|
Bundan tam elli yıl, yani yarım asır kadar önce Ahlat’ta iri kara gözlü esmer bir kız yaşardı. Ailenin altı çocuğundan beşincisiydi. Ergezen İlkokulu’nun son sınıfında okuyordu. Zeki, çalışkan, atak ve cesurdu, iri kara gözlü esmer kız… Ergezen İlkokulu’nu başarı ile bitirdi. Hali vakti yerinde olan ailesinin o sıralar durumu biraz sarsılmıştı. Yaşı ilerleyen babası artık eskisi kadar bol kazanç elde edemiyordu. Aydın ve ileri görüşlü olan babası kızını okutmak istemesine rağmen ekonomik nedenlerle biraz tereddüt ediyordu, ya kızımı okutamaz yarı yolda bırakırsam düşüncesiyle.
İri, kara gözlü esmer kız, ailesinin bu durumunu bildiği ve çok sağlıklı bir değerlendirme yapabilme erginliğine ulaşmadığı için, okuyup aileme destek olayım yerine, okuyarak aileme yük olmayayım düşüncesine ağırlık veriyordu. Kendisine yapılan, bu kadar zeki ve çalışkansın, okuyup bir meslek sahibi olmalı hayatını kazanmalısın şeklindeki telkinlere, “Amaann!.. Okuyup ta ne olacağım?” diyerek düşüncesini belirtiyordu.
Böylece, zeki ve çalışkan, gelecek için ümit vadeden o iri, kara gözlü esmer kız, tüm telkinlere karşın okumamayı tercih ediyordu.
Hayatından memnun yaşamını sürdürüyor, okul arkadaşları ise yurdun çeşitli yörelerindeki eğitim kurumlarında öğrenimlerini sürdürüyorlardı. Yıl sonu tatillerinde arkadaşlarıyla bir araya geliyor, neşeli dakikalar geçiriyor, anılarını paylaşıyorlardı. Ne zaman ki arkadaşları okullarını bitirip meslek sahibi oldular, işte o zaman gerçeğin acımasız yüzü ile karşı karşıya kalmaya başlıyordu. Buna paralel olarak ailenin günden güne ağırlaşan yaşam koşulları karşısında yavaş yavaş yapmış olduğu hayatının en büyük hatasının ağır bir faturası ile karşı karşıya olduğunu anlıyor, her gün biraz daha üzüntüsüne üzüntü katıyordu…
Aradan çok değil birkaç yıl geçmişti. Akranları, arkadaşları edindikleri meslekleri ile yaşamın zorlu yollarında rahatlıkla ilerlerken iri kara gözlü esmer kız, önündeki tek seçeneğin evlenmek olduğunu gün geçtikçe daha derinden hissetmeye başlıyordu.
İri, kara gözlü esmer kız da çocukluk döneminden ergenlik dönemine giriyor ve olaylara daha farklı bir açıyla bakma erginliğine de ulaşıyordu. Eline geçen fırsatı kaçırmış olmasının derin üzüntüsünün farkına varıyor, okumamasının ne denli bir yanlış olduğunu iyice kavrıyordu.
Kaçırdığı fırsatın ne denli önemli olduğunu vurgulamak için “keşke bir gözüm kör olsaydı da okusaydım” diye hayıflanıyordu iri, kara gözlü esmer kız.
İşte konunun en can alıcı noktası burada. Ne diyor iri kara gözlü esmer kız; “keşke bir gözüm kör olsaydı da okusaydım.” Bu söz öyle kolay söylenecek bir söz değildir. Hele bir gözünü feda etmek gibi ağır bir sorumluğun altına girmek ise her babayiğidin kolaylıkla söyleyebileceği bir söz olmadığı gibi, ancak yiğit insanların söyleyebileceği,
Duyulan derin bir teessürün sonucu söylenebilecek ağır sorumluluk duygusu ifade eden bir sözdür.
Nice yiğit kadınlar vardır yüzlerce erkek müsveddesini cebinden çıkarır. Ve nice erkekler vardır ki böylesine iddialı bir sözü ömürleri boyu kullanmak gibi bir erdemi akıllarının köşesinden bile geçiremezler. Bu yüzden değimlidir ki toplumumuzda okumayan, okuyamayan yada okuyup da ne olacağım düşüncesinde olanların sayıları milyonlarla gösterilmektedir.
İri kara gözlü esmer bir kız çıkıyor “keşke bir gözüm kör olsaydı da okusaydım” diyerek yüreğini ortaya koyabiliyor.
Bu sözleri söylediği dönemlerde bile okumaya başlamış olsaydı hiç kuşkusuz amacına ulaşabilecekti. Ancak bu kez gündeminde başka konular yer alıyordu. Genç kız olmuş, her genç gibi artık ailesine yük olmaması ve bir yuvaya sahip olması gerektiği aşamasana gelmişti
Evlendi, iki çocuğu oldu, biri oğlan, biri kendisinden daha da güzel iri kara gözlü esmer bir kız. İçinde kalan uhdeyi iri kara gözlü esmer kızını en iyi bir şekilde okutarak hayattan hıncını almaya azmetmişti.
İri, kara gözlü esmer kızın kendisinden daha güzel iri kara gözlü esmer kızı, şimdilerde tıpkı annesi gibi sınıfının en çalışkan, en zeki ve en parlak öğrencileri arasında yer alıyor. Ailenin tüm kaygısı bu kez cehalete yenik düşmeden, ne pahasına olursa olsun, iri kara gözlü esmer kızı okuyabildiği kadar okutabilmek.. Okusun da annesinin yüreğindeki sızıyı dindirebilsin… Okusun da aileye, ülkeye, insanlığa refahı getirsin, çağdaşlığın, uygarlığın kapılarını aralasın… Okusun da okuyamamak, okuma olanağını bulamamak gibi bir sorunu kökünden kazıyıp tarihin derinliklerine gömüversin. Okusun da kendisinden sonra gelecek olan kuşakların daha da ileri noktalara gidebilmelerine olanak sağlasın.
İri, kara gözlü esmer kız, siz okuyucularımıza çok uzakta değil, sizler onu tanıyorsunuz. Sizlere Ahlat Gazetesi’nin her sayısında Ahlat’tan haberler gönderiyor. Derslerinin yanı sıra bir de Ahlat için böyle bir misyonu üstlenmiş bulunuyor. O’nu internet sayfalarında da görmek mümkün.