|
Dr.Gülsen BAŞ geçen sayıdan devam…
Kiremit tonlarında hamurla yapılan bir grup tabak dibi üzerinde beyaz astar üzerine hızlı fırça darbeleriyle acele şekilde işlenmiş ve bu bakımdan acemi bir süsleme tekniğine işaret eden uygulamalar mevcuttur. Bu örnekleri yerel üretime işaret eden taşra uygulamaları olarak nitelendirmek mümkündür. Ancak üretim yerleri konusunda şimdilik kesin sonuçlara ulaşılamamıştır.
2005 yılı buluntuları içinde bir grup fincan ve kase dibi benzer özellikleriyle dikkat çekmektedir. Beyaz devetüyü ve kiremit tonlarında hamurdan yapılan küçük boyuttaki dip parçaları ince cidarlı halka dipli örneklerdir. Örneklerin tamamında beyaz zemin üzerinde dibin merkez kısmında farklı motiflere yer verilmiştir. Bunlardan bazılarının birbirini tekrar ettiği gözlenmektedir. Basit çiçek motifleri ile dörtlü palmetler kullanılan süslemeler arasında yer almaktadır.
2005 yılı buluntuları arasındaki bir dip parçası, stilize insan başının yer verildiği motif düzeni ile dikkat çekmektedir. Beyazımsı hamurdan yapılan parça üzerinde beyaz zemin üzerinde mavi, kırmızı ve koyu yeşil tonlarda soyut bitkisel düzenlemeler işlenmiştir. Bunlar arasında kabın kırık kesimine yakın bölümlerde stilize bir insan başı dikkat çekmektedir. Şeffaf sırla kaplandığı anlaşılan parçada mat bir görünüme sahip sır, fırınlama ve toprak altında kalış ortamına bağlı olarak çatlamış ve kimyasal bozulmalara uğramıştır.
Anadolu Türk sanatında insan figürlü çini ve seramikler Selçuklu çağı sanatında yoğundur. Özellikle Konya Alaeddin Köşkü ve Kubudabad sarayında kullanılan çinilerde insan figürü yoğun bir çeşitlilikle kullanılmıştır.
Ahlat kazılarında da insan figürüne yer verilen seramik buluntular mevcuttur. Bitlis’te, Türk sanatında görmeye alışkın olduğumuz karakteristik özelliklerden uzaklaşmış stilize görünümü ile karşımıza çıkan örnek kullanılan renkler bakımından genelde figürlü süslemelerin kullanıldığı minai tekniğini anımsatan renkleriyle ilgi çekmektedir.
Sırlı seramikler içinde bir grubu mimari üzerinde kullanılan sırlı tuğla ve çini levha parçaları meydana getirmektedir. Sırlı tuğlalar firuze tek renkli parçalardır. Selçuklu çağı mimarisinde sevilerek kullanılan sırlı tuğlalarda olduğu gibi Bitlis Kalesi’nde bulunan tuğlaların da dar ve uzun yüzeyi arada astar kullanılmadan tek renk firuze sırla kaplanmıştır. Ancak bu tarz süslemelerin Selçuklu çağındaki yoğunluğuna dayanarak bu tuğlaları o döneme tarihlendirmek ya da benzeri bir tarihlendirmede bulunmak güçtür. Bu durum, Selçuklu geleneğini. Özellikle mimari süsleme söz konusu olduğunda geç dönemlere kadar muhafazakar bir üslupla devam ettiren Bitlis’te tarihlendirme konusunda bazı zorluklar çıkarmaktadır. Dağınık
şekilde bulunan sırlı tuğlu parçaların mimari üzerindeki kullanım şekline yönelik herhangi bir ipucu şu an için söz konusu değildir.
2004 yılı buluntuları arasında yer alan ve toprak altında bazı kimyasal bozulmalara uğrayan iki levha parçası beyaz hamurdan 1.2 cm ile 1.5 cm arasında değişen kalınlıklara sahiptir. Yüzeylerine beyaz zemin üzerine kabarık siyah konturlarla yaprak ve çiçeklerden meydana gelen bitkisel düzenlemeler işlenmiştir. 2005 yılına ait ve kısmen daha sağlam durumdaki bir parçadan bu tür çinilerin teknik ve renk düzenleri hakkında daha detaylı bilgi edinmemiz mümkün olmaktadır.
Sınırsız seramikler tabak, çanak, bardak, testi ve küplerden meydana gelmektedir.. Parçalar çoğunlukla dip ya da ağız kenarları olarak günümüze ulaşmıştır. 2005 yılında ele geçen tüme yakın küp ve çanaklar tamamlanmıştır. Genelde kırmızı, kahve, devetüyü tonlarında hamurun kullanıldığı seramiklerde katkı maddeleri, bunların kullanım yoğunluğu, fırınlama özellikleri hamurun, kabın ve süslemenin kalitesini etkileyen başlıca etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu etkenlere göre bazı hamurlar az ve çok gözenekli sık veya gevşek dokuludur.
Sırsız seramiklerin büyük bir bölümü çömlekçi işi olarak da tabir edilen kaba işçilikli uygulamalardır. Örneklerin büyük bölümü çarkta şekillendirilmiştir. Bunun yanında kulpların ve testilerin enzik bölümlerinin elde şekillendirildikten sonra gövdeye eklendiği anlaşılmaktadır.
Sırsız seramiklerde süsleme tek şekilde kullanılmıştır. Hamur yaşken biçimlendirme aşamasında yapılan bu süslemeler küp ve testilerin ağız kenarları ve gövde parçalarında farklı şekilleriyle karşımıza çıkmaktadır. Uygulanış şekli bakımından barbutin ve rölyef tekniğini anımsatan süslemelerde elle ya da bir alet yardımıyla basılarak “S” kıvrımları, dalgalı zikzaklar, örgü motifleri yatay kuşaklar halinde oluşturulmuştur.
Bazı testi ağızlarında astar boyama ile sade bir hareketlilik sağlanmıştır. Astarın işlevsel niteliğinin dışında süsleme amaçlı kullanımına işaret eden bu örneklerde testilerin dış yüzeyi açık ton astarla şerit biçiminde bezenmiştir.
Küpler içinde tüme yakın ele geçen düz dipli, şişkin yumurta gövdeli bir testi parçası, dış yüzeyinin bir bölümünün yeşil sırla boyanması bakımından dikkat çekmektedir. Yarı mamul olarak nitelendirebileceğimiz bu parça, Bitlis’te çini ve seramik üretimi yapılmış olması ihtimalini gündeme getirmektedir. Bu tür tamamlanmamış parçalar genelde bulunduğu yerde üretimin yapıldığı yolunda önemli ipuçlarından biri olarak değerlendirilmektedir.
devam edecek…