AHLAT KÜLTÜR SANAT VE ÇEVRE VAKFI
Ana Sayfa > BİTLİS'TE KIŞ AYLARINDA MİSAFİR AĞIRLAMA
BİTLİS'TE KIŞ AYLARINDA MİSAFİR AĞIRLAMA

Dr. Servet ZÜLFİKAR


Otelin hemen hemen hiç olmadığı Bitlis’te kalınacak evsafta bir han odasının bile bulunmadığı geçmiş dönemlerde, özelikle kışın yağan yoğun kar yüzünden mahsur kalanlar hiç zorluk çekmiyorlardı. Gönüllü olarak evlere götürülüp misafir edilen köylü hemşerilerimizin içinde yer aldığı ilginç olaylardan biriyle sizlere seslenmek istiyorum.

İster varlıklı olsun ister olmasın kış aylarında kentte olan yabancı insanların çoğu üçer beşer müsait olan evlere götürülerek istedikleri kadar kalmaları bir şekilde sağlanıyordu. Bu dediklerimiz kentimiz için olduğu kadar ilçelerine gelen insanlar için de aynen geçerli bir uygulamaydı. Misafirperverliklerini sonuna kadar gösteren o asil, saygıdeğer insanlarımızı ve ailelerini sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyor, ahirete göçenlerine de yüce Allah’tan bir kez daha gani gani rahmet diliyorum.

Son 10-15 yıldır büyük kentlerin yerel yönetimleri üstelik bir dolu sponsorlar kanalıyla iftar çadırları kurarak ve çok böbürlenerek bu hizmetleri sunuyorlar. Ancak o ikramların ihtiyaç sahiplerine giyecek, eşya erzak vs dağıtmalarının daha da organize olmuş hali eskiden kentimizde de yaşanıyordu, Kardan yollar açılmışsa köyüne dönmek isteyen misafirlerimize yolluk, erzak ve yol parası da sunularak köyüne sorunsuz gitmesi sağlanıyordu.

Bitlis çarşı esnafı öncülüğündeki yardımsever halkımız yüzlerce yıllık bir geleneğin devamı diyerek ve daha da fazla olarak bu işleri yapıyorlardı. Günlerce, gecelerce sunulan konaklamalı misafirliklere dört baaşı mamur yemek ziyafetleri de ekleniyordu. Kente gelen, yolunu, izini kaybeden o güzelim insanlar hiç ama hiç mağdur edilmiyorlardı. Tanıdık olsun ya da olmasın insanrlarımıza Anadolu’nun birçok kentinde olduğu gibi bizde de alicenap, soylu halkımız bu hizmetleri sıklıkla veriyor ve sosyal tarihimize de tek tek kaydediyorlardı. Bu asaletin, cömertliğin şanı ve şerefi hep onlara aittir. Gururu da orta ve genç nesil Bitlisliler olarak hepimize yeter de artar bile…

       YÜZSÜZ KÖYLÜ MİSAFİRİN BAŞINA GELEN

                    ŞOR BALOĞ HİKAYESİ

                Köylerle kışın kar yüzünden irtibatı sürekli olarak kesilen Bitlis gibi Ahlat’ta da o çetin kış şartlarında gelen köylülerimiz geceleyin yer arama telaşına hiç girmiyor. Alışverişlerini ve ziyaretlerini tamamlayınca günün bitiminde tanıdık, bildik olsun-olmasın herhangi bir evde geceyi geçiriyorlardı.

            İşte o eski dönemlerde misafir ağırlamakla çok ünlü olan bir hemşerimizin elinin çok açık, ocağının da aşla dolu olduğu hep biliniyor. Evine kim gelirse, Allah ne verdiyse yeniliyor,  uzayan kış gecesinin sonuna kadar sohbetler ediliyor, çaylar içiliyor, sigaralar tüttürülüyor,  taze ve kuruyemişlerden  birer birer tadılıyor, misafirlerin uykusu gelene kadar da bu ağırlama sürüyordu. Bazen bu misafirliğin süresi iki elin parmakları kadar br güne kadar ulaşabiliyordu. Evin sahibi başta olmak üzere aile bireylerinden hiç kimse de bu gelişen muhtemel yeni duruma gık bile demiyordu.

            Bu eve sürekli olarak gelen misafirlerden biri çoktandır epeyce yüzsüzlük yapıyordu. Her gelişinde bir haftadan 10 günden aşağı gitmiyordu. Gitmediği ile kalmıyor, sunulan yemekleri beğenmiyor, yataklardan rahatsız oluyor, bir sürü cilve, poz ve naz ediyordu.

            Ev sahibi her türlü iyi niyetine rağmen bu adama bir türlü yaranamıyordu, Sonunda iyiden iyiye rahatsız olmaya başlayınca onu bir daha evine uğramamacasına uzaklaştırmak için bazı çareleri de aramaya başlıyordu.  Bunu da ince bir oyunla yapmayı aklına koyuyor ve bir yandan da yapacağı oyunu planlıyordu. Çünkü adama bir daha benim evime gelme demenin ne insanlığa ne de törelere sığmayacağını iyi biliyordu.

            Malum misafirimiz bir gün yine şen şakrak olarak kendi evine gelir gibi üstelik daha gündüzden eve geliyor. Ev sahibi de her zamanki misafirperverliği ile adamı kapıda karşılayıp konuk ediyor.

            Akşam olunca ona Ahlat’ın meşhur yemeklerinden “şor baloğ” (tuzlu balık) ikram ediyor. Üstüne de un ve dut pekmezinden yapıla bol tereyağlı ağır, tatlı bir kaşoğ (kaşık) helvasından da bolca yediriyor. Odanın bir kenarına misafirlerin gece içmesi için sürekli olarak bulundurulan ibriklerden birini bırakıyor ve biraz rahatsız olduğunu, erkenden yatıp uyuması gerektiğini söyleyerek izin istiyor ve odasına çekiliyor.

          Allahın işine bakın ki ibrikte bir damla bile su yoktur. İbriğe bilinçi olarak konulmayan su bir yana, adam yemeklerin zevkinden büyük iştahından fırsat bulup ibrikte su olup olmadığına bile bakmıyor. Ev sahibi çıkarken üstelik odanın kapısını arkadan bir güzel kilitlemeyi de ihmal etmiyor. Aradan biraz zaman geçince misafir haliyle kökürmeye (susamaya) başlıyor. Hemen ibriğe el atıyor. Ancak boş olduğunu görünce rengi kaçıyor ve önce kapıya, sonra da cama dayanıyor. Kapının kilitli olduğunu görüyor. Üstelik çamın önü de kalın demirlerle hepten kapalıdır. Odanın içinde bir o yana bir bu yana durmadan dolaşmaya başlıyor, olmuyor. Yeniden uyumayı deniyor, çalışıyor, çabalıyor nafile bir türlü uyuyamıyor.

            Etrafa bağırıp çağırmaktan sesi kısılan adamı ne duyan  vardır ne de yardıma gelen birileri. Neyse bir an için yorulup sızarak saatler sonra uykuya dalan bu adam rüyasında Van Gölü’nde, Karmuç Çayında yüzüyor ama rüyada bile o güzelim suya bir türlü karamıyor. Hayatının en kötü ve uzun gecesinin sonu nihayetlenip binbir sıkıntıyla sabah olunca bir daha da bu eve adımını atmamaya yemin ediyor.

            Bu şor baloğ (tuzlu balık) olayından sonra ev sahibi ve ev halkı dabu münasebetsiz adamdan bu şekilde ebediyen kurtuluyor.

            Bu hikayeyi Ahlat Selçuklu Lisesi Müdür Yardımcısı Halil Önge Bey’den dinleyip bize nakleden Bitlis çarşi esnafına çok teşekkür ediyorum.

            Emeğinize ve ruhunuza sağlık değerli hemyerilerim.

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Lütfen Cevaplayın
İstanbul'un fethi ne zamandır? 

Ara
DURUM Temmuz 2010
Bitlis'te bulunduğunuz ilçede belediye hizmetlerinden memnun musunuz?
Evet
Hayır
Ehh işte
Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı - AHLAT GAZETESI
®© 1993-2008 Ahlat Gazetesi Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı Yayın Organıdır.
AHLAT GAZETESİ’nde yayımlanan yazılardan imza sahipleri sorumludur. Her türlü yazı ve makalelerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kısmen veya tümüyle yayınlanamaz. AHLAT GAZETESİ’nin Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı dışında hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

iletişim : i_nalbantoglu@yahoo.com