|
Fehmi HASPOLAT-Hukukçu Öğretmen geçen sayıdan devam…
zedeleyecek şekilde hakaret ederse bu şeklide Federal Almanya’nın varlığını ve anayasal düzenine yönelirse, 3 aydan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” deniliyor.Almanya’da bu suçtan 72 kişi hüküm giymiştir. hakaret bize diretilen de üst sınır 2 yıldan fazla olarak onlarda üç yıl ceza öngörülüyor. Batı’nın çifte standardı, samimiyetsizliği böylece görülmüyor mu?
İtalyan Ceza Kanunu’nun 290.maddesi “Cumhuriyete, anayasal kurumlara ve askeri kuvvetlere karşı hakaret, hor görme, sövme”, başlığını taşımaktadır. Anılan maddeyle ”açıkça Cumhuriyete, yasama meclislerine, hükümete veya anayasa mahkemesine veya adli düzene hakaret”i cezalandırmaktadır. Yine İtalyan Ceza Kanunu’nun 291’inciddasi“İtalyan milletine hakaret, aşağılayıcı söz, sövme” kenar başlığını taşımaktadır. Anılan maddede “İtalyan milletine hakaret 1 yıldan üç yıla kadar hapis” cezasıyla cezalandırılmaktadır.
Avusturya Ceza Kanunu “Devlet ve onun sembollerini aşağılama” başlığını taşıyan maktadır. 248.maddesi : “Avusturya Cumhuriyeti ve onu oluşturan eyaletlerin birisine kötü niyetle ve toplumun geniş bir kesimi tarafından idrak edilmesi koşuluyla hakaret edilmesi”ni, başka maddede ise “Avusturya Cumhuriyetinin bayrağına, amblemlerine ve milli marşına hakaret, küçük düşürme ya da kötüleme” eylemlerini suç olarak düzenlenmiştir.
Fransa’da ise Fransız Basın Özgürlüğü Kanunu’nun 23, 30, 32/2, 33 ve 48. maddelerinde ağır cezalar öngörülmüştür. Özellikle 30. madde ’ “hiç kimse Fransız ulusunu, Fransız devlet kurumlarını aşağılayıcı yayın yapamaz”,S hükmünü içermektedir. Ayrıca Fransa’da 2003 yılında kabul edilen bir yasa, ’Her kim ulusal bayrağa veya ulusal marşa hakaret ederse azami 9 bin euro para veya altı aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılır’ hükmünü içerir.
Avusturya Ceza Kanunu’nun 248. maddesinde, ’Her kim kasten, kötü niyetle Avusturya Cumhuriyeti ve eyaletlerine hakaret ve tahkir ederse bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacaktır. Her kim Avusturya Cumhuriyeti veya eyaletlerinin resmi bir amaç için kullanılan bayrağına, ulusal veya eyaletlerinin ulusal marşlarına hakaret ederse 6 aya kadar hapis cezası veya günlük para cezasının 360 katı para cezasına çarptırılır’ hükmü vardır.
Hollanda Ceza Kanunu’nun 92 ve devam maddelerinde ‘devletin güvenliğine karşı suçlar”,111 ve devamı maddelerinde ise ‘kraliyete karşı hakaret etmek”, 113. maddede “Aşağılayıcı yazılar” başlıklarında 131.maddede ve devamı maddelerinde ise “Kamu düzenine karşı suç işlemeye tahrik” ,132.maddede ‘tahrik edici yazılar dağıtmak” 137’inci maddede, “Bir grup insanı aşağılamak”, 137’inci maddesinde “Nefrete teşvik etmek” suçları düzenlenmiştir.
Polonya Ceza Kanunu’nun Madde 133. maddesinde de ’Her kim Polonya halkını ve Cumhuriyeti’ni alenen tahkir/tecavüz ederse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır’ denilmektedir.
İspanya Ceza Kanunu’nun 543’üncü maddesi ise İspanya’nın, özerk toplulukları, sembol veya amblemlerinin sözle, yazıyla veya fiili olarak alenen aşağılanması veya tahkir edilmesi, yedi aydan on iki aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır’ hükmünü taşımaktadır.
Danimarka Ceza Kanunu’nun 110. maddesinde: Her kim yabancı bir milleti, devleti veya bayrak ya da alametlerini veya Birleşmiş Milletleri ya da Avrupa Parlamentosu’nu alenen aşağılarsa dört aya kadar, şayet ağırlaştırıcı nedenler varsa iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır’ denilmektedir.
Portekiz: Portekiz Ceza Kanunu Madde 332:” Her kim, cumhuriyeti, ulusal bayrağı veya ulusal marşı, Portekiz hükümranlığının herhangi bir sembolünü aşağılar veya gerekli saygıyı göstermezse 2 yıla kadar hapis cezası veya 240 gün karşılığı para cezası ile cezalandırılır.”hükmünü taşıyor.
Bizdeki 301. maddenin ve benzerlerinin karşılığı olarak sadece belirttiğimiz bu AB ülkelerinde Adalet Bakanlığı’nın bu tür cezaların nasıl uygulandığı araştırma raporunda şöyle tespit edilmiştir.Bakanlığın raporuna göre Almanya’da 2004 yılında 72, Avusturya’da 2003 yılında 1, İtalya’da 2000-2004 yılları arasında 107, Hollanda’da 2004-2006 yılları arasında 419 mahkumiyet kararı verildiği tespit edilmiştir.
ATO Başkanı Sinan Aygün, 301. maddenin benzerlerinin, hatta çok daha sertinin birçok AB ülkesinin yasalarında bulunduğunu ve tümünde de bu tür suçlara çok ağır hapis cezaları öngörüldüğünü ve mahkumiyet kararları verildiğini belirtti. Avusturya’da 2003 yılında bir kişinin, Almanya’da 2004 yılında 72 kişinin, İtalya’da 2000-2004 yılları arasında toplam 107 kişinin, Hollanda’da 2004-2006 yılları arasında 419 kişinin mahkumiyetine karar verilmiştir. .(3)
Hiçbir ülkenin gerçeği diğerine benzemez. Hele Türkiye gibi üzerinde ebedi emperyalist emelleri olan önemli bir stratejideki bir ülkenin hassasiyetleri hukuken daha çok korunma ve kollanma gereği vardır. Bu itibarla bizim iç ve milli hukukumuz diğer ülkelere benzemeyecektir.Türkiye Cumhuriyeti’ni ülkesi ve milletiyle çok hassas dengelerde koruyucu bir iç ve milli bir hukuk yapısına sahip olması gerekir.Böyle bir yapıda menfur emeller önlenecektir.
Hiçbir bilimsel temele dayanmadan, bu konuda hiçbir bilimsel ehliyeti,araştırması, bilgisi olmadığı halde AB’ye şirin görünmek ve popülaritesini arttırmak için romanlarında sürekli Türklüğe, Cumhuriyete,Atatürk’e imalı hakaretlerde bulunan, İşviçre’de yayınlanan “Das Magazin “isimli haftalık dergiye röportaj veren Orhan Pamuk,:”Bu ülkede (Türkiye) 1 milyon Ermeni’yi, 30 bin Kürdü ölmüştür.” ,dediği için Türklüğü alenen aşağılamaktan hakkında üç yıla kadar hapis istemiyle açılan davada İstanbul Şişli 2.Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmasına AB’den gelenler, bu davaya tepki göstererek Orhan Pamuk ve suç işlemediğini,söylediklerinin “ifade özgürlüğü” kapsamında olduğunu ileri sürerek yargılanmamasını,yine aynı maddeden suçlananların yargılanmamalarını, aksi takdirde Türkiye’nin AB sürecine devam edemeyeceği tehdidinde bulunarak yargıyı ve mahkemeyi etkilemeye teşebbüs ettiler. Böylece hükümranlık haklarımızı çiğnediler.AB-Türkiye Parlamentosu Yeşiller Grubundan Daniel Cohn Bendit, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü C.Eurlings, AP Türkiye Komisyonundan Cem Özdemir, Kemal Altan,Hırant Dink,AB-Türkiye Karma Komisyonu Eş başkanı Joust Lagendijk,İngiliz Davis Mack Shane ve AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rhen gibilerden oluşan bir heyet, 16.12.2005 günü Orhan Pamuk’un İstanbul Şişli Asliye Ceza mahkemesindeki duruşmasına gelerek görülmekte olan bir dâvada Türk yargısına alenen müdahale ederek mahkemeyi etkilemeyerek baskı altına almak için ellerinden geleni yaptılar; Türk yargıçlara güvensizlikleri belirtecek şekilde Türk yargısına müdahale etmeye çalıştılar. Dışarıdan gelen emperyalizmin bu AB temsilcileri hakkın da ne yazık ki, tutuklanmaları gerekirken Cumhuriyet savcılığı tarafından kovuşturulma açılmamış,eylemleri cezasız kalarak hukuk devleti ilkesi çiğnenmiştir.Yeterli bir milli bir tepki de oluşmamıştır.
C.Eurling, işi daha da ileri götürerek Eğer Türkiye bu sürece (AB) devam etmek istiyorsa ifade özgürlüğünün yerleşmesi şarttır.Türkiye’deki Ceza Kanunu’nun özellikle 301.ve 305.maddesinin değiştirilmesi gerekir.” diyerek, Orhan Pamuk’un bu davadan âdeta kişiye özel bir kararla, en kısa sürede muaf tutulması istediklerini dile getiriyor ve bir müstemleke ülkesinden istercesine şöyle devam ediyordu: “Baştan bu davanın neden durdurulmamış olduğuna şaşıyoruz.Bu dâva şu aşamada kapansa bile yolun sonuna gelmiş sayılmaz.Çünkü Orhan Pamuk,medyanın dikkatini çeken biri,oysa aydı durumda bir çok başka insan var”,diyerek Türk yargısının bu davada kendilerince korunan kişilere özel davranmasını istiyordu.
Olli Rhen,daha da ileri giderek bu talepleri şöyle destekliyordu: “Yargılanan Orhan Pamuk değil,Türkiye’dir.”ve yine 25Eylül2006’da düşünce özgürlüğünü kabul etmeyen bir ülkeyi AB olarak aramızda görmek istemeyiz.”diyerek ahkâm kesip Türk Ceza Kanunu ve yargılaması konusunda ağır eleştirilerde bulundular, Ceza Yasasının Orhan Pamuk ve benzerleri için kişiye özel değiştirilmesini istediler. Böylece hukukun üstünlüğünün ve Ceza yasasının temel ilkesi olan eşitlik ve genellik ilkesini çiğnenmesini istiyorlar.Bu söz beyanları ile yukarıda anılan maddeye göre görülmekte olan bir davada yargılamayı etki altına almaları ,buna izin verilmesiyle tam bir hukuk faciası ile karşı karşıya kalmıştık,
Orhan Pamuk’un davasında mahkeme yargılama için Adalet Bakanlığından kovuşturma izni istenmiş,”Adalet Bakanlığı’nın izin verdiğine ilişkin belge gelmediği gerekçesiyle davanın düşmesine” karar verilmişti. Türk’e hakaret ederek Nobel ödülü kazanan Orhan Pamuk’a arkasındaki korumacı Avrupa Birliği de sahip çıkmıştı. Türk Milleti’ne hakaret cezasız kalmayacak,Türk yargısı Yargıtay 4.Hukuk Dairesi’nin Ocak 2008’de vereceği bir kararla Orhan Pamuk’u affetmeyecekti.
Orhan Pamuk’un söyleminden“Kişiler onur ve şerefleri incinen vatandaşlarımız tazminat davası açma yolunu denediler. Turgut Kobaza ve şehit yakını 5 kişi Pamuk’un, beyanları, “Türk milletini topyekûn itham altına soktuğunu” iddia ederek. İstanbul Şişli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi Orhan Pamuk aleyhinde tazminat dâvası açtılar.Yerel Mahkeme ,“davacıların salt Türk milletinin bir ferdi olmaları nedeniyle yansıma yoluyla kişilik haklarına saldırı olduğunun kabulüne imkân bulunmadığı” ve
devam edecek...