|
Dr. Gülsen BAŞ*
2004 yılından itibaren Doç.Dr.Kadir Pektaş başkanlığında yürütülen Bitlis Kalesi Kazı Çalışmaları sırasında farklı niteliklerde çok sayıda küçük buluntu ele geçirilmiştir. Sikkeler, lüleler, cam eşyalar, madeni eşyalar gibi çeşitli gruplardan oluşan küçük buluntular içinde kayda değer bir grubu çini ve seramikler meydana getirmektedir. Bu bildiri kapsamında 2004-2005 yılları çalışmalarına ait çini ve seramik buluntular üzerinde durulacaktır.
Bütün çalışma katmanlarında dağınık şekilde ve kırık parçalar halinde ele geçen çini ve seramikler, kullanım alanları ile teknik, biçim ve süsleme özellikleri bakımından farklı nitelikler taşımaktadır. Buluntular arasında mutfak eşyası olarak kullanılan kap kacaklar çoğunluktadır. Bunun yanında mimariye yönelik sırlı tuğla parçalar ile duvar kaplaması olarak kullanıldığı anlaşılan çini levhalardan kesitler de bir grup meydana getirmektedir. Ayrıca bunlar dışında içine konulan yağın bir fitil aracılığıyla yakılarak kullanıldığı aydınlatma amaçlı seramik kandiller de yoğun olarak ele geçmiştir.
Seramik buluntuların ilk grubunu teşkil eden mutfak kapları, servis saklama ve pişirme kapları olarak üç gruba ayrılmaktadır. Bunlar içinde tabak, çanak, kase, bardak ve testi örneklerinden meydana gelen en yoğun buluntu gurubu servis kaplarıdır. Saklama kapları içinde sıvı ve kuru besinlerin saklanmasına yönelik farklı boyut ve formdaki küpler öncelikli konuma sahiptir. Pişirme kapları, kabın kendisinden çok bu gruba giren çömleklere ait değişik boyutlardaki kapaklardır.
Sırlı ve sırsız seramiklerde dip ve ağız parçaları çoğunluktadır. Kaide, gövde ve ağız profillerine göre form gruplarını belirleyebildiğimiz kaplarda sırlı ve sırsız parçalar aynı form özellikleri göstermektedir. Bunlar içinde tabaklara ait halka dipler, ağza doğru genişleyen düz dipler, dibe doğru düz ya da eğim yaparak daralan ağızlar, yumurta formlu küp gövdeleri, kulpsuz ya da tek ve çift kulplu testi ağızları, çoğunluğu teşkil etmektedir.
Büyük bölümü kırık parçalar halindeki seramiklerin çok azı bütüne yakın ele geçirilirken tüm örneklere ulaşılamamıştır. Sırsız seramiklerde birbirini tekrar eden basit uygulamalara karşın sırlı seramikler ve çini parçalar farklı teknik, desen ve renk özellikleriyle yoğun bir çeşitlilik sergilemektedir. Çok sayıda ele geçen gövde fragmanı, form hakkında bilgi vermekten uzak ancak, teknik ve süsleme özelliği hakkında bilgi veren parçalar olarak önem taşımaktadır.
Kalede ele geçen sırlı mutfak kaplarının büyük bölümü servis kapları grubundaki tabak ve kase parçalarıdır. Farklı boyut ve formlara sahip olan örneklerle teknik ve süsleme ayırıcı başka bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Sırlı parçalarda sgrafitto, tek ve çok renkli sıratlı, renkli sır teknikleri kullanılmıştır.
Bunlar içinde özellikle kırmızı hamurlu beyaz astar üzerine tek renk yeşil sırla kaplanan örnekler önemli bir grup meydana getirmektedir. Tabak ve kase dipleri ile ağız fragmanlarından meydana gelen bu parçalar Anadolu Ortaçağ seramiği içinde önemli bir grup oluşturmuş, bir süreklilik içerisinde geniş alanlarda üretilmiştir.
Bitlis Kalesi’nde bulunan sgrafitto örneklerin tamamında kiremit ve devetüyü tonlarında hamur üzerine beyazımsı bir astar kullanılmış, desen astarı da kazıyacak şekilde ince sivri bir aletle çizildikten sonra fırınlanmıştır. Daha sonra renkli sırla sırlanan parçalar ikinci pişirme işlemine tabi tutulmuştur. Çanak ve tabak diplerinden oluşan örneklerde yeşil, kahve ve sarı tonları ağırlıklıdır. Bu parçalarda boyama ve akıtma teknikleri de sgrafitto ile birlikte kullanılmış, genellikle basit geometrik düzenlemeler, spiraller ve soyut şekillerle desenlemeye gidilmiştir. Tek renk firüze sır altına sgrafitto tekniğinde işlenen farklı bir tabak dibinde yüzeye kazınan desen firüze sır altında siyah olarak belirmektedir.
Teknik renk, kalite hatta çoğu zaman desen bakımından bölge ve devir farklılığı göstermeyen sgrafitto seramikleri tarihlendirmek ve bölgelendirmek zordur. Anadolu örneklerinin ana yapım merkezleri belli değildir. Genelde kırmızısı fazla sert olmayan seramik hamuru ve beyaz astar dikkat çekmektedir. Anadolu Türk dönemi ile ilgili kazı çalışmaları ağırlık kazanıncaya kadar Bizans, Ermeni, Gürcü sanatlarına mal edilen bu örneklerin son çalışmalarla Anadolu Türk sanatında da yaygın kullanıldığı anlaşılmıştır. Bitlis’teki örnekler Anadolu’nun farklı merkezlerinde üretilen sgrafitto seramiklerle paralel özellikler taşımaktadır.
Çalışmalarda ele geçirilen sırlı seramiklerin büyük bölümünde sıratlı tekniği kullanılmıştır. 2004 yılı buluntuları içinde tavus kuşu bezemeli bir tabak dibi özellikle dikkat çekmektedir. Devetüyü hamur üzerine beyaz zeminde mavi ve siyahla işlenen figür şeffaf sırla kaplanmıştır. Profilden işlenen tavus kuşunda baş ve kuyruk belirgindir. Figür dışındaki boşluklar soyut bitkisel motiflerle dolgulanmıştır. Tavus kuşu, Anadolu Türk sanatında özellikle Selçuklu çağında Kubadabad Sarayı mimari süsleme-
lerinde sıralı çini olarak karşımıza çıkmaktadır. Farklı simgesel içerikleriyle özellikle Hristiyan sanatında yaygın kullanılan ve Bizans dönemi seramik tabakla-
rında bir grup oluşturacak nitelikte yoğun görülen sgrafitto tavus kuşları, biçimsel olarak Bitlis’teki örneğimizden farklı, ayrıntıdan yoksun olup şematik görünümlere sahiptir. devam edecek….
* Dr. Gülsen BAŞ, YYÜ. Fen Ed.Fak, Sanat Tarihi Bölümü