AHLAT KÜLTÜR SANAT VE ÇEVRE VAKFI
Ana Sayfa > EVLİYA ÇELEBİYE GÖRE BİTLİS MUTFAĞI…
EVLİYA ÇELEBİYE GÖRE BİTLİS MUTFAĞI…

Güzin Sühran BELLİ-Prof.Dr.Oktay BELLİ                geçen sayıdan devam…


“…düzdeh büryan pilav, dud pilav, şille pilav, rumman pilav, ud pilav, amber pilav, abşula pilav, köfte pilav, kırma badem pilav, kişmiş pilav,  mastaba çorbası,  kiji çorba,  lakişe çorba,  keklik pilav ve taze etten yapılan ve iyi pişirilen kebap çeşitleri gibi nice bunun benzeri çorbaları vardır ki, ancak keklik eti ile yapılan pilavlarına, nar pilavlarına ve çeşit çeşit taze ve iyi pişmiş kebaplarına aşk olsun.

            Bu Muhammedi sofrada kullanılan peşkirlerin, mücevher saplı kaşıkların, şerbet kaselerinin ve diğer yemek kaplarını övmede, sözcükler yetersiz kalır.

            Mis kokulu yemeklere başlandığında, 400 sahan ve fağfurinin başına Melek Ahmet Paşa ağaları ve bir tarafında han ağaları yemeklere öyle kaşık ve diş çalmışlardır ki, sanki her biri  Madikerb Gazi’dir veya Muaviye İbn Süfyan’dır. Bu açlar tayfası, Ma’anoğlu’nun zindanından çıkmış mahpuslar ve aç kurtlar gibi yemeğe saldırdılar.

            Yemekten sonra mücevher altın leğen, ibrik ve miskli sabun ile eller yıkandı. Ardından muhabbet meydanına mendiller ve bir uzun altın işlemeli peşkirler, kaknus, bağa, sedef, ceviz, zümrüt, Seylan, akik ve Yemeni hoşaf kaşıkları geldi ki, her biri birer hazine değerindedir.

            Değerli giysiler giymiş 50 adet dolunay gibi ay parçası kölelerin ellerinde 50 adet ibretlik kaseler içinde Şam’ın Hama’ya mahsus şeker pancarı otuyla pişirilmiş tam 50 çeşit hoşuf geldi ki, bunların anlatılmasında sözcükler yetersiz kalır.

            Bundan sonra elmaslı fincanlar içinde getirilen miskli ve amberli kahve, salep, mahlep, çay, anason, sıcak avşıla, şekerli şerbet, sıcak pelte ve sütler içildi. Her gün sabahleyin kahvaltıda yüzlerce çeşit tatlı, şekerli reçeller, meyve suları, diğer macunlar, uşkun ve kebbat reçeli (meyvesi acı olan bir narenciye çeşidi), armut, yabani havuç, Hindistan cevizi, hıyar-şenbe reçeli ve feleç reçeli gibi çeşitli reçel ve macunlar gelirdi. Öğle vaktinde de yukarıda adı geçen büyük sofra gelirdi. Akşam vaktine yakın bir başka sofra gelirdi.”

            Evliye Çelebi’nin Vezir Ahmet Paşa ile birlikte 10 gün 10 gece Bitlis Sarayı’nda misafir kaldığı günlerde, Bitlis Hanı’nın bizzat kendisi de özel hizmette bulunmuştur. Örneğin Evliya Çelebi, Bitlis Hanı’nın bir gümüş sini içindeki 10 adet çok değerli tabak içinde armut, kübbat ve Kabil eriği ve zeytin ve karişe ve  saf süzme bal ve çeşit çeşit hamur tatlıları ve beyaz pamuk gülü gibi çörekler ve bir kase amberli çorba ve bir kase abşula şerbeti getirdiğini yazmaktadır.

            Yiyeceklerin yanında bir hokka içinde bir güne güç ve kuvvet veren ma’cun vardı. Her kim bir miskal ondan yese, yedi kere cima eder; eğer ondan birer ölçü yerse def’i hareret dahi ederiz.

            Ayrıca padişaha layık meyve kısmından çeşit çeşit ve rengarenk erik,, kayısı, nar, şeftali, melece armudu, Abbasi armudu, Ordubari armudu, yedi çeşit sulu üzüm yenildi, ardından misk kokulu vişne hoşafı, Mardin acası, Buhara eriği hoşafı ve Şehriban nar hoşafları yenilip, ellerimizi yıkadık.”

            Evliya Çelebi, Bitlis gezisi sırasında yemeklerde en çok abşula şerbeti içtiğini ve bir  keresinde Halil Ağa’nın çiftliğinde abşula kükü pilavı yediğini belirtmekte, ayrıca Bitlis Hanı Abdal Han’ın tatlıcılık, şerbetçilik ve nöbet şekeri yapımında sanki Hüseyin bin Nusayr kadar yetenekli olduğunu da yazmaktadır.

            Bu görkemli yemek ziyafetlerinden sonra, Evliya Çelebi Vezir Melek Ahmet Paşa ile birlikte Van’a gitmiştir. Ancak daha sonra Bitlis Hanı’nın askerleri, Malazgirt Beyi’nin topraklarına girerek, 40.000 koyunu gasp etmiştir.Malazgirt Beyi Muhammet Bey’in şikayet  etmesiyle, padişahın emri üzerine Melek Ahmet Paşa, Bitlis Beyi’nin  gasp ettiği 40.000 koyunun geri verilmesini istemiştir. Bitlis Hanı, padişahın emrini yerine getirmeyince, Melek Ahmet Paşa İstanbul’dan aldığı emir doğrultusunda, Bitlis Beyi’ni cezalandırmak ve Malazgirt Beyi’nin zararını gidermekle görevlendirilmiştir. Melek Ahmet Paşa toplamış olduğu 40.000 kişiye ulaşan ordusu ile Van’dan Erciş, Adilcevaz, Ahlat, Tatvan üzerinden, Bitlis şehri önlerine gelmiştir. Bu sefere Evliya Çelebi de bizzat katılmıştır. Osmanlı ordusunun gücünü gören Bitlis Hanı Abdal Han, haremi ve yakınları ile birlikte Bitlis Kalesi’ndeki  sarayını terk ederek dağlara kaçmıştır.

            Melek Ahmet Paşa, Malazgirt Beyi Muhammet Bey’in zararını gidermek amacıyla, Bitlis Hanı Abdal Han’ın  Bitlis kale içindeki sarayındaki eşyaların sayımını yaptırmış ve Bitlis’te haraç-mezat sattırmıştır. Bizim için burada önemli olan, sarayda kullanılan değerli metallerden yapılmış yemek kapları ile bakırdan yapılmış mutfak kapları ve depolarda büyük küpler içinde bulunan reçel türleridir. Bitlis bölgesindeki keramik atölyelerinde üretilen mutfak kapları çok fazla ve değersiz olduğu için, Evliya Çelebi tarafından anlatılmamıştır.

            Evliya Çelebi’den öğrendiğimize göre, Bitlis şehrinde açık artırma ile satılan gümüş ve bakırdan yapılmış yemek ve mutfak kapları şunlardan oluşmaktadır:

                                                         devam edecek…

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Lütfen Cevaplayın
İstanbul'un fethi ne zamandır? 

Ara
DURUM Temmuz 2010
Bitlis'te bulunduğunuz ilçede belediye hizmetlerinden memnun musunuz?
Evet
Hayır
Ehh işte
Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı - AHLAT GAZETESI
®© 1993-2008 Ahlat Gazetesi Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı Yayın Organıdır.
AHLAT GAZETESİ’nde yayımlanan yazılardan imza sahipleri sorumludur. Her türlü yazı ve makalelerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kısmen veya tümüyle yayınlanamaz. AHLAT GAZETESİ’nin Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı dışında hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

iletişim : i_nalbantoglu@yahoo.com