AHLAT KÜLTÜR SANAT VE ÇEVRE VAKFI
Ana Sayfa > DENİZ BAYRAMI
DENİZ BAYRAMI

O gün erkenden kalkılır, hazırlıklara başlanırdı. Çünkü birazdan kentin iskelesine vapur yanaşacak, tüm insanlar itiş kakış vapura doluşacak, Tatvan’da yapılacak “Deniz Bayramı” gösterilerine gidilecek. Gösterilerin en belli başlı olanı ise “Yüzme Yarışları”. Büyük bir karmaşanın ardından vapura binebilenler, binemeyenler, çocuğu binip de kendisi iskelede kalanlar, kendisi binip de çocuğunu alamayanlar, özetle tam bir curcuna. Binemeyenler için ikinci bir seçenek var elbette. Ama vapur ile gitmenin keyfi başka. Binemeyenleri ise üstü açık tentesiz kamyonlar taşıyordu Tatvan’a…

          1 Temmuz’un “Kabotaj Bayramı” olduğunu, kabotajın ne anlama geldiğini bilen yok o yıllarda, kimsenin de umurunda değil zaten. Varsa yoksa “Yüzme Yarışları”…Bunun da bir nedeni vardı elbette. Bunun önemi, yüzme yarışlarının tüm branşlardaki tüm derecelerin bu kentin gençleri tarafından kazanılıyor olmasıydı. Her yıl bu yarışları kazanan gençler, ünlerine ün katıyorlardı. Kent halkı öylesine önemsiyordu ki bu yüzme yarışlarını, adeta bir onur mücadelesi veriliyor gibiydi…  Zira tüm yarışları Ahlatlı gençlerin kazanması tartışmasız bir hal almıştı. Asıl yarış Ahlatlı gençlerin kendi aralarındaki yarıştı.

          Kent halkı, büyüğü, küçüğü, genci, yaşlısı tümüyle Tatvan’a akıyordu. Birkaç yaşlı, birkaç esnaf ve hastanın dışında. Kentte kalanlar ise büyük bir heyecan ile akşam dönüşünde kimin hangi yarışı kazandığı haberleri ile yaşanmış olayların öykülerini bekliyordu. Heyecanlı ve telaşlı gidişin bir de mutlu dönüşü vardı. Genellikle geç saatlere kaldığından doğal olarak ikinci güne kalıyordu ballandıra, ballandıra anlatılan öyküler.

          İki iskele vardı Tatvan’daki yarışma alanında, aralarındaki mesafe ise 50 metreydi. Sür’at yarışları için bir gidiş, bir dönüş, mukavemet yarışları için ise iki gidiş iki dönüş, kurbağalama ve sırtüstü yarışları için ise sadece bir gidiş belirlenmişti. Yapılan tüm yarışların favorileri tartışmasız Ahlatlı gençlerdi. Bir teki hariç, “Yağlı Direk” yarışını hiçbir zaman Ahlatlı gençler kazanamadı…

           Dört metre uzunluğundaki bir direk, iskelenin üzerinden su yüzeyinin iki metre üzerinden suya paralel olarak uzatılıyor, üzerine alabildiğince kalın bir tabaka halinde gres yağı sıvanıyor, direğin uç noktasına da şanlı bayrağımız dikiliyor. Hedef gres yağı kaplı bu direğin üzerinden gidilerek bayrağın alınmasıdır. Zor, zor olduğu kadar da tehlikeli ve riskli bir spor. Ancak gençler için bir cesaret ve zeka işi olduğu kesin. Bilinçsizce kendini atanlar, tepe taklak sulara gömülürken, düşme sırasında kafasını direğe çarpanlar, gövdeleri ile kalasın üzerine düşenler olmuyor değildi. Bu yarışı genellikle Tatvanlı gençler kazanıyordu. Tatvanlıların içinde de Karadeniz’den Tatvan’a göç etmiş ailelerin çocukları.

          Bir başka ilginç branş ise “Ördek Tutma” yarışı idi. Talihsiz bir ördek suya bırakılıyor ve ne kadar genç varsa hepsi birden suya atlıyorlar, kim tutarsa ördek onun oluyor. Canını kurtarmaya çalışan zavallı ördek gücü ve umudu tükenince kendisini bir gencin ellerine bırakıyor, korku ve endişe taşıyan gözlerle. Ama kimin umurunda ördeğin yaşadığı ölüm korkusu!..

            Yarışların ardından ödül töreni başlıyor. Kazananlar çoğu kez, bir kalem, bir çorap ya da bir atlet ile ödüllendiriliyorlar. Burada ödülün bir anlamı yok, asıl olan  dereceye girmektir. Çünkü gençler itibar kazanıyorlar ve bu itibar bir dahaki deniz bayramına kadar devam ediyor. Bir başka övgü kaynağı ise günün sonunda  dillerden dillere dolaşan “Bütün yarışları Ahlatlılar kazandı” değerlendirmelerdi…  

          O gün Tatvan çok farklı bir atmosferi paylaşıyor, esnaf bayram ediyor, tüm çevre buraya aktığı için tüm işyerlerinde anormal bir izdiham yaşanıyordu. Lokantaların yemekleri tükeniyor, fırınların ekmekleri, bakkalların hazır yenecek  gıda maddeleri, buna karşın gene de sayısız insan gün boyu ağzına bir şey sürmeden  günün sonunu getiriyordu.

          Yüzme yarışları sabah saatlerinde yapılıyor, öğlenden sonra da futbol müsabakaları yapılıyordu. Ancak geniş kitlenin ilgisi yüzme yarışlarına. Öğlenden sonra finale kalan takımların şampiyonluk maçı oynanıyor, çimi, tribünü, etrafında çiti bile olmayan toprak sahada. Kıyasıya bir mücadeleden sonra kazanan takıma ödülünün verilmesinin ardından, karanlığa kalmamak için dönüş paniği başlıyor.

           Vapur, büyük bir telaş ve hengame ile sabahleyin getirdiği yolcularını aldığı yere götürmek üzere iskelede hazır bekliyor. Bu kez konuşacak çok konu olduğu için büyük bir gürültü kaplıyor vapurun koridorlarını.

          Yorgun geçen günün ardından uzun süre güneş altında kalmış olmaktan, kıpkırmızı suratlar, derisi soyulmuş burunlar, 1 Temmuz Deniz Bayramı’nın anısı olarak günler boyu tazeliğini koruyordu…

           Deniz Bayramı’nın 32 kısım tekmili birden tefrikaları, ertesi günün sabahından itibaren kentin her tarafını sarıp sarmalıyordu… Kim yarışı nasıl kazanmış, kim kimi nasıl geçmiş, kimin hakkı yenmiş, kime torpil yapılmış, kim kime faul yapmış gibi konular aylar boyu Kentin gündeminin birinci maddesi olmayı sürdürüyordu.

          Yılda bir kez bile olsa, gençler enerjilerini spor yolu ile harcıyor, güçlerini, performanslarını, yeteneklerini ortaya koyuyorlardı. Her şeyden önemlisi, kimilerinin başarısı yıllar boyu dillerden düşmüyor, onları efsaneleştiriyordu…

           En büyük efsane ise Naci AKPOLAT idi…

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Lütfen Cevaplayın
10 eksi 5 kaçtır? 

Ara
DURUM Temmuz 2010
Bitlis'te bulunduğunuz ilçede belediye hizmetlerinden memnun musunuz?
Evet
Hayır
Ehh işte
Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı - AHLAT GAZETESI
®© 1993-2008 Ahlat Gazetesi Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı Yayın Organıdır.
AHLAT GAZETESİ’nde yayımlanan yazılardan imza sahipleri sorumludur. Her türlü yazı ve makalelerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kısmen veya tümüyle yayınlanamaz. AHLAT GAZETESİ’nin Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı dışında hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

iletişim : i_nalbantoglu@yahoo.com