AHLAT KÜLTÜR SANAT VE ÇEVRE VAKFI
Ana Sayfa > ASKERİM, ASKERİMLE ÖĞÜNÜYORUM
ASKERİM, ASKERİMLE ÖĞÜNÜYORUM

Hüsnü SOYDAN Emekli Albay   
Görev yaptığım Gaziantep’te birinci Körfez Harekatının başladığı gün Milli Güvenlik Bilgisi öğretmeni olduğum liseye giderken kahvenin önünde oturan 65-70 yaşlarında bir amca beni durdurarak:

 -Neler oluyor Komandan, ne istiyorlar bizimkilerden? Bizimkiler derken Müslümanlar demek istiyordu.

   Derse yetişmek zorunda olduğumdan acele bir şekilde özet bilgi verip, izin isteyip ayrılacakken:

 -Kumandan BU HAMUR DAHA ÇOK SU ÇEKER dedi

   On sekiz yıldan beri Irak, Körfez, Saddam, savaş, Bush, ABD, petrol, Kürt, v.s, v.s sözü geçse bu sözü ve o amcayı anımsarım. Kendi sorusuna olabildiğince özet ve yoruma gerek bırakmayacak şekilde en bilgece yanıtı vermişti.

   Bilindiği gibi 2003 de oğul Bush’un ikinci Körfez Harekatı başladı. O günlerde çoğunluğu gazeteci olan ve de son yılların moda kuruluşlarından olan ‘Düşünce Kulüp’lerinin asli ve fahri üyeleri inciler döktürdüler. Ne yazık ki çok az sayıda da olsa aralarında anlı şanlı elçiler de vardı. Onlara göre bu iş bir haftada bilemedin 15-20 günde biterdi. Hatta bunlardan birçoğu; gazete ve televizyonlarda olabilecekleri anlatan ve yorum yapan asker kişileri de aşağılıyorlardı. Onlara göre ‘bizim askerler Irak’ı da ABD yi de tanımıyorlar, teknolojiden ve yeni silahlardan hatta dünyadan bihaberler’. Türkiye’nin gündemine de Demokrasi’yi oturtmuşlar ve sanki Asker’de demokrasiye karşıymış gibi ‘vur abalıya’ misali herkes askere yükleniyor ve yüklenenler ‘gözde’ oluyorlardı. En üzücü olanı da Amerikalı askerimizin kafasına çuvalı geçirdiğinde bile bu ekran bülbüllerinin tepkisini görmediğimiz gibi Amerikalı’ ya hak verenler çıktı. Bakalım ‘Tarih’ bunları ve sorumlu makamlarda olup da ses çıkarmayanları; Amerika’dan korkanlar mı, yoksa Amerikan yandaşları mı veya başka bir şekilde mi yazacak?

   Konumuza dönersek: Birinci Körfez Harekatının başlamasının üzerinden on sekiz yıl, ikinci Körfez Harekatının başlamasının üzerinden altı yıl geçti. Ne nükleer silah bulundu, ne Irak yenildi, ne Kürt devleti kuruldu. Sonuç kan ve gözyaşı. Dünyanın ağababası, katliamın birinci sorumlusu ‘nasıl sıyrılırım’ ın hesaplarını yapıyor. Geçte olsa anladılar ki; Bağdat’a sefer olur ama Bağdat’tan zafer olmaz. Biraz tarih okusalardı belki de bu katliam olmayacaktı. Umalım ki Mazlum Uluslar bu kadar acı, kan ve gözyaşının karşılığında emperyalistleri tanımış olsunlar. Bu kadar maddi ve manevi kaybın karşılığı olarak Bush’un kafasına fırlatılan isabetsiz iki ayakkabı darbesi ile yetinecek olurlarsa acı, kan ve gözyaşı daha çok tekrar eder.

   Yaşlı amcanın dediği gibi HAMUR DAHA ÇOK SU CEKECEK gibi. Bakmayın şu günlerde Kuzey Irak’ta seçim yapıldığına. Bir yandan Kürtleri siz devlet oldunuz diye avuturken bir yandan da bu Kürtleri kime teslim etsek de Arap hışmına uğramasalar diye senaryolar hazırlanıyor. Öyle ya! Mertçe kendi özgürlük savaşını vermeden, başkalarının dolduruşuna gelerek devlet kurmaya kalkarsan, bu arada binlerce yıldan beri birlikte yaşadığın milleti emperyalist güçlerle bir olup arkadan vurursan elbette ki bunu senin yanına bırakmazlar. Belki de Irak’ı terk edeceğiz dedikleri 2011 den önce Araplar Kürtlere ‘gel şu hesabı bir görelim arkadaş’ diyecektir. Bu hesaplaşmadan komşu ülkelerin payına da bir şeyler düşecek, özellikle o dönemde iktidarda olanlar izledikleri politikanın karşılığını görecekler.

   Her ulusun soyadı gibi yanında taşıdığı ve isminin önüne koyduğu bir unvanı vardır. Denizcidir, sanatkardır,centilmendir, şairdir, kaşiftir….. v.s, v.s Bizde asker milletiz. Tarih sahnesine böyle çıktık, kim ne derse desin böyle devam edeceğiz. Bu özelliğimizle dünyaya bilimde, kültürde, sanatta, idarede en parlak dönemleri yaşadığımızı gösterdik. Asker olduğumuz için on beş kez devletimiz yıkılmadı ama asker olduğumuz için on altı kez devlet kurduk. Yaşadığımız vatan toprağını da milletimizin yardımı ile biz askerler kurtardık, devleti de biz kurduk, cumhuriyeti de biz getirdik. Tabi ki korumak da bizim görevimiz ve koruyacağız; hem de üç-beş yıllık zindan pahasına değil canımız pahasına. … Yukarıda da belirttiğim gibi umuyorum ki iki körfez harekatı başta Körfez ülkeleri olmak üzere bütün mazlum ülkelere ders olmuştur. Bu dönemde ülke içinde Amerikalının kafamıza çuval geçirmesiyle başlayan ‘Askeri yok etme’ savaşının üzücü sonuçları algılanarak bir an önce doğru yola dönülür. Askeri olmayan veya askeri zayıflatılmış, bölünmüş, birbirine düşürülmüş devletlerin başına gelenleri unutmayalım. Unutmayalım Balkan savaşı rezaletini. …

   Yıl içinde en çok sevdiğim ay Ağustos’tur. Türkün tarihinde 1071 den 1922 ye; Alpaslan’dan M. Kemal’e sayısız zafer günlerimiz vardır. Bu yılki Ağustosun bir özelliği de Kutsal Ramazan ayının başlayacak olmasıdır. Bu güzel rastlantının ülkemize güzellikler getirmesi dileği ile….

Önemli Not:
Sayın dostlar Hüsnü Albay Eniştesinin cenazesi için İstanbula giderken Kurtköyde tırafik kazası geçirmiş, Üniversiteye başlayacak olan kızı vefat etmiş. Küçükler kurtulmuş hanımın boyun kırıkları varmış kendisi İstanbul Gülhanede ameliyat edilmiş.. Değerli yazarımızın bu büyük acısını bütün içtenliğimizle paylaşıyoruz....

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Lütfen Cevaplayın
İstanbul'un son harfi nedir? 

Ara
DURUM Temmuz 2010
Bitlis'te bulunduğunuz ilçede belediye hizmetlerinden memnun musunuz?
Evet
Hayır
Ehh işte
Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı - AHLAT GAZETESI
®© 1993-2008 Ahlat Gazetesi Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı Yayın Organıdır.
AHLAT GAZETESİ’nde yayımlanan yazılardan imza sahipleri sorumludur. Her türlü yazı ve makalelerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kısmen veya tümüyle yayınlanamaz. AHLAT GAZETESİ’nin Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı dışında hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

iletişim : i_nalbantoglu@yahoo.com