AHLAT KÜLTÜR SANAT VE ÇEVRE VAKFI
Ana Sayfa > AZERBAYCAN OLAYLARI 1918-1922
AZERBAYCAN OLAYLARI 1918-1922

                                                   Nazan SEZGİN                      Geçen sayıdan devam…

sonradan kordonda Atatürk Müzesi olan Sivrihisarlıyan kaşanesi v.s  Türkiye’de Ermeni refahının bildiğimiz  delilleri. Ama Kafkasya’nın zavallı  Ermenileri altunyan, kuyumcuyan, sarrafyan, Balyan ve Gülbenkyan olmaktan  çok ötede , yarı aç yarı tok yaşayan, cahil, sefil köylüler. Varlıklı olanlar Ruslarla iş yapan ve onlara yaltaklanan  müteahit takımı imiş. Ruslar Ahilkelek ve Kars'ı müstahkem şehirler haline getirmiş ve sadece yol yapmış,Osmanlı toprağını kolay işgal edebilmek için.  Ermenilerin o dönemdeki sosyo-kültürel durumunu da Ohannes uzun uzadıya anlatmış, biz burada özetlemeye çalıştık.

   Taşnaklar , Rusların Kafkasyadan çekilmesi üzerine 28 Mayıs 1918 de Bağımsız Ermenistan Cumhuriyetini ilan etmiş. Fakat tecrübesiz ve kötü  yönetimle muhaliflerini yargılamadan öldürerek halkta nefret uyandırmışlar. Mavzeristler bunların tetikçileri imiş. Üstelik çetecilikten başka bir şey bilmedikleri için yaklaşan Türk ordusu karşısında çil yavrusu gibi dağılmışlar.Bu yeniden gelenler  Karabekir Paşa'nın ordusudur,benim yetişemediğim gazi dedem de bu ordunun genç bir subayıdır.Büyük Karabekir Paşa ,  Falih Rıfkı Atay  tarafından Çankaya kitabında bizim nesile  gerici  ,Yahya Kemal de korkak ve Padişah yanlısı olarak tanıtılmıştır .

    Apresyan, en çok Karsın Türklere teslim edildiğine ve İngilizlerden alınan silah ve yiyecek depolarının onların eline geçtiğine hayıflanmış.Kendince haklıdır, o bir Ermeni milliyetçisi ve aydını,  ama bir Taşnak canisi değil..Bu arada Ermeni halkı arasında kızıl propaganda hızla yayılmaktaymış. Halk Bolşevikleri kurtarıcı gibi görmüş ve Ermenistan Taşnaklardan onların sayesinde kurtulmuş.Bolşevikler Taşnakları yakaladıkları yerde öldürüyormuş. İki bin kadar Ermeni yönetici ve subay büyük zorluklarla İran'a kaçmış, Ohannes te aralarında imiş. Bu hengamede eşini ve küçük oğlunu tekrar kaybetmiş.İki ay kadar İran'da yaşadıktan sonra çıkan af üzerine doğduğu yerlere dönmüş ve babasını yokluk içinde yaşarken bulmuş.Ermenistan’da büyük bir kıtlık yaşanmaktaymış,binlerce insan açlıktan ölmüş.Erivan sokaklarında köpekler ölen çocukları yemiş.Bu, Purof. Halacoğlunun bahsettiği kıtlık ve kolera salgını dönemi olmalıdır.Taşnakların Ermeni halkına yaşattığı felaket. Ohannes bir süre babasıyla yaşadıktan sonra kayıp karısı ve oğlunu bulmak üzere tekrar yollara düşmeye  niyetlenirken bir gün kapı çalmış,perperişan bir kadın iki küçük çocukla ,   kapıda durmaktaymış. Ohannes neden sonra onların karısı,oğlu ve henüz görmediği kızı olduğunu anlamış.Kız çocuk, bir hafta sonra ölmüş. Adamcağız karısına nasıl hayatta kaldığını cesaret edip soramamış bile.Ermeniye mi acıyalım denecek olursa, biz ; düşmanının da insan olduğunu unutma ! diyen Hacı Bektaş Veli hazretlerine  kulak veririz. Leblebici Horhor operetinin bestekarı Çuhacıyan efendiye , müzikolog S.Soğomonyan'a kim acımaz? Yüzü şen,ruhu şen,meclisi şen Bimen Şen'i,kemani Sebuhu kim severek dinlemez?.Halen  ,artık tarihe karışmak üzere olan İstanbul Türkçesini ve  Türk/ Osmanlı adabınıErmeni okumuşu, doktoru, avukatı, antikacısında gözleyebiliyoruz, doğruya doğru!

   Ohannes bir süre ailesiyle yaşadıktan sonra   aileye bakabilmek için ancak karın doyuracak bir para  karşılığında Amerikalıların kurduğu çiftlikte çalışmaya başlamış ve yazarla ahpab olunca da bu kitap ortaya çıkmış. .

  Kitap Kafkasya Ermenileri,Türkleri, güya güvenliği sağlayan ,gerçekte Azeriyle Ermeniyi birbirine düşüren Rus Kazakları ve Rus İşgalindeki Güney Kafkasya  ve   Taşnaklar hakkında bilgi kaynağı.    Azerbaycan Olayları olarak Türkçeye çevrilmişse de aslı " Men Are Like That" imiş.

       Azerbaycan olaylarını , Bakü katliamlarını  aynı yıllarda yaşamış Azeri yazar  Kurban Said de  Ali ile Nino romanında  anlatmıştı. Nino Gürcü kızıydı , rakip delikanlı, Naçararyan, adından belli. Bunlar    Bakü'nün zengin ailelerine mensup gençlerdi, kanlı olaylar sırasında Ali, en yakın arkadaşı bu Ermeni delikanlısını öldürmek zorunda kalmıştı. Kurban Said bence Ali'nin kendisiydi. Gençler bu güzel  aşk hikayesini sahaflardan bulup okuyarak tarihimizin unutulmuş bir sayfasını öğrenmelidir.Ohannes Apresyan'ın kendisi bile Türk ve Kürtlerden korkunç intikam alındığını, Baküde  25 bin Azerinin öldürüldüğünü yazmış. Özürcülere duyurulur . Bildiğimiz kadarıyla bu katliamlar İranın Hoy ve Urumiye çevresinde de yaşanmış, Taşnaklar Ferganada da 35 bin Özbeki öldürmüş.     Taşnaksutyun'un  yeniden hortladığı, hem de hiç akıllanmadan , Hocalı katliamıyla anlaşılmıştır. Biz unutmuştuk ama onlar unutmamış! Balkan faciasını yaşamış büyüklerimiz bize ,kin kafire mahsustur evladım ,müslümanın öfkesi mendil kuruyuncaya kadardır ! diye öğütlerdi, acaba onun için  mi Hafızayı Türk Nisyan İle  Malüldür ! Düşmanımız kindir bizim, adımız miskindir bizim ! Ama nereye kadar?   

 Bilgi Üniversitesi Türkiyede Ermeniler adlı bir kitap yayınlamış. Bu nasıl bir Akademik(!) çalışma ise, kitapta  Ermeni tarihçesi anlatılırken Bizansın Ermenileri  tarihi yurtları kabul ettikleri yerden   Anadolu ve Makedonyaya sürdüğüne dair tek satır yok, yoksa var  da biz mi  fark etmedik?  Sürgün mezhep kavgası temellidir, Ermeni Feodalleri de dağıtıldığı için Selçuklu tarihçisi M.Altay Köymen  Bizansın Malazgirt'te ki bozgununda bu sürgünün de tesiri  olabileceğini yazmıştır.

Ohannes Apresyan'ın anıları  okunmaya değer, objektif bir kaynak. Sahaflarda bulunabilir. Bilgi Üniversitesi ulemasına da naçizane tavsiye olunur.Aslı 1928 de İndianapolis şehrinde The Bobbs_Merril Company tarafından yayınlanmış ve Book Review Digest kitap kataloğunda kayıtlı imiş. Meraklısı için yazalım dedik.   

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Lütfen Cevaplayın
'r' Soldaki harfi yazın 

Ara
DURUM Temmuz 2010
Bitlis'te bulunduğunuz ilçede belediye hizmetlerinden memnun musunuz?
Evet
Hayır
Ehh işte
Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı - AHLAT GAZETESI
®© 1993-2008 Ahlat Gazetesi Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı Yayın Organıdır.
AHLAT GAZETESİ’nde yayımlanan yazılardan imza sahipleri sorumludur. Her türlü yazı ve makalelerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kısmen veya tümüyle yayınlanamaz. AHLAT GAZETESİ’nin Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı dışında hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

iletişim : i_nalbantoglu@yahoo.com