|
Oktay EKİNCİ
Doğu Anadolu’nun “denizi” sayılan Van Gölü’ndeki yegane balık “inci kefali”… Tarihten bu yana bölgedeki uygarlıkların “kutsal” kabul ettiği balığın Ahdamar Adası’ndaki ünlü kiliseyi bezeyen kabartmaları bile bin bir motifin arasında özel bir değer verilerek yer alıyor…
İnci kefalinin yumurtlama mevsimi ise bugünler, yani haziran ayı…
Gölün suyu sodalı olduğundan, dere ağızlarından içerilere girip yukarı doğru “ters yönde” yüzen balıklar, çağlayanları bile yine yukarılara doğru sıçrayarak aşıyor ve yavrularının yaşayabileceği temizlikteki yerlere yumurtalarını bırakıyorlar.
Böylece inci kefali yavrularını sodalı sudan etkilenmeden yaşamlarına başlayarak çağlar boyu Van Gölü’nün simgesi olmayı da sürdürmüş oluyorlar…
Kutsal balığın neslini sürdürmek için her yıl yinelediği bu kahramanca serüvenin başdüşmanları ise aynı derelerin ağzında “avlanmak” için bekleyen “martı”lar ve “insan”lar…
Dere ağızlarından içeriye giren balıklardan, ancak bu avcılardan kurtulabilenler yukarılara doğru kaçıp yumurtlayabiliyor. Böylece inci kefali giderek azalırken neslinin tükenmemesi için de özellikle insanları bilinçlendirmekten başka çare kalmıyor. Çünkü martılar genellikle birkaç balıkla yetinebiliyor: ama insanoğlu hiç “doymuyor”, avladıkça avlıyor…
ANTIK ‘GÜVENLİK’TELER
İşte bu katliama artık engel olmak için birkaç yıl önce başlatılan koruma projesinde en etkin güç “jandarma”…
Van Gölü’nün kuzeyindeki Erciş ilçesinde başlatılan jandarma korumasından öylesine başarılı sonuçlar elde edilmiş ki “Deliçay”ın göle kavuştuğu deltada düzenlenen “Doğa Parkı” artık bir avlanma alanı değil, inci kefali sürülerinin dereden yukarı kafileler halinde nasıl yüzdüklerini bile görebileceğiniz bir “seyir alanı” şeklinde…
Jandarma ise aynı parkta ve yine derenin yukarılarına doğru “stratejik” noktalarda sürekli nöbet tutarak, kefallerin yumurtlama alanlarına kadar “güvenlik içinde” yüzmelerini sağlıyor…
Bu pilot uygulama için Erciş’in seçilme nedeni ise en “insafsız” avcıların burada olmasından ötürü değil. Erciş aynı zamanda yörenin ünlü ozanı Emrah’ın kenti. Van Gölü havzasının tüm güzellikleri de ozanın hemen tüm deyişlerindeki, tarihin en sevdalı aşkına ilham kaynağı olmuş…
Ercişliler, “Emrah ile Selvi”nin destanlaşan aşkına öylesine saygı dolu bir bağlılık içindeler ki efsanevi sevgililerin heykelleri kenti süslerken biz de öğrendiklerimizi not etmek için “Emrah ile Selvi Çay Bahçesi”ndeki fıskiyeli havuzların yanında oturuyoruz.
Mimarlar Odası Van Şubesi Başkanı Şahabettin Öztürk, kentin hemen doğusundaki Çelebibağ semtinde Selçuklu dönemi yerleşim kalıntılarının ve mezarlarının bulunduğunu; 15. yüzyıldan kalma Kadem Paşa Kümbeti’nin yörenin en ünlü anıt eserleri arasında yer aldığını anlatırken sözü yine balıklara getirerek diyor ki; “İnci kefalini de avlamak yerine yaşatmak için çaba gösterenlerin başında Ercişliler geliyor…”
Sakın aynı balıkların Emrah ile Selvi arasındaki gizli aşka da “sır”daşlık yapmalarından ötürü olmasın?