|
….kalktı. Sabah ezanının insan ruhuna huzur veren sesi oda içinde yankılanıyordu. 88 yaşından beklenmeyecek bir çeviklikle pencereye doğru yöneldi.Pencereyi açması ile birlikte odaya ezan sesi ve baharın güzel kokusu ve kuş cıvıltıları doluştu. Penceresinden gözüken Kurtuluş Parkına bakarak yaşlı ciğerlerini sabahın ılık esintisi ile doldurdu. Abdestini aldı, sabah namazını kıldı. Mutfağa yöneldi. Çayla birlikte bir iki lokma bir şeyler atıştırdı. Oturma odasına yöneldi. Eski bir fiskos masasının yanındaki koltuğuna ilişti. Masanın üstü çerçeveler ile doluydu.Bir tanesine uzandı, camının üzerinde titreyen parmaklarını dolaştırdı. Çerçevenin içindeki fotoğrafta İstiklal madalyalı kara yağız bir adamla,makyajsız olmasına rağmen güzelliği göz alan bir kadın birbirlerine bakarak gülümsüyorlardı. Yaşlı
kadın 'Günaydın Anne, Günaydın Baba' dedi. Usulca yerine koyduğu çerçeveye bir bakış daha attıktan sonra başka bir çerçeveyi eline aldı. Bu siyah beyaz fotoğrafta da subay üniformalı bir adamla bir gelin yan yana duruyorlardı.
Sağol nereye gidiyoruz?
Seyran bağlarına Tabi Hakim Teyze çok yer gezmişsindir sen. Tüm Anadolu’yu karış karış gezdik rahmetli kocam ile. Ne iş yapardı amca? Subaydı. Ne zaman vefat etti?'1952'de' 'Çok olmuş.Gençmiş''Kore savaşında şehit oldu.'' Allah rahmet eylesin Hakim teyze 'Sağol' Seyran bağları'na geldik nereye gideceğiz?' 'Sağa sap. İkinci binanın önünde dur.''Tamam. Buyur Hakim Teyze. Geleyim mi ben''Yok bekle burada' Osman beklemeye başladı. Bir ara merak etti. Binanın uzaktan görünen levhasına baktı. 'Seyranbağları Kız Yetiştirme Yurdu' yazısını okudu. Anlam veremedi. 'Bu kadın burada ne yapar ki?'diye düşündü.Yarım saat sonra Adalet hanım göründü. Yanında orta yaşlı kibar bir hanım vardı. Adalet hanımı arabaya ağır ağır bindirdi. Kadın 'Adalet Hanım size ne kadar teşekkür etsek azdır. Her zaman yanımızdasınız. Kızlar da sizi çok seviyor. Ne olur arayı çok uzatmayın. Yine gelin' dedi. Adalet hanım, buğulu gözlerle 'İnşallah.Kızlara selamımı söyleyin. Ben de onları çok seviyorum. Onlara iyi bakın dedi. Araba hareket etti. 'Nereye Hakim Teyze? ''Hemen iki sokak öteye' Osman iki sokak ötede bus efer başka bir binanın önüne park etti. Bu binada da' Ankara Seyranbağları Huzurevi' yazıyordu. 'Bekle beni'' Tabii Hakim Teyze' Yine 1 saate yakın bir bekleyişin sonunda bu sefer etrafında bir çok yaşlı kadın ve adamla çıkageldi Adalet Hanım. Sarılıp öpüştükten sonra oradan ayrıldılar. Osman dikiz aynasından Adalet Hanım'ın gözlerinden akan yaşları fark etti.'İyi misinHakimTeyze' 'İyiyim Osman. Eski dostları görünce insan bir hoş oluyor'' Nereye gidiyoruz?'' Cebeci Asri Mezarlığına'' Tamam''Teyze nerelisin sen?'' Aydın Sökeliyim. Babam orada pamuk ekerdi. Annem ev hanımıydı. Sonra Kurtuluş Savaşı oldu. Babam savaşa gitti.Söke işgal oldu.Biz dağlara kaçtık annemle.Saklandık dağ köylerinde.Savaş bitince Söke'ye döndük. Allah' a Şükür Babam'da sağ salim döndü savaştan.''Sonra ne oldu?''Liseye Aydın'a gönderdi babam.Orada Atatürk'le karşılaştım. Sözümü tutmak için İstanbul'a gittim. Hukuk fakültesine girdim. Orada rahmetli eşimle karşılaştım O Harbiye'de okuyordu o zaman. Mezun olunca evlendik' Çocuğunuz var mı?''Bir kızım bir oğlum vardı.''Neredeler şimdi?'' Oğlum dışişlerinde çalışıyordu. ''Ne güzel'' 1978'de Fransa'da Ermeniler öldürdüler.'
'Üzüldüm Hakim Teyze. Başın sağ olsun. O da babası gibi şehit oldu yani'' Evet. Şehit babanın şehit oğlu. Allah kimseye evlat acısı vermesin. ''Amin.Ya kızın?'' O eşi ve çocukları ile İzmit'te yaşıyordu.Öğretmendi. 1999'dadepremde hepsi vefat ettiler. ''Allah rahmet eylesin. Boşboğazlığımla üzdüm seni Hakim Teyze kusura bakma'' Sanki sormasan aklımdan çıkıyorlar mı evladım. Sen üzülme sağol'' Geldik Teyze ''Tamam evladım. Al işte paran artık gidebilirsin. 'Hakim teyze buradan nasıl döneceksin? Ben seni bekleyeyim eve bırakayım.'' Yok beni alacaklar buradan' 'Hakim Teyze bu para fazla. Kusura bakma ben sana yalan söyledim. Taksinin sahibi benden 350 lira bekliyor. Affet beni. 350 'yi ona veririm. Gerisi kalsın. Ben de para istemem. Bugün senden aldığım hayat dersinin parasal karşılığı yok zaten.''Çocukların var mı?' 'İki tane ellerinden öperler. 'Taksinin güneşliğinden çocuklarının resimlerini çıkarıp gösterdi.' Adları nedir?'' Kemal ve Ayşe'Oğlumun adı daKemaldi. 'Sessizliğin ardından Osman'ın elindeki parayı ittirdi Adalet Hanım..'Onlara bir şeyler al benim için. Onları okut.Ama yalansız,dolansız,çok çalışarak helal lokma ile büyüt ve okut. Atatürk'ün bana yaptığı gibiiçlerindeki gücü fark etmelerini sağla. Bir de vatanını, milletini sevmelerini öğütle onlara.'Osman Adalet Hanımın ellerine sarılıp öptü. Ona iyi evlatlar yetiştireceğine söz verdi.Adalet hanım mezarlığın kapısından ağır ağır içeri girerken;Osman yaşlı gözlerle onu izliyordu. Hayatın ın en büyük dersini kendisi küçücük ,yüreği yaşadığı acılara rağmen kocaman ve güçlü bu yaşlı kadından almıştı. Osman arabasını mal sahibine götürmeye karar verdi. Bu gün daha fazla çalışamazdı.
Ertesi gün Ankara'da garip bir yağmur yağıyordu. Sanki gök delinmişti. Osman taksiyi mal sahibinden almış durağa gelmişti. Çay ocağının yanında duran gazeteyi aldı. İlk sayfadaki haberlere göz gezdirdi. Siyaset doluydu gazete. Hiç anlamazdı. Sıkılıp adli olayların yer aldığı üçüncü sayfayı açtı.Taksiciler arkadaşları ile ilgili kötü haberleri
genellikle oradan alırlardı. Göz gezdirirken bir haber dikkatini çekti.'Dün gece geç saatlerde Cebeci Asri mezarlığında bulunan cesedin Cumhuriyet tarihinin ilk Kadın Hakimlerinden AdaletYILMAZ'a ait olduğu belirlendi. Adalet YILMAZ'ın bulunduğu yerdeki mezarların eşine ve oğluna ait olduğu belirlendi. YILMAZ vefat ettiği gün bankadaki tüm parasını çektiği, bu parayı ikiye bölerek Seyranbağları'ndaki bir kız yetiştirme yurdu ile bir huzurevine bağışladığı belirlendi.Polis, Adalet YILMAZ'ın mezarlığa ölmek için gittiğini düşünüyor..'Osman bir anda sarsıldı. Gözyaşlarına engel olamıyordu.Taksici arkadaşları hiçbir şey anlamadılar. Bir daha da hiç anlatmadı Osman bu yaşadıklarını.Herkesin tek bildiği Osman'ın bardaktan boşanırcasına yağan yağmur altında' Gökler bile sana ağlıyor' diyerek ağladığıydı.
(Sayın Meral AKOL’a Teşekkürler..)