|
Fehmi HASPOLAT
Hukukçu-Öğretmen-Yazar
Bitlis, tarihi süreç içinde devlete ve birlikte yaşadığı millete bağlı bir Cumhuriyet kentidir. Yakın tarihimizde de Bitlis, bu özelliğini korumuş, Cumhuriyet rejimi devlet düzenine karşı sadakat içinde güvenilir bir kent halkı dokusuna sahiptir. Bitlis’in Cumhuriyet’e sadakati devlet adamlarımızca da doğrulanmış, takdirle ifade edilmiştir.
Bir kent halkının bünyesinde yaşadığı devlet nizamına karşı sergilediği tavır, o şehir halkının devlete sadakat ve vefa borcunun temel göstergesidir. Bitlis, düşman işgalinden ilk kurutulan Anadolu şehri olması itibariyle, diğer kentlerin düşman işgalinden kurtuluşunda önderlik yapmıştır. Anadolu’nun düşman işgalinden kurtuluşuyla düzenlenen mutlu ve kutlu Cumhuriyet düzeninde, Anadolu halkı içinde bu demokratik, laik sisteme bağlılığını en iyi gösteren kentlerden birisi olmuştur.
Anadolu halkının emperyalizme karşı verdiği mücadelesiyle kurduğu yeni bağımsızlık ve hürriyet nizamı, İngiliz komutalı emperyal tahrikte bazı Anadolu kentlerimizde cereyan etmiş, Cumhuriyet aleyhtarlığı, kalkışma Bitlis’te görülmemiştir. Bitlis’te hiçbir zaman, ülkenin bazı illerinde görülen Cumhuriyet karşıtlığı, bir ihanet potansiyeli sergilememiştir. Bu durumu değerli Devlet adamı, 2.Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü, bizzat rapor etmiştir.
Çeşitli dönemlerde Anadolu halkı, birlik ve beraberliğinin bozulmasına yönelik emperyal dini ve etnik kışkırtmada talihsiz dönemler yaşadı. Bu durum, önemli badireler atlatmış Cumhuriyetin sonraki yıllarında da devem etmiştir. Bu konuya, Cumhuriyet dönemi devlet güvenliği politikalarındaki hassasiyet gösterilmiştir. Henüz Cumhuriyetin ilk yıllarında, başta azınlıklar meselesi olmak üzere yurdun birçok yerinde Cumhuriyete karşı 30’a yakın cereyan eden bu menfur kalkışmada zor ve üzücü günler yaşanmıştır. Cumhuriyet devletine muhtemel başkaldırıları önlemede ülkenin çeşitli yörelerinde ‘OHAL’ yönetimi benzeri genel müfettişlikler (enspektörlük) kurulmuştu. Ayrıca bu konuda bir rapor tespit hazırlanma gereği duyulmuştu. Bunun için 1935 yılında Başbakan İsmet İnönü çeşitli illerimize yaptığı bu genel müfettişlikleri denetlediği gezide, halkın Cumhuriyet’e karşı beslediği duyguların tespitini istemiştir. İnönü, bu konudaki izlenimlerini 21 Ağustos 1935‘de tamamladığı raporuyla Atatürk’e sunmuştur.
İnönü’nün tespit ettiği bu raporda bazı iller için belirlediği üzücü hususlar karşısında, Bitlis için edindiği izlenimler büyük önem taşır. Bitlis için raporunda şu hususlara değinmiştir:
“Bitlis iptidai yolundan Bitlis Çayı boyunca geldik. Bitlis Vilayet merkezi hallinden çıktıktan sonra, düşmeye başlamıştır. Şimdi halkın ümidi, şimendiferin Bitlis’ten geçmesidir. Halbuki şimdiye kadar transit ve ticaret merkezi halinde yaşayan Bitlis, şimendifer geçip Van’a gittikten sonra bu transit merkezliğini de kaybedecektir.”,diyerek ilin önemli jeopoliğini şu sözlerle ifade etmektedir:
“Bitlis, Hizan ve Mutki arasında suni olarak daima devlet kuvveti ile vücuda getirilmiş bir Türk şehri ve merkezidir. Yine ancak devlet tedbiri ile bir Türk merkezi olarak durabilir. Bırakılırsa az zamanda bir Kürt köyü haline gelmesi ve bu suretle Mutki, Hizan, Garzan mıntıkasının Türkçe işitecekleri bir yer olmaksızın kütle olması muhtemeldir. Bitlis olmasaydı bizim onu yaratmamız icap edecekti. Bu mülahazanın neticesi şudur :Bitlis’i kuvvetli bir merkez olarak bir Türk yuvası ve kalesi olarak tutmalıyız.” Değerlendirmesiyle, Bitlis’i Cumhuriyet düzeninde olması gereken bir Cumhuriyet şehri modeli olarak görmektedir. Bitlis’i Cumhuriyet’in kuvvetli bir kalesi olarak önemli bir merkez şeklindeki göstermesi, Bitlisliler için bir kıvançtır. İsmet İnönü bu raporunda ayrıca Bitlis’in bir Cumhuriyet kalesi olarak ayakta durması için kalkınmasındaki özlemlerini de şöyle ifade etmiştir:
“Etrafındaki bir iki kaza ile Bitlis Vilayetini süratle iade etmeliyiz. Merkezin imarı, evkafın çarşıyı imar etmesi, Halkevine yardım grubu ufak tedbirlerle şehir canlı tutulabilir. Şimendifer’in Bitlis’ten geçmesini tercih etmeliyiz. Gerek şimendifer işçileri ve işyerleri, gerekse Kürt Arap mıntıkalarında ufak yerli memurluklar, Bitlislilere hasredilebilir. Bitlis’in bir yün dokuma, ceviz, ziraat ve ticaret merkezi olmasının düşünülmesi gerektiğini de ilave ederek şöyle devam etmiştir:
“Eğer ufak bir endüstri merkezi, iptidai maddelerin (hammaddeler) toplanma ve Pazar yeri olarak Bitlis Türk kültürü etrafa çok müessir (etkili) olacaktır. Bu halde Bitlis kuzeyden ve güneyden kültürel. siyasal yayılmaya karşı esaslı bir müdafaa noktai isnadı (dayanma noktası) kalır. Bitlis’in tarihi bu vazife için emniyet vericicidir. (*)
Böyle bir değerlendirme, Bitlis için onur vericidir. Yakın geçmişte çevresinde Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne yönelik üzücü gelişmelerde Olağanüstü Hal dediğimiz ‘OHAL’ Bölgesinde bulunmasına karşın, Bitlis, huzurlu ve güvenilir bir Cumhuriyet kenti olma özelliğini sürdürmektedir.
İnönü’nün de belirttiği gibi, Cumhuriyete bağlı vefalı sadakatli Bitlis için her ne kadar belirttiği kalkınma hamleleri, ne yazık ki uzun yıllar ihmal edilmiştir. Bu vefalı duruşuna karşı, ülke yatırımında payından nasibini yeterince alamamıştır. Bunu biraz da İkinci Dünya Savaşı yıllarının getirdiği ekonomik buhran konjonktöründe ve geçmişin siyasi iktidarlarının ihmalinde aramak lâzım. Ancak günümüzde yeterli olmasa da görülen kalkınmalar ümit vericidir. İnönü, raporunu şu ilginç cümle ile bitirmektedir:
“Vaziyeti az zamanda toparlayacağımızı, düşünülen tedbirleri tatbik edebileceğimize inanıyorum. Asırlık eksiklikleri düzeltmeye çalışmakla müteselli olabiliriz.”
Bitlis insanı, kendisine verilen kısıtlı imkânlara rağmen Cumhuriyetçi aydınlanmada ve kaliteli insan gücü olarak yetişmede, kendini ziyadesiyle tanıtmıştır. Cumhuriyet öncesinde olduğu gibi, Cumhuriyet sonrasında da İlimizden değerli bilim adamları ve müteşebbis kişiler yetişmiştir. Bugün Türk sanayinde ve ekonomisinde Bitlisli işadamlarının sayısı azımsanmayacak derecededir. İlimize hayırlı girişimleri olmuş, Bitlis, son açılan okul ve sosyal tesisleri ile gurur vericidir. Atatürk’ün Bitlis için vasiyeti olan Üniversitesi de açılmıştır.
Bitlis, devlet, siyaset ve bilim adamlığında Cumhuriyet sonrası değerli şahsiyetler yetiştirmiştir. Bu şahsiyetlerin Cumhuriyete büyük hizmetleri olmuş, Cumhuriyet’e karşı daima olumlu bakış sergilemişlerdir. Bunun bir güzel örneğini Kâmran İnan’ın sergilediği, Cumhuriyetçi vatansever davranışta gördük. Kendisiyle yapılan bir röportajda şu ilginç anısını şöyle anlatmıştır:
Ortaokul birinci sınıftaydım, dönemin Başbakanı Rüştü Saraçoğlu geldi:
-Adın ne?, diye sordu.
-Kâmran İnan”,dedim.
Sayın Saraçoğlu:
-Evladım neye inanırsın?
-Cumhuriyetin prensiplerine inanırım, efendim.
demiştir. Henüz ortaokul çağında bir çocuğun, o zamanki dönem Türkiye’si eğitiminde Cumhuriyet, vatan, millet mefhumlarının zihinlere nasıl nakşedildiğini, bu sevginin nasıl yerleştirildiğini gösteren bu cevap, gerçekten hayranlık uyandıracak bir takdirdir. Bugün bile olmasını arzuladığımız bu hassasiyeti sergileyecek ruh ve heyecan, Cumhuriyet değerlerine karşı yaşanması gereken bu asil karakterin, bir Bitlis insanında görülmesi, İnönü’nün belirttiği Bitlis insan vasfından, fıtratından kaynaklanmıştır.
Eski değerli Başbakanlarımızdan rahmetli Şükrü Saraçoğlu’na verdiği cevap çocukluğunda mevcut zekâya sahip olduğunun en güzel örneklerinden birisinde şunları söylemektedir. İnan’ın bu çocuk yaştaki zeki cevabı ve Cumhuriyet ilkelerine bağlılık duygusu, ileriki yıllarda siyaset- devlet adamlığı ve diplomaside tuttuğunu koparacak, çetin bir müzakereci olacağının müjdecisi idi.
Sayın Kâmran İnan, bulunduğu üst görevlere ve yıllarca yurt dışında kalmasına rağmen hiçbir zaman ülkesi ve hemşerilerine yabancılaşmamış, milli değerlere, milli kültüre, milli ideallere bağlılığını korumuştur.
Sayın İnan’ın; “Hepimiz vatana borçluyuz; bazı hayırsız evlatların borcunu tanımaması bir şey değiştirmez“… Bu derece derin ve köklü bir tarihi bulunan insanların kötümser olmaya ,kompleks duymaya hakkı yoktur. Türkiye için, yarınlar için ayağa kalkmak, seferber olmak zamanıdır. 70 milyonun kucaklaşma, el ele vererek geleceğe yürüme zamanıdır.” veciz ifadesiyle, ülkemizde görülen bir takım olumsuz gelişmelere göre, yüreğinde geleceğe olan sarsılmaz bir inançla ümitli olduğunu, vatandaşlarına ümit ve moral vererek birlik ve beraberlik içinde el ele kalkınmaya davet etmesi, Cumhuriyete bağlı bir Bitlis insanının devletine ve ulusuna karşı sergilediği asil davranışın tezahürüdür.
Bitlis önceki yüzyıllarda da devlete yön veren aydınlar yetiştirmiştir. Ünlü Bitlis şairi Müştak Baba Bitlis methiyesi olan kasidesinde :
Gencine-i nihândır me’vâ-yı ârifandır
Hâl ehline ayandır esrâr-ı şehr-i Bitlis
Günümüz Türkçesiyle:: “Nice hazinelerin saklı olduğu sırlar şehri Bitlis, anlayabilenlere belli olacak şekilde,bir arifler (ünlü ,tanınmış,bilgili şahısların) beldesidir.”
Bitlis insanının Cumhuriyete, devlete bağlılık hasleti, yıllar öncesinde yetiştirdiği ünlü şahsiyetlerinden gelen tarihi bir mirastır. Bu konuda Yavuz Sultan Selim’e rehberlik etmiş, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun Osmanlı fethinde önemli rol oynamış İdris-i Bitlisi’yi hatırlamak gerekir. İdris-i Bitlis’i, Güneydoğu’da Türk ve Kürt kabileleri arasında uzlaşma ve koordinasyon sağlamış, siyaset ve devlet adamlığı yeteneği ile Yavuz Sultan Selim’e fetih stratejisinde büyük hizmeti olmuştur. Yörenin fethi sonrasında Yavuz Sultan Selim tarafından üstün devlet madalyası ile taltif edinmiş, Genel koordinatörluk görevi yaparak, buraların yönetimini şekillendirmiştir. Yine Bitlisli bilim adamlarından Mehmet Emin Efendi, fıkıh ve akaid gibi din bilgileri alanında derin bilgisiyle Osmanlı Yönetimine fetvaları ile yol göstermiş, Saraya ve Sivas Valisi Akif Paşa’ya siyasi danışmanlık yapmış, saygın şahsiyetlerdendir. Günümüzde Bitlis, yetiştirdiği pek çok değerli bürokrat ve bilim adamıyla Cumhuriyet yönetimine üstün hizmetler sunmuştur.
Bitlis, geçmişte olduğu gibi günümüzde devlet temel nizamına bağlılığı ile olaysız bir kenttir. Bölgesinde bulunduğu iller arasında güvenlik ve asayiş açısından arızi olaylar dışında Cumhuriyet karşıtlığına ve teröre geçit vermemiştir. Bu konuda ufak çaplı hadiseler görülmekte ise de bu durum, Bitlis insanından kaynaklanmamaktadır. Bitlis, bu yapısıyla daha nice yıllar Cumhuriyetimizin sağlam, kalelerinden biri olarak kalacaktır. Bu nedenle Cumhuriyet Türkiye’sinde yıllarca ihmal edilmiş geri kalmışlığından kurtulmayı fazlasıyla hakketmiştir. Günümüzde başlatılmış sevindirici kalkınma hamleleriyle dileriz artık makûs talihini yenecektir.
(*) Saygı ÖZTÜRK: “İsmet Paşa’nın Kürt Raporu”: Doğan Kitap s:31