|
M. Törehan SERDAR-Bitlis Eren Üniversitesi Öğretim Görevlisi
İnanç; ferdin, ailenin, toplumun günlük yaşamını, davranışlarını etkileyen, kuşaktan kuşağa süre gelen yaşantı biçimidir. İnançlar aynı zamanda din ve bozkır kültürü adı verilen törelere dayanmaktadır. Bazı inançlar dini yaşantıya, bazıları gelenek ve göreneklere, bazıları da doğaüstü olaylara ve mitolojilere dayanır.
Bitlis halkının inancı yaşantısına yansımış, bütün hareketlerine, davranışlarına yön verici bir nitelik kazandırmıştır. Yolda yürümekten, su içmeğe, ağaç kesmekten, evlenmeye, manilere, türkülere, düğün ve bayramlarına inanç girmiştir.
Günümüz gelenek ve göreneklerini oluşturan inanç, iki temele dayanmaktadır. İslâm İnancı ve Şaman İnancı.
İki temel inancın büyük çoğunluğunu İslâm İnancı oluşturur. Buna neden de; Bitlis halkının tamamına yakınının Ehl’i sünnet vel Cemaattan oluşmasıdır. Nitekim Celal-zade Mustafa Selim-name isimli eserinde Bitlis’ten bahsederken; “...Özellikle Güneydoğu ülkelerinin gayet güzel ve şereflisi olup, Bitlis diye tanınan, orta ve yukarı su ve havada örneksiz ve denksiz, halkı dindar, ehl’i sünnet ve cemaattan kabilelerin ve Müslümanların en şereflisi idiler.” diye yazmaktadır.
Şaman İnancı az da olsa bazı gelenek ve adetlerde kendisi göstermektedir. İslâm kaidelerine aykırı olmayan Şaman İnancı varlığını sürdürürken, diğerleri kaybolmaya başlamıştır.
İnancın derin izlerinin görüldüğü alanlardan birisi de yemek adabıdır. Yemeğe oturuluştan kalkılıncaya kadar her safhada inancın izleri vardır. Bu inançların birçoğu geleneğe dönüşmüş, nesilden nesile aktarılmıştır. Bu inançlardan, adap ve geleneklerden bazıları şöyledir.
Sofra Adabı:
Bismillah ile yemeğe başlanılması dinimizin emri olduğu gibi, sofranın bereketli geçmesine vesile olacağı inancı asırlardan beri sürmektedir. Hatta yemeğe başlarken Bismillah denilmemesi bereketsizlik olarak bilinir. Yemeğin bir yerinde Bismillah’ın unutulduğu fark edildiğinde; “Bismilah-i Evveline Vel Ahirin” denilmesi, bu konuya ne kadar önem verildiğini göstermektedir.
Sofraya oturmadan önce ve sofradan kalktıktan sonra ellerin yıkanması, tamamen Peygamberimizin hadislerine ve İslami kurallara dayanmaktadır.
Kırsal alanın tamamında ve şehrin birçok yöresinde yemekler yerde yenir. Hatta bazı evlerde masa bulunmasına rağmen… Yer sofrasında sol ayak alta gelecek, sağ ayak ise bükülecek şekilde oturulur. Peygamber Efendimizin yemek adabı bu şekilde olduğu için buna hep riayet edilir. Bu tür oturuluşlarda midenin daha rahat bir pozisyona geldiği, yiyeceğin kolaylıkla hazmedildiğine inanılır.
Yemek Adabı:
Sofrada küçük lokmalar koparmak, başkasının önündeki yemekten yememek, yemeğe kendi önünden başlamak, tam doymadan kalkmak, yemek seçmemek, yemeğin helal ve temiz olmasına özen göstermek, tabaktaki yemekleri bitirmek, Peygamberimizin buyrukları ve İslam yemek adabının getirdikleridir.
Yemekte iken mecbur kalmadıkça konuşmamaya dikkat edilir. Konuşulduğu vakitte mutlaka hayırlı şeyler konuşulması istenilir. Sofrayı bekleyen meleklerin olduğuna inanıldığından, bunları boş laflarla üzmemek gerektiğine inanılır.
Sofradaki ekmek kırıntılarının kalmamasına riayet edilir. Hatta ekmek kırıntılarının yenilmesine, fakirlikten kurtulup zengin olunacağı şeklinde inanılır.
Az da olsa elle yemek yiyenler bulunmaktadır. Genellikle yaşlılar halen bunu yapmaktadırlar. Elle yemenin hem sünnet olduğuna, hem de yemeğin daha leziz bir şekilde yenilmesine vesile olduğuna inanılır. Ayrıca elle yemenin iştah açtığı söylenir.
İster elle yenilsin, isterse kaşıkla, yemek mutlaka sağ elle yenilir. Bu, olmazsa olmaz kurallardan birisidir. Sol elle yemek yiyenler mutlaka uyarılır, küçük çocukların ellerine hafifçe vurulur. Sol elle yemek yemenin dinimizce hem mekruh olduğu, tuvalet nedeniyle sol elin sağ el kadar temiz kalmadığı ve hem de sol elle yemek yemenin Hıristiyan inancı olduğu bilinir. Küçük yaştan itibaren küçük çocukların sağ elle yemek yemesine itina gösterilir ve çocuklar bu konuda eğitilir.
Misafirlikte yemeğe önce büyükleri, daha sonra yaş sırasına göre küçüklerin oturması adaptandır. Yemek dağıtılırken önce yaşlılara, daha sonra çocuklara verilir. Sofradan yaşlılar kalkmadıkça, gençler ve çocuklar kalkmaz. Kalkmak zorunda kalan gençler, mutlaka yaşlılardan izin alır. Ayrıca misafir sofradan kalkmadıkça, diğerleri kalkmaz. Bu davranışlar, hem İslami adaba ve hem de Türk geleneğine uygun davranışlardır.
Ekmek Adabı:
Ekmeğe saygı, Kur-an’a saygı olarak bilinir. Ekmeğe saygı göstermeyene saygı gösterilmez. Yere ekmek atmanın çok günah olduğu, yerde ekmek parçası bulunduğunda, yenilecek durumda olanların mutlaka yenilmesi, yenilmeyecek durumda olanların da kuşların yemesi için yüksekçe bir yere bırakılmasına riayet edilir. Hatta yerden kaldırılan ekmeğin öpülerek başa bırakılması bir gelenektir.
Ekmeğin bıçakla kesilmesi hoş karşılanmaz. Bıçakla ekmeğin kesilmesi, kırıntılarının dökülmesi, bereketin azalması olarak bilinir. Kırıntı kalmaması için ekmeğin elle koparılmasına gayret edilir.
devam edecek…