|
Dr.Gülsen BAŞ geçen sayıdan devam…
Bu tür tamamlanmamış parçalar genelde bulunduğu yerde üretimin yapıldığı yolunda önemli ipuçlarından biri olarak değerlendirilmektedir. Bölgede Ahlat ve Hasankeyf’te Osmanlı’nın son dönemlerine kadar seramik üretimi yapıldığı bilimsel kazı çalışmalarıyla nitelik kazanmış durumdadır. Ancak Bitlis Kalesi’nde bulduğumuz seramik ve çinilerin bu üretim merkezleriyle bağlantısı henüz belirlenemediği gibi, Bitlis’te bu yerlerden bağımsız bir üretimin yapılıp yapılmadığı da nitelik kazanmamıştır. İlerleyen yıllarda üretime işaret eden farklı ipuçları ve kalıntıların da devreye girmesiyle bu konuda kesin bir şeyler söylemek belki mümkün olacaktır.
Sırsız seramik buluntular içinde inceleyeceğimiz farklı bir grubu kandiller meydana getirmektedir. Çalışmalar sırasında bulunan kandillerin büyük bölümü ayaklı olup, üstte çanak şeklinde sonlanmaktadır. Tabla ve çanak kısımları tahrip olduğundan formları hakkında kesin fikir sahibi olmak güçtür. Çanağı kısmen sağlam durumdaki bir örnekte burun olarak tabir edilen muhtemelen yağın dökülüp fitilin konulduğu oval çıkıntı dikkat çekmektedir. Tabla formlarının mevcut halleriyle dışa dönük bir form sergilediği görülmektedir. Kırmızı ve grimsi tonlarda yapılan Bitlis Kalesi örneklerinde bir kandilin beyaz astarla kaplandığı gözlenmektedir. Süslemenin yer almadığı kandillerin bazı kesimlerinde kullanıma bağlı olarak yoğun kararmalar söz konusudur.
Bitlis Kalesi 2004 ve 2005 çalışmalarında bulunan çini ve seramikler yoğun bir çeşitlilik sergilemektedir. Dönemleri ve üretim yerleri konusunda kesin bir fikir sahibi olmasak da, üst katmanlarda ele geçirilişine dayanarak buluntuları genel olarak Osmanlı’nın son dönemlerine tarihlendirmek olasıdır. Kendi içinde görsel açıdan zengin bir çeşitlilik göstermekle birlikte önekler teknik, malzeme ve süsleme özellikleri bakımından İznik ve Kütahya gibi üretim merkezleriyle kıyaslandığında yerel üretime işaret eden daha basit uygulamalar olarak kalmaktadır.
DİPNOTLAR
1.Gönül Öney, Anadolu Selçuklu Süslemeleri ve El Sanatları, Ankara, 1992, 106;a.y. “Bir grup Selçuklu Seramiğinde İnan Tasviri” Arkeoloji Sanat Tarihi Dergisi, II. İzmir 1983,88.
2.Rüçhan Arık, Kubadabad, İstanbul, 2000, 165-176.
3.Ebru Parman, “Bizans sanatında Tavus Kuşu İkonografisi” Sanat Tarihinde İkonografik Araştırmalar ve Güner İnal’a Armağan, Ankara, 1993, 388; Oktay Aslanapa “Türk Keramik Sanatı”, Türk Dünyası El Kitabı, II.Sy. A-23 Seri:1, Ankara, 1992, 391; Faruk Şahin, “İznik Kuşlu Keramikleri”, Arkeoloji ve Sanat, Yıl:19,Sy:78, Mayıs-Haziran 1997,25-28.
4.Rüçhan Arık, Kubadabad, İstanbul,2000, 165-176.
5.Nakış Karamağaralı, Ahlat Kazılarında Ortaya Çıkarılan Seramikler, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi) Ankara, 1991, 51-56; a.y. Ahlat Seramikleri.
6.Şerare Yetkin, Anadolu’da Türk Çini Sanatının Gelişimi, İstanbul, 1986, 159-160.
7.Gülsen Baş, Bitlis’teki Mimari Yapılarda Süsleme. Bitlis 2002.
8.Oluş Arık, Hasankeyf. Üç Dünyanın Buluştuğu Kent, İstanbul, 2003, 202-206; Nakış Karamağaralı, Ahlat Kazılarında Ortaya Çıkarılan Seramikler, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi) Ankara, 1991.
9.Milletlerarası Türk Sanatları Kongresi, I, Ankara, 1995, 35-46; a.y. “Bazı Ortaçağ İslam Seramiklerinin Yapılış Amacı Üzerine”, Uluslar arası Dördüncü Türk Kültürü Kongresi Bildirileri,
4-7 Kasım 1997, Ankara.
BİTTİ