|
M. Törehan SERDAR-Bitlis Eren Üniversitesi Öğretim Görevlisi
Geçen sayıdan devam…
Üzüm Yeme Adabı:
Bazı yiyeceklerde Peygamberimizin tutum ve davranışları esas alınır. Örneğin üzüm yeme… Peygamberimiz üzüm yerden sağ elinin üç parmağını kullanmış ve üzümleri ikişer ikişer kopararak yemiştir. Peygamberimizin bu üzüm yeme şekline genellikle riayet edilir.
Ballı Salatalık Yeme Geleneği ve Adabı:
Peygamberimize birisi bir kâse bal hediye etmiştir. Peygamberimiz, elinde bulunan hurmayı bu bala batırarak yemiştir. Peygamberimizin bu davranışı ilimizde değişik şekilde, ama yıllardan beri bir gelenek olarak uygulanmaktadır. Bitlis’te Hurma yetişmediğinden, salatalıkla yapılır. Bitlis, bol salatalık üretilen bir yer olduğundan, hurma yerine salatalık kullanılır.
Bu gelenek, genellikle erkekler arasında yapılır. İkindi namazından sonra orta ve yaşlı erkekler bir evin bahçesinde otururlar. Konukların önlerine bir tas içinde süzme bal, Daha sonra yine birer tepsi içerisinde soyulmuş salatalık getirilir. Soyulmuş salatalıklar süzme bal dolu taslara batırılarak yenilir ve sohbete başlanılır. Bu durum gün ağarıncaya kadar devam eder. Peygamberimizin hurmayı bala batırarak yemesi taklit edilir.
Diş Hediği Geleneği:
Çocuk diş çıkarmaya başlayınca yapılan törendir. Çocuğun ilk diş çıkardığını gören kişi, öncelikle çocuğun üzerinde bulunan elbiseyi yırtar, sonra ev sahibine dönerek; "gözleriniz aydın, çocuk diş çıkarmıştır. Hediğini yapın da yiyelim" der. Bunu duyan ev sahibi; "Dişini ilk defa sen gördüğüne göre, hediyesi sana düşmüştür" diyerek hediye almasını ister. Ve bu hediye ilk gören kişi tarafından alınarak çocuğa verilir.
Daha sonra hediğin yapılacağı gün tespit edilerek komşu ve akrabalara bildirilir. (Hedik; buğdayın nohutta beraber suda haşlanmasıdır. Haşlanan bu yiyecekler daha sonra süzülerek sıcak bir şekilde sofraya getirilir. Genellikle büyük bir tepsi veya sahan içinde getirilen hedik, toplu olarak yenilir. Üzerine tuz ve bol miktarda ceviz içi ilave edilir.)
Belirtilen gün ve saatte toplanılır. Hedik piştikten sonra ilk iş olarak diş çıkaran çocuk büyük bir tepsinin içine oturtulur. Başı kirlenmesin diye başına bir beyaz örtü örtülerek bir avuç hedik başından aşağıya dökülür.
Bu olaydan hemen sonra çocuk tepsiden çıkarılmadan tepsinin içine Kuran-ı Kerim, makas, kalem, tarak, ekmek, bıçak vs. nesneler bırakılır. Çocuğun yüzü açıldıktan sonra çocuk hangi nesneyi eline alırsa, ileride o mesleği seçeceğine inanılır. Örneğin çocuk kalem seçmişse öğretmen, tarak seçmişse berber, bıçak seçmişse kasap olacak şeklinde inanılır.
Bu arada gelen misafirler çocuğa bazı hediyeler getirir. Hedikler yenilip, çaylar içilerek çocuğun diş çıkarması kutlanır.
Bu gelenek; Orta Asya’dan beri süre gelen, Anadolu’nun değişik yerlerinde halen yapılmakta olan bir Şaman inancına dayanır.
Cenaze Evine Yemek Götürme Geleneği: Taziye, dinimizin emrettiği şekilde üç gün olarak yapılır. Üçüncü günden sonra taziye vermek veya taziyede oturmak mekruh olarak kabul edilir (Köylerde bir aya kadar devam eder. Ancak üç günden sonra köylerde taziyeye gidenler, beraberlerinde şeker gibi yiyecekleri götürmek zorunda kalırlar).
Üç gün taziye boyunca komşular ve arkadaşlar cenaze evine yemek gönderirler. Böylece hem ölü evine yardım edilmiş, hem de onların acılarına ortak olunmuş olunur. Tam bir birlik ve beraberlik örneği kendisini gösterir. Cenaze evine yemek götürmek İslam'ı inançta bulunmamaktadır. Bu tamamen bir Şaman inancıdır. Ancak İslâmi inanca aykırı olmadığı için iyi bir bidat olarak kabul edilmiş, bu geleneğe dinimiz karşı çıkmamıştır.
Bazı yemeklerin içerisine bir adet şeker bırakılması, yemeklerin tatlandırılması, özellikle Ramazan günlerinde komşulara ve fakirlere yemek dağıtılması, dağıtılan yemeklerin ölülerin hayrına sayılması, İslâm’ın ve Şaman İnancının günümüzdeki etkileridir.
Bitlislilerin tabiri ile “Her gününüz tatlı, ömrünüz bereketli, hayatınız mutlu olsun”.
BİTTİ