|
Fehmi HASPOLAT-Hukukçu – E.Öğretmen
Batı’nın Türkiye’nin gündeminde sürekli tutmaya çalıştığı konulardan birisi de Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi değişikliktir. Batı dediğimiz Avrupa ve ABD niçin bu konuda bu kadar ısrarlıdır?,maksadı nedir?Bu sorunun yanıtını bilirsek bu ısrarının arkasındaki emperyal amacın kolaylıkla anlayabiliriz.
Batı alemi, Türklükle hiçbir zaman barışık olmayı istememiştir. Haçlı ruhunun Türk-İslam’a karşı paranoya derecesine vardırdığı dogmatik saplantısıyla, iflah olmaz bir ruh ve karakter halindeki düşmanlığını fırsat bulduğu her konuda dışa vurur.Dogma haline getirilmiş bu davranış, her devirde Türk-Müslümanlardan intikam alma yolunda kendini sergilemiştir.Türklere tahammülü olmayan batı, onu Anadolu şöyle dursun onu her çağda yeryüzünden silme hayalini yaşamıştır.Aşağıda sunacağımız b atı emperyal söylemleri, bizlere karşı bakışlarını yeterince kanıtlamaktadır
Haçlı ruhuyla başlayan intikam alma gayretlerinde, askeri ve teknolojik güçleriyle başa çıkamadıkları Türklüğü ve Müslümanlığı psikolojik ekonomik ve siyasi argümanlar yoluyla yenme ve çökertme stratejilerini uyguluyorlar. Türk-Müslümanlar için sanal sorunlar yaratarak, amaçlarını tahakkuka yönelmişlerdir.Batılı güçler, küresel emperyalizmin siyaset mutfağında pişirdiklerini, diplomatik ve siyasi temaslarında ve çeşitli platformlarında ‘olmazsa olmaz’ kabilinden ortaya koyuyorlar.Bu tür temaslardaki gündemlerinde yaratılan etnik mezhepsel sorunlarla, emperyal hedef ülkelerde huzur ve güveni bozmaya çalışıyorlar. Böylece yaratılacak istikrarsızlıkla bu ülkeleri siyasi ve ekonomik kontrollerinde tutmak istemektedirler.Batı’nın siyasi gündeminden düşürmediği sorunlar, hiç şüphesiz ki; etnik-mezhepsel sorunlar , Patrikhane,Heybeliada Ruhban Okulu ve konumuz olan ısrarlı oldukları T.C.K’nın 301. maddesindeki değişiklik talepleridir.Örneğin, AB organları her fırsatta ‘ilerleme raporlarında’ asla gerçekleşmeyecek AB üyeliği için bunları dayatarak son günlerde AKP kapatama davasında da olduğu gibi Türk Yargısına müdahale ederler.Gökkubbeyi başımıza yıkmaya kalktılar.
TCK’ nın bu maddesindeki ‘Türklük’ sözcüğünden niçin rahatsızlık duydukları bilinirse, bu madde ile ilgili ısrarları kolayca anlaşılır.’Türklük’, ‘Türk Milleti’, ‘Türkiye Cumhuriyeti’ kavramlarındaki rahatsızlıklar, hep Türk kelimesinden ileri geliyor.Ceza Yasasında ‘Türklük’ sözcüğüne bu kavram, sanki bir ırkı koruyor, köktenciliği koruyor,ona hizmet ediyor, diye itirazda bulunuyorlar. Türk Milleti’nin oluşmuş üstün ortak milli ve manevi üstün değerlerine, muhteşem tarihine ve yüksek medeniyetine, kültürüne karşı yapılacak aşağılamayı önlemek için konmuş bu hukuk normunu Türk Milletini bölme stratejilerinde bir engel olarak görmektedirler.Türklük kavramdan duydukları rahatsızlıklarının intikamını bu 301. maddeden almak istiyorlar,Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkma hakaretlerinde onu engel görüyorlar.Sözde demokratik-özgür(!) düşüncelerinin önünün açılmasını, bu maddedeki Türk kökenli kavramların kaldırılmasında görüyorlar. Böylece bu hukuki engelin kaldırılmasıyla Türk Ulusu’na karşı yapılacak hakaretlerle içerde ve dışarıda birtakım insanlarda kin ve nefret duygularını körüklenecek, Milli biriliğin unsurları olan etnik –mezhepsel kökenleri birbirlerine karşı yaratılacak amansız bir düşmanlıkla üniter (tekil)/ulus Cumhuriyeti parçalayarak ortadan kaldırma kolaylığını sağlayacaklardır.
Batı’nın T.C. 301. maddesindeki ısrarlarının nedenini anlamak için, Ceza Yasamızdaki bu yasa maddesine bir göz atmamız gerekiyor.5237 sayılı T.C.K’nın ‘Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar’ Türklüğü,Cumhuriyeti,Devletin Kurum ve Organlarını Aşağılama ‘başlıklı 301. maddesi şöyle diyor:
Madde 301-Türklüğü,Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni alenen aşağılayan kişi,altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini,Devletin yargı organlarını,askeri ve emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi,altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede işlenmiş olması halinde,verilecek ceza üçte bir oranında arttırılır.
Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.
Normlarının yasa koyucu tarafından kabul edilen hukuki gerekçeleri de vardır. İtiraz edilen bu yasa maddesinin gerekçesinde, dünyadaki değişik coğrafyalarda yaşayan bütün Türkleri koruma gayesinin gözetilmesi hususunda bir ifade de yoktur. Keza Türk Yargısı, önüne gelecek böyle bir dâvada, sadece bir ırkı koruma ve gözetme mülahazasıyla karar verme cehaletinde olamaz.
Türk Milleti, en az diğer milletler kadar milli onurunu elbette yasalar ile koruyacaktır. Bir hukuk devletinde böyle bir düzenlemenin yapılması doğal bir zorunluluktur.Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti Türk Milleti içinde yasa hükmüne gerek duyulmuştur. 1 Nisan 2005 ‘de yürürlüğe giren yeni Türk Ceza Yasası’ndan önceki mülga 765 sayılı Ceza Kanunu’nda 301’ e benzer şekildeki 159 madde hükmünde şöyle deniyordu:
Madde:159- “Türklüğü,Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ,Hükümetin manevi şahsiyetini,Bakanlıkları,Devletin askeri veya emniyet muhafaza kuvvetlerini veya adliyenin manevi şahsiyetini alenen tahkir ve tezyif edenler bir seneden altı aya kadar ağır hapis cezası ile cezalandırılırlar.”
İşte batının hedefinde bu maddelerde saldırılmak istenen bu ‘Türklük’ kelimesidir. Türklükten maksat,Türk Milleti’dir.Sadece Türklük olan Türk Milleti değil, Türkiye Cumhuriyeti kimliği olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır. Daha doğrusu Türk Milleti’dir.Hedefleri, Türk Milletinin ortak milli değerleri,kültürü,muhteşem soylu,tarihi, yüksek uygarlık geçmişidir.Şimdi bunun için ‘Türklüğü” kelimesini ileri sürüyorlar, yarın da değişiklik metnindeki , ‘Türk Milleti’ kavramının da değiştirilmesini ya da ortadan kaldırılmasını isteyecekler;Türk Milleti,Türkiye Cumhuriyeti ile ilgili her türlü kavram ve kurum ve sembollere saldıracaklar.Şimdi yapılmak istenen düzenlemenin de kaldırılmasını isteyecekler. Maddede belirtilen değerler giderek korumasız kalacak,yargı erki dışı organa (Adalet bakanı’na) verilecek kovuşturma izni ile büsbütün uygulanamaz hale gelecektir.
Zaten bunun için, var olan ve milli birliği koruyan bu bağı,yasa değişikliği ile sulandıra sulandıra Türk Milleti mefhumunu ortadan kaldırılarak, emperyalist emellerin yolu açılacaktır. Adalet Bakanı,13 Kasım 2007’de AKP Grup toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını cevaplarken, 301. Madde ile ilgili inceleme ve araştırmaların devam ettiğini belirterek, “2007 yılı bitmeden, hazırlayacağımız tasarıyı Meclis’e sevk edebiliriz. Maddeyi kaldırmayı değil, revizyon yapmayı düşünüyoruz “Uygulamada ortaya çıkan bir takım rahatsızlıklar yavaş yavaş ortadan kalkmaktadır.”, dediyse de, asıl rahatsızlık uygulamada değil; emperyal zihniyetteki Türklük fobisinden kaynaklanan ‘Türk’ kelimesinedir. İçerdeki Türk düşmanları ve batı, Türk kelimesi rahatsızlığında yeni düzenlemeye de itirazda bulunacaktır.Yasa maddesinin değiştirilmesi ile Türklüğe hakaret bitmeyecektir. Her ne kadar ‘Türklük’kavramı yerine ‘Türk Milleti’ getirilse de durum değişmeyecektir.Hukukumuzda zinanın suç olmaktan çıkarılmasında olduğu gibi 301.maddede de hukuka müdahale cesareti sağladılar. Şimdi de Sadece 301.maddenin değiştirilmesiyle yetinmeyecekler, maddelerdeki Türklük kavramı ve Cumhuriyetle ilgili bütün maddelerin kaldırılmasını dayatacaklardır. AB, ‘301’in revizyonundan sonra sıra Türk Ceza Kanunu’nun ‘Kamu Barışına Karşı Suçlar olan halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama suçu olan 216.maddeki, “yargı görevi ve yapanı etkileme” suçu olan 277.madde,Ceza Muhakemesi soruşturmasındaki “gizliliğin ihlali” suçu olan 285.288.,”Temel Milli Yararlara karşı hakaret” suçu olan 305., ‘Halkı askerlikten soğutma’ suçu olan 318. ve daha birçok madde gündeme getirilecek; kaldırılması istenecektir. Oysa aynı maddeler,kendi ceza yasalarında milliyetlerini ziyadesiyle korunmaktadır.Dahası var.Bu gidişle Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret etmek suçunu hakkında 5816 sayılı Atatürk Aleyhinde İşlenen Suçlar Hakkındaki Kanunu’nun da kaldırılmasını isteyecekler.
Bu maddeden yargılanan Hırant Dink’in ölümünü fırsat bilen batılı kollayıcılar,maske olarak kullandıkları “Düşünce ve ifade özgürlüğü” nü ileri sürerek, tekrar 301.maddeyi gündeme taşıdılar.301. madde değişikliği, Türkiye’nin temeline konulacak en yıkıcı bir dinamit olacaktır. Türklüğe, devlete ,devletin anayasal kurumlarına hakaretin önü açılacak,hakaret tamamen serbestleşecektir. Böyle bir durumda hakaretlerle aşağılanmış bir sosyal yapıda yaratılan nefretle gaflet içinde bulunanlar, çözülme faaliyeti göstereceklerdir. Batı’nın 301 ısrarı buradan kaynaklanıyor.
Ankara’da 10 Sivil Toplum örgütü, 301. madde değişikliği teklifi üzerine değişik yorumlarında yürürlükteki maddedeki “Türklük” tanımının daraltılması,“Cumhuriyet” ibaresinin çıkarılıp yerine “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti” ibaresinin konulması, Türklük kavramı Anayasa’nın 66’ıncı maddesi ile açıklansın denilmesini tepkide bulundular. devam edecek…