AHLAT KÜLTÜR SANAT VE ÇEVRE VAKFI
Ana Sayfa > BİYOLOJİK SİLAH
BİYOLOJİK SİLAH

Nevzat LALELİ

Son zamanlarda ülkemizde ve dünyada acayip (bilinemeyen) şeyler olmaktadır. Önce “sığır vebası” dendi. Büyükbaş hayvan kesimine hassas kontrollükler getirildi. Et ithaline ve ihracına tahditler (sınırlamalar) getirildi.

Sonra hemen arkasından “kuş gribi” dendi, ülkemizde itlaf edilmedik (öldürülmedik) tavuk ve horoz kalmadı. O tavukların maskeli adamlar tarafından kanatlarından tutularak torbalara ve çuvallara doldurulması esnasında çıkardıkları cıyak cıyak sesleri hala kulağımızda çınlamaktadır.

Arkasında bir “Kene ısırması” haberleri aldı başını gitti. Binlerce yıl görülmeyen bu kene ısırmaları ne oldu, nasıl oldu da zamanımızda insanları ısırır ve öldürür oldular. Bu masum hayvanların birer canavar olmalarına sebep acaba neydi?

Aman yarabbi… Acaba tavuk ve horozlara yaptığımız haksızlıklar sebebiyle mi böyle bir musibete düştük, diye hayıflanıyoruz (üzülüyoruz). Öyle ya, ekolojik denge (çevre dengesi) bozulunca yani tavuklarımız ve horozlarımız sağ olsalardı bu keneleri çimlerin, çayırların arasından toplayıp yemeleri mümkündü ve keneler de insanlara zarar veremeyeceklerdi.

Şimdi de karşımıza bütün dehşetiyle (korkunçluğuyla) “Domuz gribi” vakalarının (olayları) çıkmakta olduğunu görmekteyiz. Bütün hava yolu terminalleri, demiryolu garları, karayolları kontrol merkezleri yurt dışından gelen bütün yolcuların “ısı gösterir” cihazlarla tarattırarak ülkemize ondan sonra girmelerine izin veriyoruz. Bu salgından ölen ölene…

KONUNUN UZMANI DİYOR Kİ

Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı Nükleer Biyolojik Kimya Okulunda 1985-87 yılları arasında biyolojik harp dersleri veren ve halen Konya`da özel tıbbi tahlil laboratuarı işleten Mikrobiyoloji uzmanı Emekli Tabip Binbaşı Dr. Salim Calp’ın yaptığı özel açıklamaları sizlere aktarmak istiyorum.

 Calp diyor ki; “Bundan sonraki savaşlar nükleer ve biyolojik savaşlar şeklinde olacaktır. Bir ülkede hazırlanan öldürücü yapay bir virüs geliştirip, kendi insanlarını da o virüse karşı dayanıklı hale getirdikten sonra, ele geçirmek istediği ülke topraklarına bu tehlikeli virüsü yayabilecektir. Onlar kendi ülkesi dışında dünyadaki tüm insanlığı yok etmek ve dünyayı ele geçirmek için uğraşabilirler” dedi.

Kuş, kene, fare ve domuzlardan yayılan virüsler biyolojik silah olur mu sorusuna Calp; “Mekanik silahlar, tank, top gibi savaş silahları bundan sonra kullanılmayacak! Bundan sonraki savaşlar nükleer biyolojik savaşlar olacak. Virüsü nasıl yaydığını tespit etmek mümkün değil! Hollywood filmlerinde bu tür felaket senaryolarından yüzlercesi yer alıyor… Bu bir mesaj bile olabilir!”

         DÜNYAYA HÂKİM OLAMAK İSTEYENLER

ABD, İngiltere, Belçika, Hollanda gibi ülkeler gelecekleri için güvenli topraklar arıyorlar! Buzulların erimesi ile önümüzdeki yıllarda İngiltere, Belçika, Hollanda gibi ülkeler sular altında kalacak. Peki, bunu bilen ülkeler boş durur mu?

 İnsanlar artık gelecekleri için güvenli topraklar arıyor, yüksek rakımlı yerlerde ve göz koyduğu topraklara da, durup dururken top, tüfek gibi silahlarla saldırmaları da mümkün olmadığına göre, havadan, karadan veya denizden yapay bir virüs yayabilirler. Veya göz koydukları ülkeye saldırmak için bahane üretebilirler!  

Afganistan ve Irak’ın bulunduğu coğrafyayı düşünün, ABD’deki ikiz kule saldırılarını hatırlayın, ardından gelişen olaylar kimin lehine oldu?”

“Yapay bir virüs yapılırken çeşitli deneyler yapılır, virüslerin yapıları zamanla değişikliğe uğrar ve teşhis edilmesi güçleşir. Teşhis edilmesi güçleştikçe de korunmak imkânsız hale gelir! İşte biyolojik harp silahı üreten ülkeler ürettikleri biyolojik silahın gücünü denemek için de virüs yayabilirler.

İşte son yıllarda sık sık ortaya çıkan, insan, hayvan ve bitki canlı hayatını tehdit eden, Kuş Gribi, Kırım Kongo, Hanta, Domuz Gribi virüslerin de deneme amaçlı yayıldığı da düşünülebilir.”

Tespit etmek çok güç! “Biyolojik silahlar hava, deniz veya karayolu ile herhangi bir ülkeye rahatlıkla bulaştırılabilir. Bunları tespit etmek son derece güçtür. Bu biyolojik harp maddeleri, ülkede çok büyük maddi ve sağlık sorunlarına yol açabilir. Aslına bakarsanız biyolojik silahlar 20.yüzyıl başlarından itibaren denenmeye başlandı.

1.Dünya Savaşı’ndaki Veba salgınını hatırlayın. Bir anda milyonlarca insan yok olmuştu. Bunun da fareler aracılığı yayılan bir biyolojik silah olduğu iddia edildi. Veba biyolojik silahlar listesinde ilk sıralarda yer alır.

VİRÜSLERDEN KORUNMA YOLLARI

Calp’in bu tip virüslerden korunmak için önerileri ise şöyle:

Virüslerden korunmak için öncelikle kapalı, güneş görmeyen, havasız ortamlardan uzak durmak gerekiyor. Virüsler güneş ışığına duyarlıdır, güneş ışığını görünce doğal olarak imha olurlar.

Sık sık elleri yıkamak da çok önemli. Yani temizlik… Kötü alışkanlıklardan uzak durmak, ayakta hızlı ve bilinçsizce yiyip içmekten sakınmak!      Aslına bakarsanız bizim atalarımızın geleneksel yaşam tarzı bize tüm doğruları öğretiyor…
          

Çünkü geleneksel yaşam tarzı insan bağışıklık sistemini güçlendiren etkiler içeriyor.

Cep telefonları da virüslerin yayılmasında etken! Ama bu hiç akla gelmeyecek şekilde, bir telefonunu ortalama iki yıl kullandığını düşünün, kaç defa temizleniyor? Neredeyse gün boyu kullandığımız bilgisayarları da aynı şekilde düşünmek gerek!

Zehirli kimyasallarla dolu tarım ilaçları da virüslerin yayılmasında büyük etken teşkil ediyor. Hem tabiattaki bitki ve topraktaki faydalı böcekleri yok ediyor hem de bağışıklık sistemimizi zayıflatarak virüslerin yayılmasına zemin hazırlıyor.

Vahşi kapitalizm, kenelerin çoğalmasında en büyük etkenlerdendir. Çünkü kenelerin çoğalmasına sebep kapitalizm ürünü zirai ilaçlardır. Tabiattaki canlılar öldürülerek canlı yaşam sürdürülemez! Tabiatın bir dengesi ve canlının da bir görevi var.

Karasinekler olmasa dünya pislikten geçilmezdi! Neticede günümüzde insanlar, para hırsı ile kendi kendini yok ediyorlar...

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Lütfen Cevaplayın
İstanbul'un son harfi nedir? 

Ara
DURUM Temmuz 2010
Bitlis'te bulunduğunuz ilçede belediye hizmetlerinden memnun musunuz?
Evet
Hayır
Ehh işte
Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı - AHLAT GAZETESI
®© 1993-2008 Ahlat Gazetesi Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı Yayın Organıdır.
AHLAT GAZETESİ’nde yayımlanan yazılardan imza sahipleri sorumludur. Her türlü yazı ve makalelerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kısmen veya tümüyle yayınlanamaz. AHLAT GAZETESİ’nin Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı dışında hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

iletişim : i_nalbantoglu@yahoo.com