AHLAT KÜLTÜR SANAT VE ÇEVRE VAKFI
Ana Sayfa > BİTLİS'TE AY İNANCI
BİTLİS'TE AY İNANCI

M.Törehan SERDAR

Bitlis Eren Üniversitesi Öğretim Görevlisi

Ay inancı; binlerce yıldan beri gerek Anadolu’da ve gerekse Bitlis’te yaşanan bir değerdir. Ay tutulmasından ay hesaplarına, dolunaydan aydan düşmeye kadar ay ile ilgili çok değişik inanışlar dün olduğu gibi bugün de Bitlis’te kendisini göstermektedir.

Bir gökyüzü olayı olan Ay tutulması insanlığın başlangıcından beri dünyanın her yerinde değişik adlar altında, değişik şekillerde inanç yumağı olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanlık yaratıldığı ilk günden beri uzaya ilgi duymuş, hayal etmiş, değer vermiştir.

Anadolu’nun ilk sakinlerinden günümüze kadar bu topraklarda hakimiyet kurmuş değişik uygarlıklar, Ay’ı kutsal bir değer görmüş, bu değere bağlı olarak bir inanç ortaya çıkarmıştır. Bu inanç, Anadolu ve Bitlis insanının yaşantı şekline etki etmiştir. Bitlis’te hakimiyet kurmuş olan Huriler’de, Hattiler’de, Urartular’da ay önemli bir inanç olmuştur. Hurilerde “Kaşuh” adı verilen Ay tanrısı –tanrıçası bulunmakta ve ona saygı gösterilmektedir.

Hurilerin ay ile ilgili inanışları Orta Asya Şaman inancıyla da bazı noktalarda kesişmektedir. Yine İslamiyet’ten önce ki Türk bozkır inancında ay, Gök Tanrısı’nın emrinde olup kutsal bir değerdir.

Ay tutulması gerek Anadolu’nun ilk hakimlerinde gerekse Şaman inancında kötülüğe, felakete yorumlanmış, bunun için kutsal sayılan tören ve ayinler düzenlenmiştir.

Şaman inancına göre ay tutulması, kötü ruhların işi olarak görülmüştür. Ay’ı kötü ruhların tuttuğunu, onu serbest bırakmak için tören ve ayin yapılması gerekliliğine inanılır. Şaman inancında ay tutulduğu zaman büyükçe bir ateş yakılarak etrafında dönülerek raks yapılır, naralar atıp göğe doğru ok atılır ay’ı tutan  güçlerin ay’ı serbest bırakması için göğe doğdu silah atılır, teneke çalınıp, bağırıp ezan okunur. Ay tutulması sona erene kadar bu törene devam edilir Tutulma anında acı çekmemesi için dualar  okunur.

            Görüldüğü gibi aradan asırlar da geçmiş olsa, Orta Asya bozkır inancından kalma olan ay tutulması inancı hiç değişmeden  günümüzde de yaşanmaktadır. Aradan asırlar da geçmiş olsa bazı inanışlar hiç değişmeden varlığını sürdürmektedir.

            Ayın dolunay haline gelmesi, ayın nurlaşması olarak kabul edilir. Yine dolunayın, yolda kalanlara ışık olup yol göstermesi için bu şekle geldiğine inanılır. Ay’a saygı duyulduğundan her dolunay çıktığında “hey mübarek, ne kadar da güzel parlıyor” denir.

            Birçok olay dolunayla başlatılıp, dolunayla bitirilir. Yaylalara çıkmak, bal hasadı yapmak, ekin biçmek, av hayvanlarının göç zamanı ava gitmek vb. önemli işler hep dolunay hesabıyla başlar. Küçük çocukların bazı rahatsızlıkları aya yorumlanır, “ay çarpması, aydan düşme” gibi hastalıklarla isimlendirilir.

            Ay üzerinde görülen kara lekelerin, ayın üzülmesi olarak bilinir. Ay’ın üzerinde, ay’ı korumak için büyük bir yaratığın varlığına inanılır.

            Ay inancı manilere girmiş, kültür yapısında önemli bir yer tutmuştur. Bu manilerden bazı şöyledir.

            Ay paceden gitmiyor,

            Elim yare yetmiyor,

            Haftada bir mercimek,

            Boğazımdan gitmiyor.

 

            Bir ay doğdi kenarsız,

            Niye meni kınersiz,

            Öle bir ah çekerem,

            Ateşimden yanersiz.

 

            Ay gitti ulaşmağe,

            Kurbanem al yanağe,

            Yari bulak de gördüm,

            Utandım sılaşmağe.

 

            Bir ay doğar bacadan,

            Öğledan, ikindidan,

            Senin derdin değil mi,

            Meni bele dedirten.

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Lütfen Cevaplayın
Dünyanın uydusunun ismi nedir? 

Ara
DURUM Temmuz 2010
Bitlis'te bulunduğunuz ilçede belediye hizmetlerinden memnun musunuz?
Evet
Hayır
Ehh işte
Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı - AHLAT GAZETESI
®© 1993-2008 Ahlat Gazetesi Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı Yayın Organıdır.
AHLAT GAZETESİ’nde yayımlanan yazılardan imza sahipleri sorumludur. Her türlü yazı ve makalelerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kısmen veya tümüyle yayınlanamaz. AHLAT GAZETESİ’nin Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı dışında hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

iletişim : i_nalbantoglu@yahoo.com