|
Dr.Servet ZÜLFİKAR
Bitlis'in bağrından çıkan ve kendi öz genetik kodları içindeki tabii özellikleriyle hep var olan insanlardan bazı örnekler sunacağım. Asaleti, sağduyuyu, doğal yetenekleri ve filozofik mizahi zekayı farklı kişilikleri olmasına rağmen tümüyle benliklerinde taşıyan 3 önemli öğretmenimizden bahsedeceğim.
İlk olarak dile getireceğim merhum Bedrettin Kadirioğlu (1920 – 2000 ) hocam İlkokul'a başladığım yıllarda ünlü Kazımpaşa İlkokulu'nun (Başöğretmeni) Müdürüydü.Bitlis'in çok kadim ve ünlü bir ailesine mensup olan hocamız sonraki yıllarda Bitlis'in İlköğretim ve Milli Eğitim İl Müdürlüğü görevlerini de başarıyla sürdürdü.Kentin sosyal ve eğitim alanına kattığı çok büyük eserler,yetiştirdiği binlerce öğrenci,öğretmen ve eğitim adına bir dolu güzelliklerle tek başına tartışmasız bir şekilde Bitlis'in de Başöğretmeniydi.
Soğukkanlı, mesafeli ve otoriter duruşuyla kent içinde yürüdüğünde yer gök susardı.Önünde herkesin ceketini iliklediği saygın ve karizmatik kişiliğiyle çok geniş bir hayranlık uyandırmıştı.Hocamızın Bitlis'in gelmiş geçmiş en başarılı ve yetenekli eğitimcisi olduğu hakkında herkesin ortak bir kanaati olduğunu da ayrıca ifade etmek istiyorum...
İkinci eğitimci figür olarak dile getireceğim Hikmet Gültekin hocam 1963 yılından ve Kazımpaşa İlkokulu'ndan ilk öğretmenimdi. Okuma yazmayı bana ilk öğreten hocam kaderin cilvesi olarak babamla İlkokul'da aynı sınıfta okumuştu. Hocaların hocası olarak tanınmakta ve hala o güzelim topraklarda yani Tatvan'da yaşamını sürdürmektedir.İzini uzun yıllar yaşam gailesi nedeniyle arayamadığım 86 yaşındaki hocamla 2008 yılında aradan tam 44 yıl geçtikten sonra yeniden buluşup birbirimize sarıldık.O duygusal anları yaşarken ve gözyaşlarımız birbirine karışırken '' Buraları terk edipte gitmedim evlat, gidemedim bir türlü.'' diyordu o güzel adam.Başım sıkıştığında bir telefon mesafesinde olarak her daim arıyorum hocamı,tıpkı 6 yaşındayken eline verildiğim ilk çocukluk günlerimdeki gibi ...
Üçüncü tanıtacağım kişi ise nevi şahsına münhasır önemli mizahi özellikleriyle de bilinen ve hayatta tanıdığım en zeki insanlardan birisi olan İzzettin Oto hocamızdır.O da tesadüf eseri olarak babamın gene çok eski yıllardan arkadaşıydı. Babalarımız gibi oğullar olarak bizler de iyi arkadaştık.Evet merhum İzzettin hocanın oğlu sevgili Nurdoğan Oto ile başka kentlerde büyüyüp yetiştik.Ancak bir araya geldiğimizde ortak duygu ve heyecanları taşıdığımı keşfettiğim bir dostum ve arkadaşım olmuştu yıllar içinde.1980' li yıllarda eğitimciliğinin son yıllarına rastlayan dönemde yani öğretmenlik yaptığı son okullardan birinin olduğu İstanbul Kocamustafapaşa'da hocaya çok sık rastlardım.Bizim mağazamıza yaklaşık 3 - 4 yıl boyunca sık sık gelip babamla çıktıkları Bitlis'e ve yaşama dair mizahi ufuk turlarını ömrüm oldukça hiç unutmayacağım.İki zeki ve müthiş insanın leb demeden leblebiyi anlayan,kaşla gözle bile konuşup anlaşabilen, içinde derin zeka ve sofistike mizah içeren sohbetleri çok ünlüydü.Ben çok yararlandım o güzel konuşmalardan.Mizahi yanımın gelişimine çok büyük katkılar sağladığını düşünüyorum o derin sohbetlerin.O yıllardan hocamızdan kalan somut bir iki olayı ve espriyi düşünürken imdadıma sevgili amcaoğlum Azmi Zülfikar koşuyordu. Belleğini konuşturarak 40 yıl öncesine bizleri götürerek İzzettin hocamızla yaşadıkları bir ortaokul anısına işi bağlayarak bu büyük eksikliğimi de gideriyordu.
Kendisine binlerce kez teşekkür ediyor ve bu müstesna hocalarımızdan merhum Bedrettin Kadirioğlu ve İzzettin Oto hocalarımıza rahmet ,Hikmet Gültekin hocama sağlık ve mutluluklar diliyorum ...
Amcaoğlum Azmi Zülfikar'ın Bitlis'te ilk ve ortaokul yıllarına ait yaşadığı çok değerli anılarına kulak misafiri olarak tüm anlattıklarını harfiyen ve eksiksiz olarak buradan sizlere de aktarmak istiyorum…
İlkokulu 1966-1971 yılları arasında Kazımpaşa İlkokulunda okuyan Azmi,İlkokul öğretmeninin Bitlis’in orta yaş kuşağının en yetenekli öğretmenlerinden Tahşut kökenli Nazmi Saydam olduğunu söylüyordu.Buna ek olarak verilen din derslerine de merhum Bedrettin Kadirioğlu hocamızın girdiğini tekrar ifade ediyordu…
Haftada bir kez geldiği bu derste öğrenciler hocamızın dışarıya ürkeklik ve korku veren sert,mesafeli ve otoriter tavrı nedeniyle o 1 saatlik dersi bile çok sıkıntıyla geçirdiklerini şimdilerde bile tekrar tekrar itiraf etmektedirler.
Sevgili Azmi 1971 yılında ortaokula başladığı o yıllarda yokluğun okullarda da kendini gösterdiğini,yani öğretmenleri olmayan bir çok derslere okul dışından alınan desteklerle işin halledildiğini de hatırlatıyordu.Bazen bir subay,bir doktor,Bitlisli okumuş bir ağabeyimiz bazen de İlkokullardan müdür ve öğretmenlerin gelip bu boş derslere girdiğini ve onlara bir şeyler öğretmeye çalıştıklarını anlatıyordu.
MERHUM İZZETTİN OTO HOCAMIZ TARIM BİLGİSİ DERSİNDE
Azmi Zülfikar öğrenciliğinde yaşadığı en güzel olayların Bitlis Lisesi Orta kısmında '' Tarım Bilgisi '' dersinde meydana geldiğini ifade ediyordu.Bu derslere girmeye başlayan Gazipaşa İlkokulu Müdürü
merhum İzzettin Oto zamanında yaşadıkları çok ünlenmiş anılara hemen dikkat çekiyordu ...
İzzettin Oto hoca derste sözlü yapacak .Önce sınıf arkadaşı olan Veysel Gerçek'i kaldırıyor,'' yoğurt nasıl yapılır'' diye sormak yerine:
- Veysel oğlım hele bıze bi yoğırt yap bahalım !!.. ,
diyor.Zavallı Veysel tahtada kızarıp bozararak :
- Hocam süti tencereye koyarem,kayner,kayner,kayner,kayner !!....,
diyor ancak cümlenin arkası yok tabi.İzzettin hoca o anda bombayı patlatıveriyor:
- Gözın avucume ahe,süt çürüdi,çürüdi,yiter kaynettın,otur yeran ''içi'' ( not olarak 2 verdiğini söylüyor),Allah belan verdi !!..
Sonrasında sözlüye kalkacak başka bir babayiğit arıyor hocamız ve ardından da gözü bizim sevgili Azmi'ye takılıyor. Soru ise bu kez ''peynir nasıl yapılır .?''
İzzettin hoca eliyle onu işaret ederek :
- Zıfkaroğli ( Zülfikaroğlu ) kah ( kalk) bıze bi peynir yap gıra ( bakayım) !!..
Azmi,İzzettin hocamızdan da cesaret alarak hem Bitlis şivesiyle konuşmaya hemde otlu peyniri yapmaya bir anda başlıyor :
- Önce süti kazane koyerem,iyice kaynetürem,sore mayelarem,daha sore ‘’sirmo’’ otuni de katerem ....
diyerek işi de epeyce uzatarak ve köpürterek soruyu cevaplıyor kendince;
Hocamız bir süreliğine onun yüzüne bakıp bakıp hiç konuşmadan duruyor,sonrasında soruyor:
- Oldi ?
- He hocem oldi ...
- E vallah olmedi,senin yaptoğın bu peynıri ''it'' yimez.Otır yeran ''içi'' ( Azmi’ye de not olarak 2 verdiğini söylüyor) , Allah belan verdi !!..,
diye de sözlerini tamamlıyor.Tabi yıl sonu geldiğinde bu notların hepsi çok daha yüksek olan kanaat notlarıyla birlikte yer değiştiriyor...
Allah ahirete göçmüş olan tüm Bitlisli eğitimcilerimize,öğretmenlerimize,okullarımızın her kademesinde çalışanlara rahmet etsin.Halen emekliliğini yaşayan ve görevde olanlara da sağlık ve mutluluklar versin,diyerek hepsine içtenlikli sevgi ve saygılarımı sunuyorum ...