Yaklaşık olarak 15 yılı aşkın bir süredir kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik, hiçbir menfaat ya da çıkar gözetmeksizin büyük bir özveri içerisinde
siz çok değerli okuyucularına hizmet sunan Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı’nın yayın organı Ahlat Gazetesi’nin çıkarılmasında büyük emek, çaba, ve gayret sarfeden, kimi zaman Gazete’mizin editörlüğünü, kimi zaman yazarlığını, kimi zaman koordinatörlüğünü, kimi zaman en basit hizmetlerini gören, bunları yaparken idealist bakış açısının yanında hiç ama hiçbir talep ve isteği söz konusu olmayan özverili insan Mısra Selin NALBANTOĞLU artık aramızdan ayrılıyor. Bundan böyle bizimle olamayacak, yazılarını yazamayacak, Gazetemizin redaksiyonunu yapamayacak, objektif ve tarafsız, hatta acımasız eleştirilerini yapamayacak. Çünkü Mısra Selin NALBANTOĞLU, yaşamının bundan sonraki bölümünü Barış MORGÜL ile paylaşmaya karar verdi. Bu kararını saygıyla karşılıyor ve onlara en içten, en samimi, en duygusal yaklaşımımızla “mutluluk” diliyoruz…
Mutluluklarının ömür boyu sürmesini diliyoruz…
Bilindiği gibi, her yıl haziran ayının üçüncü pazar günü “Babalar Günü” olarak kutlanmaktadır. Mısra Selin NALBANTOĞLU’nun bundan yaklaşık olarak on yıl kadar önce Babalar Günü için yazmış olduğu ve Gazetemizde yayınlanmış olan Babalar Günü ile ilgili yazısına bir göz atalım sonra kaldığımız yerden devam ederiz…
“MISRALARDA BABALAR GÜNÜ
Çocukken göğsünde uyutmaları vardı beni,
mazinin derinliklerinden bunu hatırlarım babama dair.
Ve daha sonraları niceleri, çocukken tırnaklarımı yerdim,
herkes eleştirirdi.
Ama ben bir tek babamın sözünü dinlerdim.
Menemenden nefret ederdim, babam yapınca onu da sever oldum.
Tıpkı ayağı suya değmeyen hindi yahnisi gibi.
Tavla oynamayı babamdan öğrendim, yenmeyi de…
Süslüyüm diye hep dalga geçer benimle.
Ama ben süslenmeyi de babamdan öğrendim.
Banyo yapmayı “o” sevdirdi,
iddiaya girmemeyi “o” öğretti, spora “o” yöneltti,
müzikten vazgeçmemeyi de, yüzmeyi de,
okuma alışkanlığını da “o”ndan öğrendim.
Bisiklette vazgeçilmez arkadaşım oldu,
ama birine çarptım diye demediğini bırakmadı.
Eskiden hiç yemek yemezdim,
kola içirip midemi büyüttü.
Sayesinde doyamaz oldum şimdi.
Araba konusunda beni eğitti,
muavinken pilot mertebesine getirdi.
Küçükken içine kapanık bir çocukmuşum,
babam beni öyle bir açtı ki, şimdi kendi bile susturamıyor.
Doğmadan önce pek istemiyormuş beni,
doğduktan sonra bir hafta isimsiz kalmışım,
bir hafta odasına kapanıp bana isim bulmuş.
Allah razı olsun…
Aslan babam bana mükemmel bir isim bulmuş.
Bana “nankör kedi” demeden söyleyeyim de…
Kedi dedim de aklıma geldi.
Beni evin kedisi, köpeği, maymunu ve bilumum hayvanı yapıp sevmiş.
Hep bir ayı alacağını söyler…
Şimdilerde gerçek kimliğimi ortaya koydum “o”na…
Akşam gezintilerine kimse benimle gelmezken, babam beni hiç reddetmez.
Bazen sinirlenince gözü kimseyi görmez, işte o zaman biraz üzer…
Ama yine de beni çok sevdiğini bilirim.
O da bilir benim vazgeçemediğim,
siz diye hitap ettiğim tek arkadaşım olduğunu…
Dondurma almaya beraber gideriz,
evdekilere dondurma alır, eve döndüğümüzde gene biz yeriz.
Şekerim düşer Hızır gibi yetişir,
Pazar günleri beni ekmek almaya gönderir,
döndüğümde harika bir Pazar kahvaltısı ile karşılar. Komşu, komşu huuu, oğlun geldi mi?
adlı kürdili hicazkar şarkıda, beni kırmayarak düet yapan yine babamdır.
Bizi “Hakiki Anadolu Ailesi” yapan,
“Aile bir bütündür” ilkesinden ayırmayan ,
Pazar günleri sivri bibersiz kahvaltı yapmayan,
banyoda iki saatten az kalmayan,
kocaman kulaçlarıyla harika yüzen,
en güvenli araba kullanan, en güzel kahve falı bakan,
muhteşem kültür ve sanat eserleri yaratan
benim babamdan başka kim olabilir ki?
Eskiden, “babam her şeyi biliyor” derdim,
şimdi “ben de babam kadar biliyorum” dönemindeyim.
Bunu inkar ettiğim söylenemez.
Birgün şuna inanacağımı da biliyorum,
“Babam her şeyin en doğrusunu biliyor” 19 yıldır babam ve 19. Babalar Günü’nde,
yine babamla yine mutluyum.
Nice Babalar Günü’nde hep seninle pardon hep sizinle olmak
Babalar Gününüz Kutlu Olsun
İşte on yıl önce yazılmış bir yazı, o günkü anlamı artık çok gerilerde kaldı. Bugün için çok daha farklı bir anlam içeriyor. Orada yazılanların çoğu bugün geçerli değil. Ancakbugün on yıl öncesinden daha etkileyici olduğu ortadadır. Hayatının bundan sonraki bölümünü temelini yeni attığı ailesi ile geçirecek. Her baba böylesine bir mutlu sonu yaşamak ister. Ama her çocuk duygularını böyle açıklamaz. Duyguları açıklamanın çeşitli yolları vardır kuşkusuz, en kalıcı olanı yazıya dökülenidir…
Mısra, kalemini çok iyi kullanan bir yazar, ancak bundan böyle Ahlat Gazetesi’nin yazı kadrosunda olmayacak, belki zaman zaman konuk yazar olarak yazılarını okuma fırsatı bulabiliriz diye umut ediyoruz… Ancak şunu çok iyi bilmekteyiz ki, o, yaşamının bundan sonraki bölümünü düzene koyduktan sonra iyi yetişmiş bir aydın Türk insanı olarak kalemini konuşturmaya devam edecektir…
Mutluluk dileklerimizle…
Gelen Yorumlar
Toplam 5 yorum,
1-5 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Merhaba Mısra ben İst Kalamıştan Meral sen çok küçüktün ben size gelmiştim değerli annen ve değerli baban mükemmel evlatlar yetiştirdiği için onlara tşk ediyorum.Mutlu haberini teyzenden alınca sevindim mutluluğunu paylaşmak istedim.Nice nice mutlu yıllar dileğiyle selam ve sevgilerimi iletiyo öpüyorum!
Meral Akol eklemiş.
| 16 Temmuz 2008 Saat
18:39
Merhaba Nalbantoğlu ailesinin güzel kızı ve damadının mutlu günlerini paylaşmak adına tebrik ediyor nice nice mutlu yıllar dileğiyle öpüyorum!
Meral Akol eklemiş.
| 24 Temmuz 2008 Saat
11:39
MERHABA MISRA SELİN BEN VİLDAN BENİMDE MISRA SELİN ADINDA 2,5 YAŞINDA BİR KIZIM VAR.EŞİM FATİH ABLANIZLA AYNI DÖNEMDE OKUMUS YANLIŞ HATIRLAMIYORSAM BİZİ ORDAN ÇIKARABİLİRSİN O DÖNEMLER SENİN İSMİN ÇOK HOSUNA GİDİYORMUS HAMİLE KALDIĞIMDA BANA MISRA SELİN İSMİNİ SÖYLEDİ ÇOK HOSUMA GİTTİ 9 AY BOYUNCA MİNİK YAVRUMUZUN SABIRSIZLIKLA GELMESINI BEKLEDİK VE ADINI MISRA SELİN KOYDUK BU HABERİDE ABLANA İLETTİK :) BU ARADA ALLAH GEÇİM VERSİN BİR ÖMÜR BOYU MUTLULUKLAR....
VİLDAN ÖZTÜRK eklemiş.
| 25 Ekim 2008 Saat
10:51
Sevgili Vildan Hanım,
Bu hoş yazınızı henüz görebilme şansına sahip oldum.Gururlanmadım desem yalan olur.Ne kadar hoş bir duygu ismime aynen sahip tatlı bir kızınızın olduğunu duymak.Ben bu güzel isimleri annem ve babama borçluyum.Onların sayesinde bugun yaşamaktan çok mutlu olduğum bir hayata sahibim.Umarım yavrunuz da sahip olduğum mutlulukların ötesinde çok güzel bir hayatı yaşar.Size ve eşinize çok teşekkür ediyorum ve sevgilerimi iletiyorum.Tüm mutluluklar sizinle olsun.
mısra selin morgül eklemiş.
| 08 Mayıs 2009 Saat
10:28
merhaba vildan.
eşin fatih ile üniversiteden sınıf arkadaşıyız ve bana ilk olarak kızının ismini mısra selin koyduğunu söylediğinde çok şaşırmıştım.sonraları minik mısracığın fotoğraflarını yolladınız bana.allah bağışlasın çok tatlı.hala fotoğraflarını takip ediyorum.kardeşimle aynı isimde olması çok hoşuma gitti.umarım o da benim kardeşim gibi tatlı,sevecen şen şakrak olur.sevgilerimle.fatih'e selamlar
Esra ÇETİNOĞLU eklemiş.
| 25 Mayıs 2009 Saat
17:35