordu. Saat 19.00’a doğru yavaş yavaş toparlanıp Altınpark’tan ayrıldık. Değerli dostumuz şair ve yazar Sayın Nevzat KÜRÜM, gidip bir yerlerde bir şeyler atıştıralım şeklinde öneride bulundu. Birlikte Çankaya’ya doğru yola çıktık. Çankaya’ya gelince canının kokoreç yemek istediğini söyledi. Çankaya’da kokoreç satan yer aramaya başladık. Olmadığını bilmemize rağmen, belki yeni açılmış bir yer olabilir diye biraz etrafta dolaştık. Bulamayınca uygun bir yer aramaya başladık. Ocakbaşı olduğunu yazan bir yerden içeri girdik. Oldukça şık bir yerdi. Yeni açıldığı belliydi. Saatin yemek için erken olmasına karşın masaların yarıya yakını doluydu. Masada oturmak yerine ocak başında oturmayı tercih ettik. Oturup siparişlerimizi verdik. Tahmin etmediğimiz bir kalite ile karşılaşmıştık. Yiyeceklerden oldukça memnun bir vaziyette koyu bir sohbete dalmıştık, bir süre sonra garsondan hesabı getirmesini istedik. Garsonu çağıralım derken geriye baktığımızda lokantanın tüm masalarının lebalep dolu olduğunu ve tam bu sırada bir müziğin başladığını gördük. Bir bayan sanatçı güzel bir orkestra eşliğinde Türk Sanat Müziği okuyordu. Kendi kendimize erken ayrılıyoruz diye hayıflandık. Hesabı ödeyip tam çıkıyorduk ki çıkışa yakın bir masada oturan şık giyimli bir bey bize iyi akşamlar demek için ayağa kalkıp zarif bir hareket yaptı. Memnun bir şekilde mekanı terk ediyorduk ki birden arkada Sayın KÜRÜM’ün olmadığını gördüm. Nerde diye merakla aranırken biraz evvelki beyle konuştuğunu gördüm. Dikkatle baktığımda beni çağırdıklarını gördüm. Tekrar içeri girip yanlarına döndüm.
KÜRÜM: Bak bu bey benim sahnede bir şiir okumamı istiyor. Dedi. Ben de “o zaman oku sen de” dedim.
KÜRÜM: İyi ama sahnede sanatçı şarkı söylüyor.Dedi. Şık giyimli bey, önemli değil müziği keseriz dedi.
KÜRÜM: Ama ben yazarım, kitaplarım var 10 tane kitap alırsanız okurum. Dedi. Karşısındaki bey, “Ne demek lafı mı olur, gerekirse hepsini bile alabiliriz” dedi.
KÜRÜM: O zaman ben gidip arabadan kitaplarımı alıp geleyim dedi. Biraz sonra kitaplar gelmişti. Bey gene sordu “Sizi nasıl takdim edelim?”
KÜRÜM: Yazar ve Şair Mehmet Nevzat KÜRÜM dedi. Bey yanındaki görevlilere talimat verdi, mekanın sunucusu, sanatçının şarkısını bitirmesini bekledi, şarkı bittikten sonra anons yaptı.
“Değerli konuklarımız, aramızda kıymetli yazar ve şair Sayın Mehmet Nevzat KÜRÜM bulunmaktadır, kendileri sizlere bir şiirini takdim edecektir.” Tıklım tıklım dolu masalar alkıştan inliyordu. Sayın KÜRÜM, yıllarca sahnelerde gösteri yapıyormuşçasına büyük bir soğukkanlılık ve olgunlukla mikrofonu eline aldı ve başladı okumaya,
KADEHTE AKŞAM
Gene dün pembeleşmişti akşam kadehimde
Bir başka alem canlanmıştı evvelki günden içimde
Gönlümün neylerle meyleri birleştirdiği demde
En tatlı hayal olur akşamlar kadehimde.
Bazen kadehim büyür bir umman olur elimde
Yıkanan mehtabı seyrederim sahil nağmelerinde
Yankılı bir ses yükselir sandaldan ta ilerimde
En tatlı hayal olur akşamlar kadehimde.
Bırakmam bu demlerden uzakta gökle yeri
Yıldızlardan seçenim en güzel raks edenini
Kainat seyreder mest bu raks alemini meyde
En tatlı hayal olur akşamlar kadehimde.
Şiir bittiğinde salon alkıştan inliyordu. Yanına yaklaşan bey, şimdi sizinle arkadaşlarımız röportaj yapacaklar eğer uygun görürseniz dedi.
KÜRÜM: Ne için ve nerede yayınlanacak diye sordu. Bey’in yanıtı ilginçti. “Bizim bir de yayın organımız var, sizin röportajınızı orada yayınlayacağız” dedi. Sayın KÜRÜM bunun uygun olmayacağını belirtti. Sonra bir bayan KÜRÜM’ün yanına yaklaştı, mekanın müdürü olduğunu belirterek duyduğu memnuniyeti belirtti.
Mekandan ayrıldığımızda yaşadığımız büyük sürprizin gerilimini üzerimizden atamamıştık. Bu coşkuyu birileri ile paylaşmak istedik, Sayın Kürüm ağabeyi olan eski Senatör ve Köy İşleri Bakanı Sayın Orhan Kürümoğlu’nu arayarak eğer uygunlarsa ziyaret etmek istediğimizi belirtti.
Kısa bir süre sonra Bakan Kürümoğlu’nun kapısının zilini çaldık. Konukları vardı bizi büyük bir heyecanla karşıladılar. Zira, telefonda bir sürprizimizin olduğunu çıtlatmıştı.
Bakan Kürümoğlu, son derece neşeli esprili, hayat dolu bir insan anlatılanları duyunca kahkahaları tavanı inletiyordu. Diğer konuklar da duydukları olay karşısında kahkahalarına engel olamıyorlardı.
Bakan Kürümoğlu, 78’li küçük kardeşinin “Sahne” teklifi aldığını büyük bir mizah ustası edasıyla tekrar tekrar anlatarak tük konukları kahkahaya boğuyordu.