|
Yrd. Doç. Dr. Fethi Ahmet YÜKSEL
İstanbul Üniversitesi, fethiahmety@gmail.com
Bitlis Eren Üniversitesi’nin ev sahipliği yaptığı, İstanbul Üniversitesi, Bitlis Eğitim ve Tanıtma Vakfı (BETAV), Bitlis Valiliği, Bitlis Belediyesi, Türkiye Anıt Çevre Turizm Değerlerini Koruma vakfı ve TMMOB Mimarlar Odası’nın desteklediği ve 4-7 Ekim 2011 tarihleri arasında yapılan VII. Uluslararası Van Gölü Havzası Sempozyumu münasebetiyle, hazırladığım bildirimi sunmak üzere, İstanbul’dan Bitlis’e geldim. Bu benim Bitlis’e ilk gelişim. Van Gölü Havzası’nın sosyal, kültürel, ekonomik ve mimarlık-mühendislik konularının sunulduğu oturumlar Bitlis Eren Üniversitesi Rektörlüğü Konferans Salonu ve Ahlat’taki Bitlis Eren Üniversitesi Selçuklu Araştırma Merkezi’nde başarıyla yapıldı.
Bilim ve ilim merkezi olan Bitlis’in geçmişinde 17 adet medresenin olduğunu ve bu medreselerden üç adetinin geniş bir coğrafyada meşhur olduğu bilgisi göz önünde bulundurulduğunda geç olmakla beraber üç yıl önce kurulan Bitlis Eren Üniversitesi bu coğrafyada geçmişinden gelen bilimsel misyonu başarıyla sürdürmeyi vizyon edinmiş ve kuruluşundan itibaren kısa bir sürede bu sempozyumla beraber üç uluslararası sempozyumu (II. Uluslar arası Van Gölü Havzası Sempozyumu-Bitlis ve I. Doğu Anadolu Geleneksel Mutfak Kültürü Sempozyumu-Bitlis) başarıyla gerçekleştirmiştir. Ayrıca, Bitlis Eren Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Mahmut Doğru ve Üniversite öğretim elemanları Bitlis’i bir marka kenti yapmanın çabası içindedirler.
VII. Uluslararası Van Gölü Havzası Sempozyumu düzenleyen Sayın Prof. Dr. Oktay BELLİ havzanın değerlerinin tanıtıldığı bu toplantılarla ülkemizin güzide coğrafyalarından birinin tarihini, arkeolojisini, edebiyatını, etnoğrafyasını, kalkınmasını, tarımını, sanayisini, ekonomisini, sosyolojisini, folklorünü, anropolojisini, gelenek ve göreneklerini, inançlarını ve yemek kültürünü tanıtmak amacıyla çok önemli bir misyonu üstlenmiş bulunmaktadır. Ulusal ve uluslararası bilim platformlarında rağbet gören bu sempozyum serisi muhteşem baskılarla kitaplaştırılarak bilim dünyasının hizmetine sunulmaktadır. Sempozyumda dört gün süresince, 15 oturumda, 78 bildiri sunulmuştur. Cesur ve girişken bir bilim insanı olan Sayın Belli yüksek bir performans sergileyerek yedincisini gerçekleştirdiği Van Gölü Havzası Sempozyumuyla ülkemizin uluslar arası arenada gurur kaynağı olmaktadır.
Yukarıda da belirttiğim gibi, bu coğrafyada uzun süre arkeolojik ve yerbilimsel projelerde çalışmama rağmen, ilk defa Bitlis’te bir hafta süresince kaldım. Bu vesileyle Bitlis’i, Tatvan’ı ve Ahlat’ı tanıma olanağı buldum. Özellikle Bitlis’te gördüğüm muhteşem jeolojik oluşumlar niteliğindeki doğal sütun igninbiridler Bitlis Çayı boyunca hayranlığımı cezbetti. Hemen sempozyum süresince kısa bir literatür araştırması yaptım. Fakat ne yazık ki kamu ve özel kurumların çevre durum, stratejik eylem ve jeolojik miras oluşturma rapor içerikli yayınlarında “Jeolojik Miras” niteliğinde olan Bitlis’in doğal sütun igninbiridleri hakkında yeterli herhangi bir bilgiye ulaşamamakla birlikte, hele, jeosit, jeolojik miras veya jeoturizm hakkında hiçbir bilgi bulamadım.
Bilindiği gibi “JEOSİT” en geniş kapsamıyla, güncel veya eski herhangi bir jeolojik süreci, olayı veya özelliği ifade eden kaya, mineral, fosil topluluğu, yapı, istif, yer şekli veya arazi parçasıdır. Ayrıca Bitlis’te olduğu gibi, Bitlis Kalesi’nin kondurulduğu mekanın jeolojisi dikkate alındığında, aynı zamanda, arkeolojik veya tarihi değeri olan Bitlis Kalesinden dolayı da “KÜLTÜREL JEOSİT” tir.
Jeopark terimi ise aynı veya farklı türlerden, birden fazla önemli jeosit bulunduran, kara, hava, ve su araçları veya çeşitli binek hayvanları kullanılarak ya da yaya olarak gezme mesafesindeki açık alanları tanımlar. Dünyada birkaç kilometrekareden birkaç bin kilometrekareye kadar genişlikte farklı büyüklükte jeopark alanları kurulmuştur. Ama ister küçük isterse büyük, tümünün eğitim, koruma ve jeoturizm fonksiyonları vardır. Bu fonksiyonlarına ve / veya önem derecelerine göre, Yöresel / bölgesel, Ulusal, Uluslararası ölçeklerde olabilirler.