AHLAT KÜLTÜR SANAT VE ÇEVRE VAKFI
Ana Sayfa > AZRAİL İLE RANDEVULARIM!..V
AZRAİL İLE RANDEVULARIM!..V

Burcukaya Köyü İlkokulunda günler geçip gidiyordu. Kış gelmiş oldukça fazla da kar yağmıştı. Artık hafta sonları komşu köylere yada Ahlat’a gitmek mümkün değildi. Açıkçası köyde hapis gibiydik. Radyo yok, televizyon henüz Türkiye ile tanışık değil. telefon yok, çarşı yok, pazar yok kahve yok, köy evi yok, tavla yok, oyun kağıdı yok, yok oğlu yok, velhasıl yapılacak hiçbir şey yok. Yani hapiste olmaktan bile kötü. Çünkü orada bir sürü insan var ve yapılacak pek çok iş de var.

İşte böyle umutsuz, çaresiz ve karamsar bir Pazar günü öğlenden sonra köyden iki genç beni ziyarete gelmişlerdi, bir süre sohbet ettikten sonra söz döndü dolaştı avcı maceralarına geldi. Başladılar anlatmaya, işte şöyle tilkileri yakaladık, şöyle kurtları kovaladık, şöyle ayıyı kaçırdık derken  hikayelerin ardı arkası kesilmiyor… Benim avla mavla bir ilgim ve de bilgim  olmadığı  için ne anlatıyorlarsa inanıyorum, ağzımı açmış ayran delisi gibi dinliyorum. Bunlar benim böyle aval aval dinlediğimi gördüler ki iyice gaza geldiler ve başladılar “Hadi hoca kalk gidelim tilki avına”

Av tüfeği var mı? Yok!… Başka silah var mı? Yok!..Kama var mi? Yok!.. Çakı belki var onu bilmiyorum. Yahu kardeşim ben avdan anlamam, av nedir bilmem etmeyin elemeyin böyle havada evden bile çıkılmaz ne işimiz bizim tilkiyle milkiyle demeye kalmadan öyle ısrar ettiler ki dayanamayıp kalkıp gittim. Dedim şimdi gitmezsem diyecekler ki “Bak Hoca kortu” Dedirtir miyim serde erkeklik var ya!..

Yola çıktık…Yerde metrelerce kar var ve bir taraftan da durmaksızın yağıyor. Aynı zamanda  her yanı sis  kaplamış,  görüş mesafesi 1-2 metre ya var ya yok…

Kılık kıyafet işine  gelince Hak getire… Üçümüzde de palto malto yok… Üst üste giymişiz bir iki kazak, pantolonun altında da picama, kalın yün çoraplardan iki tane üst üste giymişiz, ayakkabı desen büyük olasılıkla altı delik…

 Yavaş yavaş ilerliyoruz bir yandan da sohbet ediyoruz sözüm ona…Kahramanlarımız av serüvenlerini peşpeşe sıralıyorlar.. Onlar önde ben  arkalarında nereye gidiyorlarsa takip ediyorum, yaptığım başka bir şey yok. Nasıl yolu buluyorlar, nasıl görüyorlar bugün bile anlamış değilim…

Bir süre sonra tamam geldik burası dediler ve orada beklemeye başladık. Saatler ilerliyor hava da kararıyordu, av hikayeleri de tükenmişti ki birden bir bağırtı çağırtı başladı ben ne olduğunu anlamadan bunlar yaydan fırlamış ok gibi ve Kızılderililerin düşmana saldırdıklarında çıkardıkları sesleri çıkararak gözden kayboldular. Zaten göz gözü görmüyor ve nereye hangi yöne gittiklerini göremeden “lololololololo” bağırtılarıyla toz oldular.. Kaldım mı ben ortada!...  Hiçbir yer görünmüyor hangi yana gideyim, ne yapayım, ben de  “lololololo”diye bağırarak bir yana koşayım mı, bir türlü karar veremiyorum…

Bekliyorum, dağın başı, ne gelen var ne giden, ne bir ses ne bir nefes… Zaman geçiyor, dakikalar hızla tükeniyor… Bir ara acaba bağırsam mı diye içimden geçirdim, ne diyeceğim, “imdaaaat” mı desem!...  “Neyse dur bakalım biraz daha bekleyelim”. Dedim… Beklemeye devam belki birazdan gelirler… Ne gelen var ne de giden. Bekle babam bekle… Zama geçtikçe sabrım tükeniyor, artık dayanamıyorum, bir yandan ya bunlar gelmezse diye bir korku sarıyor içimi, bir yandan hareketsizlikten dolayı yavaş üşüyen ayaklarım… Baktım olmuyor şöyle bir yaradana sığınıp “İmdaaattttt” diye avazımın çıktığı kadar bağırdım.. Baktım “İmdaaattt” sesi geri geldi . Haaa demek ki yakında bir kayalık gibi bir şey var. Başka da çıt yok. Bağırmanın da tehlikeli olabileceğini düşündüm bir ara, ya kurt sesimi duyup gelirse!..

Yarabbim nerden düştüm ben bu tuzağa, ya bu adamlar bir daha burayı bulamazlarsa, ben hangi yöne gitmeliyim?. Bağırıyorum sesim geri geliyor, eee başka ne yapabilirim ki? Çözüm yok!...

Hava kararıyor, soğuğun şiddeti artıyor, korku bacayı sarmış, acaba Allah’a dua etsem diyorum, ediyorum da… “Allah’ım bana yardım et”

Acaba diyorum bunlar beni bilerek mi buraya getirip bıraktılar, olur olur, iyi ama ben bunlara ne kötülük yaptım ki? Kötülük yapmak şart mıdır? Adam senin gözünün rengini sevmiyor olabilir!.. Yok canım o kadar da olmaz… İyi ama bunlar daha birkaç saat evvel benim evimde benimle dostça konuşmuyorlar mıydı? Evet!.. Evet!.. Peki şimdi nerdeler? Yok..Yok.. Yok..

Bu ne tilkiymiş böyle?.. Hem sonra zaten göz gözü görmüyor, tilkiyi nasıl gördüler? Ben niye göremedim? Tilki milki yalan mıydı? Yoksa tilkiye gidelim derken kurda mı yakayı kaptırdılar… Ya ben nolacam?..

Ayakta kalmaktan yoruldum, otursam mı bir yere? Oturulacak yer yok ki!.. Karın üzerine de oturulmaz ki. Önümü görebilsem, yönümü tayın edebilsem bir tarafa doğru yürüyeceğim, ya ben gidersem onlar gelir de beni bulamazlarsa!.. Zaten ne kadar oldu gideli artık gelmezler. Belki de yolu kaybettiler. Ortada yol mol yok ki neyi nasıl bulacaklar?

Ve sakin sakin gelen iki kahraman… Hani tilki? Tilki milki yok!.. Peki nedesiniz bu kadar zamadır? Onlar da yolu şaşırmışlar, erkekliğe bok sürdürmüyorlar, utanıp söyleyemiyorlar…

Ahhh Burcukaya Ahh!.. Sen de kaldığım altı ay içinde üç kere beni Azail ile buluşturdun. Alacağın olsun! Ben sana ne yapmıştım ki?

Ödülümü 40 yıl sonra aldım. Telefon çaldı açtım, “Hocam ben  Burcukaya’dan öğrencin!..”

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Lütfen Cevaplayın
Dünya çevresinde döndüğü cismin ismi nedir? 

Ara
DURUM Temmuz 2010
Bitlis'te bulunduğunuz ilçede belediye hizmetlerinden memnun musunuz?
Evet
Hayır
Ehh işte
Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı - AHLAT GAZETESI
®© 1993-2008 Ahlat Gazetesi Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı Yayın Organıdır.
AHLAT GAZETESİ’nde yayımlanan yazılardan imza sahipleri sorumludur. Her türlü yazı ve makalelerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kısmen veya tümüyle yayınlanamaz. AHLAT GAZETESİ’nin Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı dışında hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

iletişim : i_nalbantoglu@yahoo.com