AHLAT KÜLTÜR SANAT VE ÇEVRE VAKFI
Ana Sayfa > ESER BEY'E MEKTUPLAR-I
ESER BEY'E MEKTUPLAR-I

Sevgili Eser,

31 Mayıs 2006 tarihinde dünyaya gözünü açıp aramıza katıldığında Ailemizi büyük sevince boğmuştun. Her aile gibi yeni bir bireye kavuşmuş olmanın coşkusunu yaşıyorduk. Özellikle deden, yani annenin babası benim için çok önemliydin. Çünkü ben ne babaanne, ne anneanne, ne büyükbaba ne de dede görmediğim  için, başta ben olmak üzere aile yaşamımızda bir ilki yaşıyorduk. Sevincimiz büyüktü, bu yüzden annenin adının ilk iki harfi olan E ve S harfleri ile babanın adının ilk iki harfi olan E ve R harfleri ile senin adını oluşturan “ESER” sözcüğü bizi çok heyecanlandırdı. Ailemizden hiç kimsenin en küçük bir tereddüdü bile olmadan sana bu adı verdik.

Adın çok beğenildi, tüm sülalemizin hoşuna gitti bu isim, biraz da anlamlıydı. Anlamlı oluşu da bizi ayrıca sevindirdi.

Bebekliğin çok hoş geçiyordu, Allah’a şükrederiz ki önemli sayılacak herhangi bir sağlık sorunun çıkmadı. Üzerine titriyorduk, bize tanışık olmadığımız farklı hazları tattırıyordun. Günler geçtikçe, sen yavaş yavaş büyüdükçe tüm ailemizi şaşırtacak davranışlar sergiliyordun. Bu durumu önceleri “Kuzgunun yavrusu, kuzguna” deyimi gereği bize tatlı geldiğin şeklinde algılıyorduk. Ancak yaşın biraz daha da büyüyünce böyle olmadığını anlamaya başladık. Sen de bir farklılık ve ayrıcalık hissetmeye başladık. Bundan da doğal olarak hoşnutluk duyuyorduk.

Yeni yeni kelimeleri söylemeye başladığında yaşına rağmen sözcükleri çok düzgün telaffuz etmene hem şaşırıyor hem de seviniyorduk. Her sözcüğü tek seferde hafızana kaydetmene inanamıyorduk. Bunun bir zeka pırıltısı olduğunu anlamak zor değildi. Yaşın büyüdükçe bizi şaşırtıcı davranışların da aynı biçimde artıyordu.

Daha üç yaşındayken gittiğimiz kıyı kentinde kumsaldaki oyuncaklarını hiç tanımadığın insanlara emanet ederken “oyuncaklarımı kimse ellemesin ben hemen geliyorum.” diyerek  güvenceye alırken,  hem bizi hem de emanet ettiğin koca koca insanlar ile aranda bir sevgi bağı oluşturduğunun farkında bile değildin beklide…

Arabalara  olan merakın ne zaman ki tüm otomobil  markalarını ezbere bilme aşamasına gelmişti ki, artık bu alanda uzmanlaşacağına olan inancımız kesinleşmeye yüz tutuyordu.. Her yeri, her eşyayı tek seferde hafızana kaydetmen karşısında pes ediyorduk.

Tüm bunlara karşın, olayı sıradan sayma eğilimimiz devam ederken son zamanlardaki hızlı değişimlerin aynı zamanda geleceğe ışık tutma adına,  Eser’ime Mektuplar” adı altında  gelecekte önüne  konulabilecek bir dosya koyma adına bu girişimi zorunlu kılmaktadır.

Hayırlısıyla kendi ayakların üzerinde durduğunda sayıları bilmem kaça gelebilecek olan bu mektuplar, sana yeni bir ufuk açabilsin, elinin altında sana referans olan bir kaynak olsun diye böyle bir girişimde bulunuyoruz ki değerlendirmek ya da değerlendirmemek tamamen senin inisiyatifinde olacaktır. Değerlendirmezsen zaten herhangi bir sorun söz konusu olmayacaktır. Ancak sen de o günün koşullarına göre bir potansiyel varsa eğer, sana bir fırsat olabilecek bir kaynak emrine amade olsun  istedik.

Daha beş yaşını bile doldurmamışken, bir otomobil sürücüsünün bilmesi gereken kuralları büyük ölçüde biliyor olman, 10 yaşına geldiğinde neleri bilebileceğine dair çok önemli bir ipucu vermektedir.

İstersen ben en son şaşırttığın olaya değineyim.

Arabaya biner binmez, dörtlü flaşörleri göstererek “Dede bu nedir?” diye sormuştun. Ben de sana izah etmiştim. Bir yerde durmak gerektiğinde, birini beklediğinde açılır diye. Meğer sen bunu zaten biliyor muşsun, ben de biliyor muyum diye sormuş olduğunu sonradan anladım. Seni arabada yalnız bırakmaya çekiniyordum, belki sağı solu kurcalarsın diye. Oysa senin böyle bir alışkanlığının olmadığını gördüm.

Birlikte benzin aldık, benzin parasını vermek üzere ben arabadan indim, ödemeyi yapıp arabaya döndüğümde “dörtlü flaşörler” in yandığını gördüm.  Şaşırdım, çünkü  ben açmamıştım, sana sordum sen mi açtın diye. Yanıtın ilginçti; “Evet dedeciğim, seni bekliyordum ya, onun için açtım. Sen öyle demiştin ya…”

Son olarak birlikte gezmeye gitmek için evden çıktığımızda bir şey unutmamamız için bana sorduğun sorulara ne demeli;

“Dedeciğim anahtarını aldın mı?

-Aldım.

-Telefonunu,

-Aldım,

-Cüzdanını

-Aldım

-Tamam o zaman çıkabiliriz.”

Bilmiyorum, ben mi abartıyorum? Tamam seni çok seviyorum, ama başka çocuklar, hatta yaşı büyükler tanıyorum, ne flaşör açmak gibi ne de kapıdan çıkılırken telefon, anahtar ve cüzdan almadan çıkmanın sıkıntı yaratacağını düşünen çok kimse görmemek benim eksikliğim mi bilmiyorum!. Zaman gösterecek...
Gelen Yorumlar
Toplam 3 yorum, 1-3 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Değerli ilhami ağabey çocukların ilk öğretmenleri anneler babalar ve aile büyükleri sizlerden aldığı eğitimlerle sizlerin izinden gideceğini düşünüyorum.Eser maşallah çok zeki şimdiki çocuklar yaşından büyük konuşmalar yapıyor torun sevgisi bambaşka iyiki dogdun Eser paşa aileye neşe kattın benim dileğim Eserin güzel günlerini allahım sizlere göstersin.Eser hakkında yazılarınızı okurken çok duygulandım değerli dede İlhami ağabey Eser seninle ne kadar gurur duysa az olur masa başına ne kadar güzel yakışmış Eser paşa dedenin izinden gidecek inşallah gelecek nesile güzel günler bırakırız.Ankaraya selam ve sevgilerle Eseri öpüyor önce sağlık sonra başarılar diliyorum....
Meral Akol eklemiş. | 01 Ağustos 2011 Saat 15:58
sevgili ilhami,torununu tanrı korusun herşeyden önce ona sağlıklı bir yaşam diliyorum,ancak şansının da açık olması ve doğru insanlarla karşılaşması da önemli..herşey gönlünce olsun negüzel düşünmüşsşün ilerde onun için çok değerli birer belge olacak bu mektupların..bu mektubunda beni etkileyen bir husus var;babamı zarzor hatırlıyorum,bir dayım vardı o kadar.teyze amca hala gibi kimselerim zaten yoklardı.. anneanne ,babaanne,dede veya büyükbaba gibi büyüklerim de ben doğmadan ölmüşlerdi..yani ben de kimseye bu adlarla seslenemedim..acı ama gerçek.hayırlısı olsun..
kemal süzer eklemiş. | 01 Ağustos 2011 Saat 16:52
Eserimi dünyanın en şanslı torunu olarak görüyorum böyle bir dedeye sahip olduğu için.Tıpkı bizim de böyle bir babaya sahip olmamızın bize yaşattığı büyük gurur gibi.
Torun sevgisini herkeste gördüm,duydum ama bu kadar özel olanına hiç şahit olmadım.
Eser'in annesinden ve babasından dahi çok sevdiği nadir kişi dedesidir.Öyle bir sevgi ki bu bizleri kıskandıracak kadar büyük ve içten.
Tek dileğim oğlumun ileride de dedesine layık bir torun olmasıdır.
Esra ÇETİNOĞLU eklemiş. | 02 Ağustos 2011 Saat 21:05
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Lütfen Cevaplayın
Bir yıl kaç günden oluşur? 

Ara
DURUM Temmuz 2010
Bitlis'te bulunduğunuz ilçede belediye hizmetlerinden memnun musunuz?
Evet
Hayır
Ehh işte
Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı - AHLAT GAZETESI
®© 1993-2008 Ahlat Gazetesi Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı Yayın Organıdır.
AHLAT GAZETESİ’nde yayımlanan yazılardan imza sahipleri sorumludur. Her türlü yazı ve makalelerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kısmen veya tümüyle yayınlanamaz. AHLAT GAZETESİ’nin Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı dışında hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

iletişim : i_nalbantoglu@yahoo.com