|
ANILARIM, GÜVENİMİ YİTİRDİM, SADECE ÜMİTLERİM KALDI…
Köyişleri ve Kooperatifler (Eski) Bakanı
“Cumhuriyetin ilan edilişinin 4. yılında, 4 Şubat 1927 tarihinde dünyaya geldim ve bu günlerde (yani 2008 yılının son aylarında) 81. yaşımı dolduruyorum.” diye başlıyor ve kendisinin tam bir “Cumhuriyet Çocuğu” olduğunu ifade ediyor Sayın KÜRÜMOĞLU ve anılarını yazdığını dile getirdiği “Anılarım, Güvenimi Yitirdim, Sadece Ümitlerim Kaldı” adlı kitabında.
Anı kitapları her zaman çok ilgi uyandırmıştır. Kimileri bir dönemin görünmeyen, bilinmeyen yönlerini öğrenmek için anı kitaplarına yönelir, kimileri anılardaki yaşanmışlıklardan dersler almak için. Kimileri de tarih kitaplarında yer almayan detaylardan ilginç bulgulara ulaşmak adına kendini anıların sihirli çekiciliğine engel olamaz. Ama hiç kuşkusuz en önemlisi tarih yazarları açısından taşıdığı değerdir. Tarihçiler, olayların analizini anı kitaplarındaki ince detayların büyük bir titizlikle incelenmesi sonucunda çok çarpıcı gerçekleri ortaya çıkarabiliyorlar, tarihsel bulgulara ulaşabiliyorlar. Bu nedenle anı içeren yazılı belgeler ya da kitaplar her dönemde, hemen hemen her kesim tarafından ilgiyle karşılanır, merakla okunur, dersler çıkarılmaya çalışılır. Bu nedenle yazın dünyasında önemli bir yer işgal ederler.
Bu noktadan hareketle Köyişleri ve Kooperatifler Eski Bakanımız Sayın KÜRÜMOĞLU’nun “Anılarım” dediği ve büyük bir hassasiyetle kaleme aldığı bu önemli eserini biz de önemsiyoruz. Bu nedenle kitap ilgili gözlemlerimizi sizlerle paylaşmak istiyoruz…
Sayın KÜRÜMOĞLU bundan yaklaşık olarak 6 ay kadar önce bir kitap daha çıkarmıştı. Adı “Bitlis Senatörü ve Köyişleri ve Kooperatifler Bakanı Mehmet Orhan Kürümoğlu’nun Fotoğraflı Albümü” olan bu eserde belirli bir tarih sırasına göre, Sayın KÜRÜMOĞLU’nun siyasal yaşamından bazı fotoğraflar ardı ardına sıralanmıştı. Herhangi bir yorum ya da açıklama yapılmadan. Kimi fotoğraflara alt yazı bile konulmadan. Özetle çok nitelikli bir eser ortaya çıkmıştı. Ancak içerik olarak daha doyurucu ve daha kapsamlı bir çalışma olup olmadığı hususuna dikkat çekmek istiyoruz. Sayın KÜRÜMOĞLU’nun sade, özgün ve mütevazı yaklaşımının bu sonucu doğurmuş olduğunu da göz ardı etmemek gerekiyor.
Bu kitapla ilgili olarak görüş ve düşüncelerimizi aktarmaya hazırlanırken Sayın Bakan elimize yeni bir kitap tutuşturdu.Böylece birinci kitaptan hızını alamayan Sayın Bakan ikinci kitabını da okuyucuları ile buluşturuyordu.
İlk eserde olduğu gibi, bu eserde de profesyonel bir bakış açısı yerine amatörce bir yaklaşımı görmek mümkün. Sistematik bir kurgulama ile bölümlere ve kısımlara ayrılmadan düz bir metin olarak değerlendirilmiş.
Güzel bir kapak ve iyi kağıda basılmış 210 sayfadan oluşan, akıcı bir üslup ve temiz bir Türkçe ile yazılan bu kitabın da ilkinde olduğu gibi biraz aceleye getirilmiş olduğu izlenimi hissediliyor. Bu yaklaşımla olsa gerek sadece 600 adet bastırılmış. Ticari bir yönün olmadığı hususu altı çizilerek belirtilmiş. Ancak çok kısa bir süre içerisinde eldeki mevcudun hızla tükenmesi, yeni baskı yapma gereğini ortaya çıkarmış.
KÜRÜMOĞLU’nun kitabını üç ana bölüm halinde ele almak mümkündür. Bunlardan birincisi, Sayın KÜRÜMOĞLU’nun eğitimini tamamlamak için gösterdiği özverili ve olağanüstü dönem. Bize göre kitabın en can alıcı bölümü burası. Burada sergilenen eğitim aşkı genç kuşaklara örnek teşkil etmesi açısından altı çizilecek bir husus. Ayrıca 1930’lu yıllar Türkiye’sinin eğitim olanaklarını çok çarpıcı bir biçimde gözler önüne sermesi, günümüz koşulları ile bir kıyaslama olanağı sunuyor okurlarına.
İkinci bölüm, Sayın KÜRÜMOĞLU’nun kaygan zemin üzerinde oynanan, uzun soluklu bir strateji mücadelesinde yani siyasi arenada karşılaşmış olduğu maniplasyonların gözler önüne sergilediği bölümdür. Bu bölüm bizim ilgi alanımız dışında olması nedeniyle herhangi bir öngörümüz söz konusu olmayacaktır. Bunu siyaset sahnesinde yer alan ve sık sık adları dile getirilen aynı ortamın diğer aktörlerine bırakmakıyoruz. Ancak şunu belirtelim ki siyaset adı verilen bu strateji oyunu son yıllarda sıkça örneğini gördüğümüz batılı ülkelerde ve gelişmiş demokrasilerde de benzer olaylara sahne oluyor...
Üçüncü ve son bölümde ise; Sayın KÜRÜMOĞLU nun ülke ve dünya meseleleri ile güncel olaylar karşısındaki bireysel görüş ve analizleridir ki bunun da tamamen kendilerine ait olması nedeniyle yorum yapmanın doğru olmayacağıdır. Bunların arasında isabetli olanlar ya da olmayanlar vardır elbette.
Her şeye karşın bir dönemi mercek altına alan bu yayını yayınlama cesaretini sergileyen Bakan’ı kutluyoruz. Başta da belirttiğimiz gibi anı kitapları yayınlanmalıdır ki gerçekler ortaya çıksın. Tarihi kimliği olan her yurttaşın bu duyarlılığı göstermesinden yanayız.
Kitap, herhangi bir yayınevinden çıkmamış, büyük bir bölümü geçtiğimiz bayramda “bayram şekeri” niyetine dostlara dağıtılmış…