AHLAT KÜLTÜR SANAT VE ÇEVRE VAKFI
Ana Sayfa > BİTLİS BİTTİ Mİ?..
BİTLİS BİTTİ Mİ?..

Prof. Dr. Mümtaz SOYSAL

Kuş uçuşuyla  Ankara’nın 1100 kilometre doğusundaki küçük bir kentin  dertlerini başkentliler kolay kolay duyar mı?

Hele dramatik terör olayları pek yoksa.

Ama tek bir sigara fabrikasından başka dişe dokunur hiç sanayi kuruluşu olmayan bir yerde o tek fabrikanın da kapanacak olmasından daha dramatik olay olabilir mi?

Evet, Tekel’in altı fabrikası şubat’ın son haftasında BAT adlı İngiliz-Amerikan şirketine atıldıktan sonra an büyük darbeyi yiyecek olanlar, Bitlis’teki o fabrikanın işçileridir. Başka yerlerdeki tütün işçileri çalışacak bir yer bulabilirler ama, Bitlis’tekiler ne yapacak?

Üstelik, 300 işçinin üçte biri de kadın. Hangi fabrikaya gidip çalışacaklar? Bitlis kenti, Van Gölü kıyısındaki  Tatvan ilçesinden de çaresiz. Birkaç araba tamirhanesi ve küçük atölyeden başka hiçbir şey yok. Satış ihalesinin ardından işçinin, kadınlı erkeklihaftalarca

fabrikaya kapanıp direnmesi boşuna mı?

Ayrıca, küçücük ilin çeşitli yerlerinde tütün yetiştiren 12 bin 250 üreticin aileleri de tasalı. Tekel’den başka alıcıları olmadığı için, fabrika kapanınca onlar da işsiz kalacak. Çünkü, tütünden başka ürünlerde de olduğu gibi, yabancı sermayenin derdi, üretmek değil, tiryaki cenneti sayılan ve bu bakımdan dünyada sekizinci bilinen Türkiye’nin sigara pazarını ele geçirmek.

Oysa, gerçek sigara tiryakileri, rahmetli Bülent Ecevit’in vaktiyle hep söylediği gibi, en iyi sigaranın Bitlis tütününden yapıldığını söyleyeceklerdir size. Ama yabancı şirket bu gibi inceliklere vakit ayıracak değildir; başka yerlerde ürettiği ve daha güçlü bağışıklık yapması için kimyevi işlemlerden geçirdiği sigaraları, sağlığı konusunda hiçbir endişe duymayacağı tüketiciye satabilmektir onu ilgilendiren

Bu açıdan bakınca, nikotin düşmanı olanlarımızın sigara fabrikaları satıldı diye sevinmesi kadar yanlış bir şey olamaz. Yabancılara satış, tiryakiliği artırmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Olacak olan, bu ülkeye özgü ender tütün türlerinden biri olarak başka türlü değerlendirilebilecek bir ürünün daha kökünü kurutmaktan başka bir şey değildir.

Türkiye doğasının zenginliklerini böyle teker teker kaybetmeye mahkum mudur? Bir halkın devleti kendi toprağına karşı bu denli hoyrat olabilir mi?

Azimli ve uzmanlaşmış insanlar eliyle iyi yönetilse ülke dışında muazzam gelir kaynağı olabilecek bir sanayi dalını, üstelik işçiyi ve üreticiyi mutsuz ederek yabancılara kaptırmak hangi akla hizmettir?

 

Devlet, üstüne düşen sosyal görevleri yerine getirmek için para kazanmak ve mali gücünü arttırmak zorundadır. Başkalarını zengin etmek ve kendi vatandaşını kaderiyle baş başa bırakmak gibi bir gelişme nerede görülmüştür?

Gelen Yorumlar
Toplam 1 yorum, 1-1 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
yani fabrikların kapanması çözümmü,içen insan yine bulacak ve içecek bunda tek kar dışarıdan satan ülkelere olacak buda oyun eh uyan artık türkiye nerdeyiz neler yapılıyor iyi kapansın bakalım peki devlet çelışanlar için bir istihtam düşündümü orda durmak lazım devletin hiç bir kurumunu devam ettirememenin üzüntüsü içerisindeyim riyakarca çalışmaının sonucu diğer sebepler fasa fiso................
tunahan koç eklemiş. | 12 Mayıs 2008 Saat 08:43
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Lütfen Cevaplayın
İstanbul'un fethi ne zamandır? 

Ara
DURUM Temmuz 2010
Bitlis'te bulunduğunuz ilçede belediye hizmetlerinden memnun musunuz?
Evet
Hayır
Ehh işte
Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı - AHLAT GAZETESI
®© 1993-2008 Ahlat Gazetesi Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı Yayın Organıdır.
AHLAT GAZETESİ’nde yayımlanan yazılardan imza sahipleri sorumludur. Her türlü yazı ve makalelerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kısmen veya tümüyle yayınlanamaz. AHLAT GAZETESİ’nin Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı dışında hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

iletişim : i_nalbantoglu@yahoo.com