AHLAT KÜLTÜR SANAT VE ÇEVRE VAKFI
Ana Sayfa > BİTLİS'İN GİZLİ KALMIŞ DÜNYA MİRASI
BİTLİS'İN GİZLİ KALMIŞ DÜNYA MİRASI

Yard. Doç. Dr. Fehmi Ahmet YÜKSEL           geçen sayının devamı


önemseyecek biçimde tasarlanmamıştı. Oysa, jeolojik miras niteliğindeki yerler, hem yerkürenin oluşumunu gelişimini daha iyi anlamamız, hem de bu bilgilerin gelecek kuşaklara aktarılması bakımından çok önemlidir. Jeopark oluşturulurken geniş halk kitlelerinin yerbilim ve çevre konularında eğitimi, sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması ve jeolojik mirasın gelecek kuşaklar için korunmaya alınması gibi üç amaç gözetilmelidir.

            Jeopark, a) Jeoturizm yoluyla ekonomiyi gözetecek kadar geniş bir alana sahip olmalı; b) Bilimsel olarak önemli, az rastlanan ya da görsel değeri olan jeolojik miras özelliğindeki yerleri kapsamalı. Ancak, jeolojik özelliğe sahip varoluşların dışında, bölgedeki arkeolojik, ekolojik, tarihsel ya da kültürel açıdan önemli yerler de jeoparkın önemli elemanları olarak kabul edilmeli; c) Bir jeoparkın içerdiği bütün bu önemli unsurlar ve yerler birbirleriyle ilişkilendirilerek, bölgeyi ziyarete gelecek olan gezginlerin bilgilenmesini sağlayacak biçimde parkurlar, bilimsel bilgi içeren levhalar, elektronik panolar, broşürler, müzeler v.b. oluşumlarla tasarlanmalı; d) Jeoparklar, benzer şekilde bir ulusal park gibi, korunma statüsüne sahiptir. Yerel yönetimler, kendi yerel sürdürülebilir sosyo-ekonomik kalkınma stratejilerini ve politikalarını bu yeni oluşumla uyumlu hale getirerek jeoparkı yönetirler. Bu strateji ve politikalar bölgeyi doğrudan etkiler. Mesela, yerel halkın, bölgeye özgü taş işlemeciliği, baston, kilim, demircilik, bakırcılık, ipek böcekçiliği, kıl, yün, tiftik, keten dokumacılığı, gej dokuması, harik üretimi, Bitlis Mutfağının yiyecek ve içecekleri yaratıcı  ve yenilikçi ürünlerinin tasarlanması özendirilerek, yeni iy olanakları elde edilmiştir. Bu bkımdan yöredeki hayat standardında artış sağlanmış, diğer kentlere göç engellenerek, yerel halkın kendi yöresine sahip çıkması sonucu da yerel kimlik güçlenmiş olur.

            Bitlis Çayı’nın oluşturduğu vadinin tabanında kurulan Bitlis’in üzerinde oturduğu igninbiridlerin magmatik taşlar olduğunu biliyoruz, zaten Türkiye’de igninbiridlerin bulunabileceği yerler yanardağlardır. Doğu Anadolu yanardağlarına ait olan magmatik kayaçlar derinlerde, yerkabuğunun içindeki ve üst mantodaki ergimiş magmanın soğuması ve katılaşması ile meydana gelmiştir. Sokulum ve püskürük kayaçlar olmak üzere iki türü vardır, igninbiridleri oluşturan lav soğuyunca çok kenarlı sütunlara ayrılabilir. Bitlis Çayı vadisindeki doğal igninbirid sütunları da bu özelliği ile neredeyse eşsizdir. İgninbiridler lav akıntısının yüzeyi ile yere değen alt kısmı çabuk soğuyup şekilsiz cüruf halinde

 katılaşır; bu iki cüruf kabuğunun arasında lavlar bir müddet aktıktan sonra soğuyarak büzülürler. Büzülmeden dolayı bir gerilme, donmaya başlayan taşın içinde birçok dikey çatlaklar meydana getirir. Bu çatlaklardan da prizmalar oluşur. Lav kütlesi ne kadar homojen olursa çatlaklar ve dolayısı ile prizmalar da o kadar düzgün olur. İgninbirid prizmalarının yüksekliği bazen 50 metreye kadar çıkar. Anadolu’nun bazı igninbirid arazilerinde de bu türlü prizmalar vardır. Bunların en güzelleri Gerede ile Kızılcahamam arasında ve Boyabat civarında Kurusaray’da bulunur. Bundan başka Doğu Anadolu’nun birçok yerlerinde ve bilhassa Diyarbakır, Bitlis ve Van vilayetlerinin muhtelif yerlerinde de igninbirid sütunlarına rastlanmaktatdır.

            Bitlis Çayı’nın oluşturduğu vadi boyunca gelmiş olan doğal sütun igninbiridler Türkiye’deki ender jeolojik oluşumları içermesi bakımından jeolojik miras özelliğinde nitelendirilmelidir. Yaklaşık 7000 yıllık tarihi geçmişi olan Bitlis, aynı zamanda bu sütun igninbiridlerin üzerine, İskender’in komutanlarından Leys tarafından M.Ö. 330’da kondurulan ve 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olan, Bitlis Kalesi’nden dolayı da, aynı zamanda, jeolojik miras çerçevesinde jeolojik korunması gerekir. Zaten bu igninbiridlerin üzerine oturtulmuş Bitlis Kalesi, kayalıklyarla birlikte Bitlis’in doğal silüetini de oluşturması bakımından çok önemlidir.

            Bir adet Doğal Sit Alanı olan Bitlmis kentinde sit alanları Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 01.12.1989 tarih ve 317 sayılı kararı ile tescil edilmiştir. Söz konusu karar ile; Kent merkezinin kuzeyinde Taşmahalle, batısında Zeydan ve Müştakbaba, doğusunda İnönü mahalleleri kısmen veya tamamen 1. Derece kentsel sit alanı. Bitlis Kalesi ve çevresi 1. Derece arkeolojik sit alanı. Bitlis Kalesi’nin kuzeybatısındaki Kömüs Vadisi ile kentin güneyinde Hersan Mahallesinin yer aldığı Hersan Çayı  Vadisi doğal oluşum ve bitki örtüsü özellikleri nedeniyle 2. Doğal sit alanı olarak tescil edilmiştir. Aynı kurulun 06.01.1990 tarih ve 349 sayılı kararı ile kentsel ve arkeolojik sit alanları16.05.1991 tarih ve 712 sayılı kararı ile doğal sit alanlarnının geçici dönem yapılanma koşulları belirlenmiştir. Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 20.12.1996 tarih ve 1918 sayılı kararı ile sit sınırları ve tescil kayıtları yeniden değerlendirilerek karara bağlanmıştır. Buna göre; 1. Derece arkeolojik kentsel ve 3. Derece doğal sit alanlarının sınırlarının devam etmesine karar verilmiştir.

            Bitlis’te “Bilimsel Araştırmalar İçin Önem

ve/veya Nesli Tehlikeye Düşmüş ve Düşebilir Türler ve Ülkemiz  İçin Endemik Olan Türlerin Yaşama Ortamı Olan Alanlar, Biyosfer Rezervi, Biyotoplar, Biyogenetik Rezerv Alanları, Benzersiz Özelliklerdeki Jeolojik ve Jeomorfolojik Oluyumların Bulunduğu Alanlar” çerçevesinde Nemrut Tabiat Anıtı Koruma Alanı bulunmaktadır. Aynı zamanda “14/02/198 tarih ve 17959 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Dünya Kültür ve Tabiat Mirasının Korunması Sözleşmesi”nin 1. Ve 2. Maddeleri gereğince Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından koruma altına alınan “Kültürel Miras” ve “Doğal Miras” statüsü verilen kültürel, tarihi ve doğal alanlar konusunda, Bitlis İli Çevre Durum Raporunda yer almayan, doğal bazalt sütunları bu kapsam içinde düşünülmelidir. Yine “Mesire Yerleri; 6381 sayılı Orman Kanununa Tabi Alanlarda Halkın Rekrasyonel Kullanımını Düzenleyip, Kulanımının Doğal Yapının Tahribine Neden Olmadan Yönlendirilmesini Sağlamak Üzere Ayrılan Alanlar” kapsamına Bitlis Çayı vadisindeki, Bitlis İli Çevre Durum Raporunda yer almayan, Bitlis Çayı Vadisi doğal sütun bazaltları alınabilir.

            Sonuç olarak düzenlediği sempozyumlarla ve bu sempozyumların bilimsel içeriğiyle anıt eser niteliğindeki yayınlarla Van Gölü Havzası coğrafyasına ait değerleri entelektüel boyuta taşıyan Sayın Oktay Belli Hocanın düzenlediği sempozyuma katılarak gözlemlediğin ve kısa sürede yaptığım literatür araştırmaları  ve arazi gözlemleriyle edindiğim intiba, bir yerbilimci olarak, doğal igninbirit sütuların unutulmaması, tahrip olmaması, yok olmaması için kamuoyunda jeolojik mirasın bir ögesi olan bütün dünyada jeoparkların eğitim fonksiyonu, jeolojik mirası koruma fonksiyonu, jeoturizm yoluyla ekonomik katkı fonksiyonu gibi üç önemli fonksiyonu olduğu bilincini oluşturmamız, ülkemizin en görkemli bir kesimini oluşturan, bu coğrafyaya karşı bir borç biliriz. İgninbiridlerin üzerine oturtulmuş Bitlis Kalesi, kayalıklarla birlikte Bitlis’in doğal silüetini de oluşturması bakımından çok önemlidir.
Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Lütfen Cevaplayın
Yandaki harfi yazın, 'n' 

Ara
DURUM Temmuz 2010
Bitlis'te bulunduğunuz ilçede belediye hizmetlerinden memnun musunuz?
Evet
Hayır
Ehh işte
Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı - AHLAT GAZETESI
®© 1993-2008 Ahlat Gazetesi Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı Yayın Organıdır.
AHLAT GAZETESİ’nde yayımlanan yazılardan imza sahipleri sorumludur. Her türlü yazı ve makalelerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kısmen veya tümüyle yayınlanamaz. AHLAT GAZETESİ’nin Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı dışında hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

iletişim : i_nalbantoglu@yahoo.com