|
Dr.Servet ZÜLFİKAR
2004-2009 yılları arasında Bitlis Belediye Başkanlığı yapmış olan Sayın Cevdet Özdemir Bey ile Bitlislilerin çok sevimli ve bir o kadar komik diyaloglarını sizlere ilk bölümde sunacağım. Herkesin çok sevdiği ve daima hürmet ettiği Cevdet Özdemir ağabeyin görev yaptığı süre içinde kimseyi incittiğine ve üzdüğüne tanık olmadıklarını tüm Bitlisliler bizlere büyük bir ahdevefa göstererek dile getirdiler..
1-Bitlis'in sebze ve meyve toptancı halinde öteden beri esnaf ve belediye zabıtaları arasında gerek Hal'in genel işleyişi ve gerekse de temizliği,fiyat ve kalite kontrolü gibi birçok konularda epeyce sorunlar çıkıyor. Halledilemeyen meselelerin sonunda işler hepten sarpa sarıyor ve olay belediye ile birlikte kolluk kuvvetlerine kadar sirayet ediyor. Soğukkanlı ve babacan tabiatlı eski Belediye Başkanımız karakol amirini de yanına alıp olaya müdahale etmek üzere Hal'e intikal ediyorlar . Esnafa çok sevecen ve tatlı üslupla şu soruyu soruyor:
-Yav menım babam, gina nedo davanız.?
Reis Bey'i bu şekilde karşılarında gören esnaf her zamanki sevgi ve saygıyla önlerini ilikleyerek karşısına sıra sıra diziliyorlar. Hal esnafı ''zorba'' diye niteledikleri belediye zabıtalarını Başkan'a epeyce şikayet ettikten sonra problemleri ve çözüm önerilerini de tek tek sıralıyorlar. Bu arada içlerinde Türkçesi biraz yetersiz ama çok muzip olan bir esnaf olaya yeni bir soluk getirerek yarı Kürtçe yarı Türkçesiyle Başkana şöyle sesleniyor...
-Cevdet abe 2 şey isteyeroh sendan.
-Hele sıle bahem gıre ne istesız.
-Abe Bitlis zabıtesi Hal'dan ve Amrekan eskeri de Irahtan tezdan elini eyağıni çeksin. Başke de bi şey isteminoh.
deyince etrafın gülüşmelerine bu kez Başkan Cevdet Özdemir ağabey şu ilginç karşılığı vermekte de gecikmiyor.
-Oğıl Bitlis'ın zabıtesıni tamam çekem ama Amrekan eskerine teyi bi şey yapemenem.
deyip bir anda gevşeyen ve yumuşayan ortamla birlikte ortak sorunların halledilmesi için gerekli adımları birlikte atıyorlar.
2-Şu an itibariyle Bitlis'te yaşayan yediden yetmişe herkesin sevgilisi olan ünlü Apı Reşit eşine, dostuna ve akrabalarına diyor ki:
-Herkes gidi bu Istanbole, gidip bide men bahem gıra ne var ne yoh.
deyip yola koyuluyor. Ancak gidişinin üzerinden epey bir zaman geçmesine rağmen bir türlü geride
bıraktıklarına sağlık haberlerini ulaştıramıyor. Yakınları merakla ve birazda korkuyla çok genç ama bir o kadarda akıllı ve uyanık bir yeğenlerini onun peşinden İstanbul'a yolluyorlar. İstanbul'a gelen bu genç günlerce hatta aylarca kan ter içinde kalıp amcasını aramasına rağmen bir türlü izine rastlayamıyor ve kaderlerine razı olarak Bitlis'e dönmeye karar veriyor. Ancak hikaye bu ya delikanlı son gecesini bir eğlence yerinde geçirmek istiyor. Beyoğlunun arka sokaklarındaki bar ve disko karışımı bir yere geliyor.Yemeğini yiyen ve içkisini yudumlamaya başlayan bu genç yarı ışıltılı,yarı karanlık bu loş ortamda gözlerini oğuşturarak defalarca piste doğru bakıyor. Olacak şey değil, evet Apı Reşit tam karşısında üstelik cıbıl cıbıl kızlarla birlikte kafasında kasket ve ayağında otantik yerel şalvarıyla dans etmektedir. Müziğin inanılmaz sert, tiz, keskin dozuyla ve çok moda olan tekno ritmiyle birlikte yeğeni amcasına soruyor:
-Şişt şişt Apı Reşit, şişt şişt Apı Reşit.
-Apı Reşit çidiki, Ape Reşit çidiki.
diye seslenmesine cevap diskocu amcamızdan haliyle geliyor. Müziğe çok uyumlu hale gelmiş olan çok sevimli bir Kürtçe replikle karşıdan şöyle sesleniyor:
-Tıştek nakim, tıştık nakim, tıştık nakim.