AHLAT KÜLTÜR SANAT VE ÇEVRE VAKFI
Ana Sayfa > İZMİR’İN İŞGALİ VE KURTULUŞ COŞKUSU
İZMİR’İN İŞGALİ VE KURTULUŞ COŞKUSU

(Bir Milli Zaferin Destansı Öyküsü)

                                   Fehmi HASPOLAT-Hukukçu –Yazar        geçen sayıdan devam…


         O sıra İzmir Valisi Kambur İzzet Paşa, milli güçleri toparlayıp bir direniş başlatmamış,Babıâli Yönetimi’nin ciddiyetsizliği ve umursamazlığına o da uyarak hükümete yaranmak, ters düşmemek gibi bir çıkarın peşinde olmuştu. İzmir’n işgalini ciddiye almamış,hatta olayı duyuran Köylü Gazetesi’ne tekzip bile göndermiş;O da işi şayia ve ‘paranoya olarak değerlendirmişti.

         O günde günümüzdeki gibi emperyalizm yandaşı ve işbirlikçi basın gibi İzmir’in işgalini protesto etmiyor,Mondros Mütarekesi’ni savunan mütareke basını olarak işgali savunuyordu. 17Mayıs 1919 tarihli bu gazetelere bakıldığında bir vatan haini olan Ali Kemal’in başyazarlığını yaptığı İkdam Gazete’si işgalcileri protesto edeceğine onlardan işgalin Wilson prensiplerine aykırı olduğunu ,ifadeyle sanki işgalcilerden buna son vermeleri için iyiniyet, himmet bekliyordu.

             Yine  17Mayıs 1919 tarihli Vatan Gazetesi,”İşgale karşı çıkmayalım.” diye yayın yapıyordu.

            18Mayıs 1919 tarihli Alemdar Gazetesi Osmanlı Hükümeti,İtilaf Devletleri hakkında saygılı düşüncelerini korur .”diyerek işgal Komutanına ‘soylu”   diyecek kadar adileşiyordu.

              İzmir’den artık göç başlamış uzun sürecek bir Yunan mezalimi başlamıştı.  Türk Milleti İzmir’in işgalini derin bir elemle yaşamıştı. Kamu görevlileriyle  birlikte kendisi Yunan askerleri tarafından makamında esir alındığında:

         Ben valiyim;bana dokunamazsınız.”demesi, bir sonuç vermemiş, lâyık olduğu muameleyi görmüştü.İşgalciye karşı halkın direnişini önleyen bu mel’un vali,esir olarak  Yunan gemisinin ambarına götürülürken bile,yanındaki oğluna :“Oğlum Seyfi ,Zito,’Zito Venizelos diye bağır!” diyerek kurtulmak için Yunanlılara Türk yöneticisine yakışmayacak zilletlik içinde  utançlık  tablosu yaşatma hazzını veriyordu.( 4)

            Şehre giren Yunan kuvvetleri İzmir halkına çok kötü günler yaşattılar.Görülmedik bir vahşet yaşattılar. Mahallelere daldılar. Türk kadınlarının iffetine el atmaya başladılar.İzmir  büyük bir vahşeti ve işkenceyi yaşıyordu.Yakalanan askerlerimiz kurşuna dizildi. Kordonboyu karaya vuran cesetlerle dolmuştu.Yerli Rumlar da eski dostları(!) Türklerin evini basmaya başladılar. Yağma ve talan başladı. Karakolları basarak  polislerimizi boğazladılar. Limandaki Türk sandalcılar,balıkçılar zincirle bağlanarak denize atıldılar.Rumlar ve Yunanlı askerler,Türklere insanlığım kabul edemeyeceği Mehmet Akif’in deyimiyle tauna(cehennem)bile zül olan rezil bir istila başlatılmıştı.korkunç bir vahşeti yaşattılar.İşgal kuvvetleri çok geçmeden Fransızlar, Urla ve Foça’yı, İngiliz Birlikleri Uzunada ve Karaburun’u, Yunan birlikleri Yenikale’ye yayıldılar.

          Halk çaresizdi. Sahile Kordonboyu’na dökülmüş, şanlı mazisine yakıştıramadığı bu elim tabloyu  seyrediyor, tepki vermeyen komutan ve valiye derin bir nefret duyuyordu. Duruma katlanamayan Asıl adı Osman Nevres olan Gazeteci Hasan Tahsin 15 Mayıs 1919'da İzmir'e giren Yunan askerlerine ilk kurşunu sıkarak işgallere karşı silahlı direnişi başlattı. Ama düşmanın kahpe kurşunu ile hemen oracıkta Yunanlılar tarafından şehit edildi. 1973'te İzmir Konak Meydanı'nda Hasan Tahsin anısına İlk Kurşun Anıtı dikilmiştir.

            Ancak ne var ki İzmir’in işgali Türk halkını bilhassa Egelileri derinden sarsmıştı. Ege halkı sessiz kalamazdı. Kısa zamanda örgütlenerek Kuvayı milliye güçlerini oluşturdular. Egeli zeybekler silaha sarıldılar. Aralarından yiğit efeler çıkmaya başladı. Yörük Ali Efe Aydın civarında, Gökçen Efe, Çakırcalı Efeler, Demirci Mehmet Efeler, Demirci Kaymakamı İbrahim Ethem Bey gibi  cesur yürekli  bir çok yiğitlerimiz düşmana karşı büyük kahramanlıklar gösterdiler.  Tüm Ege halkı tehlikenin farkında idiler. Düşmana karşı silahlanmaya başladılar. Gerçek din adamları liderliğe soyundular. Bunlardan biri de milli birlik mücadeleye köstek değil destek olan gerçek   bir din adamı ve bir vatansever   Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi’dir.Bunlar sayesinde kuvayı milliye ruhu doğmuş,bu isimler kuvayı milliye ruhunun efsaneleşmiş kişileridir.

             Bunun yanında direnişe tepki veren  binlerce vatandaş, genç Maşatlık(Musevi Mezarlığı) mevkiinde toplanarak işgali  şiddetle protesto ettiler. Gençler Türk Ocağı’nda toplanarak bir gurup temsilciyi Vali İzzet Bey’e gönderdiler. Ama ne yazık ki Vali çoktan teslimiyeti sergilemişti.

 Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi, 13 Eylül 1861′de Denizli-Kayalık Mahallesi’nde doğdu. Babası, 1895 yılında Denizli Müftüsü iken vefat eden Osman Nuri Efendi’dir. O da Denizli’nin sayılı âlim ve müderrislerinden Veliyyüddin Efendi’nin oğludur. Türk Milli Mücadelesi'ne önemli katkıları olmuş olan bir Türk din adamıdır. İzmir, Yunan işgali altında iken Denizli’de 15 Mayıs 1919’da bir miting düzenlemiş ve “İşgal edilen memleket halkının silaha sarılması dinî bir görevdir” diye haykırıp, halkı ayaklandıran ilk kişi olmuştur. Ahmet Hulusi Efendi'nin çabası millî teşkilatlanmayı başlatmaktır. Bu çaba İstanbul Hükümetini tedirgin etti. Bu nedenle İstanbul'ca Denizli'deki bu millî hareketi engelleme girişiminde bulunuldu. Hulusi Efendi İstanbul hükümetin 1919`da Denizli Millî Heyetinin kaldırılması ve dağıtılması emrine karşı çıktı.

Ahmet Hulusi Efendi, 15 Mayıs 1919 günü tellallar ile halkı topladığı müftülük binasının önünde fetva veren Ahmet Hulusi Efendi şunları söylemişti:

“Muhterem Denizlililer!

Bugün sabahın erken saatlerinde İzmir, Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir.Bu tecavüze karsı hareketsiz kalmak,din ve devlete ihanettir,vatana karsı irtikâb edilecek cürümlerin Allah ve Tarih önünde affı imkansız günahtır.Cihad, tam manasıyla teşekkül etmiş dini farize olarak karsımızdadır.

Hemşehrilerim..!

              Karşımıza çıkarılan dünkü tebeamız,Yunan’a biz mağlup olmadık.Onlar öteki düşmanlarımızın vasıtasıdır.Yunan’ın bir Türk beldesini ellerine geçirmelerinin ne manaya geldiğini,

              İzmir’de şu birkaç saat içinde irtikap edilen cinayetler gösteriyor.Silahımız olmayabilir,topsuz, ,tüfeksiz sapan taşları ile de düşmanın karşısına çıkacağız. İstiklâl aşkı,vatan sevgisi,haysiyet şuurumuz ile kalbimizdeki iman ile mücadelemizin sonunda zaferi kazanacağız. Bu Uğurda canını verenler şehit, kalanlar gazidir.

            Bu mutlak olarak cihad-ı mukaddestir. Sizlere vatanımızı düşmanlara teslim etmenin çaresiz olduğunu söyleyenler, düşman esareti altında olanlardır. Onlar irade ve kararlarına sahip değildirler. Bu vaziyette onların emri ve fetuası alken ve şer`an caiz,makbul ve muteber değildir. Meşru olan münhasıran vatan müdafaası ve İstiklal uğruna cihaddır.

             Korkmayınız,meyus olmayınız,bu livayi hamid’in altında toplanınız ve mücadeleye hazırlanınız. Müftünüz olarak Cihad-i Mukaddes Fetuasını ilan ve tebliğ ediyorum.

           Elinizde hiçbir silahınız olmasa dahi üçer taş alarak düşman üzerine atmak suretiyle mutlaka fiili mukabelede bulununuz“,diyerek halkı direnişe davet ediyordu.

          Artık halkın kurtuluşa karşı inancı tamdı.Hiçbir güç,Türkün yurduna ve ismet-i haremine uzanan iğrenç eli uzaklaştırmanın önüne geçemezdi.Ahmet Hulusi,Balıkesir’deki Gafur Hoca  gibi birçok gerçek Müslüman din adamı kuvay-ı milliye’yi oluşturmada değerli çaba harcadılar,

           İzmir’in işgali.Türk milletini olduğu kadar dost milletleri de etkilemişti. O günlerde başta Hint Müslümanları olmak üzere mazlum sömürge  milletlerinin gözü Anadolu’daki Kurtuluş mücadelesine odaklanmıştı.Milli kurtuluşumuz için yüzükleri, çocukları satıp Anadolu halkına yardım eden Hintliler zafer  günümüzü dört gözle bekliyorlardı.Yardım gönderenlerin arasında  Buhara Cumhuriyeti de vardı. Buhara Cumhuriyeti maddi yardımların yanı sıra,altın ve gümüş kaplamalı üç kılıç da göndermişti. Bunlardan biri Mustafa Kemal’e,biri İsmet İnönü’ye, üçüncüsü ise İzmir’e ilk girecek komutana verilecekti.

            Sakarya Meydan Muharebesi zaferiyle  26Ağustos1922 de başlayan Büyük taarruz, İzmir’in kurtuluş müjdecisi olmuştu.Artık“Ya istiklal ya ölüm! kararı verilmişti. İzmir, mutlaka  alınacaktı. Büyük Komutan Mustafa Kemal,Afyon’da  “Hattı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O  satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz. Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir.İleri ”komutuyla, Büyük Taarruz’un stratejisini belirleyen eşsiz, efsanevi komutan Mustafa Kemal İzmir’i de mutlaka kurtaracaktı.

              Vatanseverlere büyük ve onurlu bir milli haz verecek İzmir’in kurtuluş gününe gitmeden   gelin dikerseniz  bu zaferi hazırlayacak başlangıcın Büyük Taarruza ,Taarruzun büyük heyecanına bir göz atalım:         

              Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün  dahi bir komutan olarak Büyük taarruzu kumanda etmiştir. Bu başarıda tarih ve coğrafya bilgisi, savaşacağı araziyi en ince detaylarına kadar incelemesinde ne kadar titiz ve detaycı olması başarısında  büyük bir faktördü. Büyük Kurtarıcı Mustafa Kemal Atatürk’ün o eşsiz dehasını, savaşı nasıl kazandığını gösteren bir olayı Ahmet Niyazi Banoğlu, şöyle anlatmaktadır:

            Sakarya müdafaa hattının tayin ve tespitini de doğrudan doğruya bizzat kendi yapmıştı. 23 Ağustos 1921’e tekaddüm eden(öncesinde) günlerde bu müdafaa hattının tayin ve tespiti için cephe merkezine tesadüf eden -Polatlı’nın 30 kilometre kadar cenubundaki(güneyindeki)- Yıldıztepe’ye gitmiştik. Atatürk haritayı araziye tatbik ettiği sırada, yanında bulunan Erkanı Harbiyeyi Umumiye Reisine;

-Paşa dedi, arazi bizi aldatıyor. Cephenin sol cenahını(taraf-kanat) tayin edebilmemiz için İnli Katrancı’ya gitmemiz lazım. Kalktık gittik. Orada arazi vaziyetini görünce, hiç unutmam, sağ eliyle şakağını avuçlayarak:

-Allah bizi buraya gönderdi... dedi.

Haklıydı. Çünkü, arazi ancak buradan, olduğu gibi görünüyordu.

           İnli Katrancı’da akşama doğru avdette(dönüşte) ata binerken birdenbire başı döndü,

                                                       devam edecek…

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Lütfen Cevaplayın
9 artı 1 kaçtır? 

Ara
DURUM Temmuz 2010
Bitlis'te bulunduğunuz ilçede belediye hizmetlerinden memnun musunuz?
Evet
Hayır
Ehh işte
Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı - AHLAT GAZETESI
®© 1993-2008 Ahlat Gazetesi Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı Yayın Organıdır.
AHLAT GAZETESİ’nde yayımlanan yazılardan imza sahipleri sorumludur. Her türlü yazı ve makalelerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kısmen veya tümüyle yayınlanamaz. AHLAT GAZETESİ’nin Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı dışında hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

iletişim : i_nalbantoglu@yahoo.com