|
Fehmi HASPOLAT geçen sayıdan devam…
Fakat Yüzbaşı Şerafettin Bey, bunlarla ilgilenmedi,Birliklerine:”İleri” emri vererek İzmir’e girmek için acele davranıyordu. Atını değiştirdi,Konak’a doğru dört nala gitmeye çalışıyordu. Ancak O, bu yaranın acısına aldırış etmemiş,ileri harekete devam etmişti. Şerafettin Bey Süvarileriyle saat 9.30da Halkapınar mevkiine geldiler; Tuzakoğlu Fabrikası yakına geldiğinde kurulan tuzaktan açılan ateşle karşılaştılar.Şerafettin Bey:”At İn !” emri verdiyse de 4 askerimiz oracıkta şehit olmuştu.Bunlar:Konyalı Ahmet,Akşehirli Hakkı,Avanoslu Ahmet,Balkan göçmenlerinden Bergamalı Veyis,onlar şimdi.Yüzbaşı Şerafettin Bey, anılarında,“Hepsinin gözü açıktı.İzmir’e dönüktü!”diyor.Onlar,şimdi Halkapınar mevkiinde üzerinde Türk milletinin namus telakki ettiği vatan anlayışının felsefesini ifade eden, üzerinde ‘Vatan ve Namus” yazılı abidenin altında hakkın rahmetine kavuşmuş o karhama şehitlerimiz Büyük Taarruzda İzmir’e yürüyüp şehit düşenler ,İzmir’in kurtuluşunun sevincini yaşamadan aramızdan ayrıldılar.Onlar şimdi kutsal bildikleri vatanı kurtarmanın verdiği şehit olmanın mutlu ebedi uykusunda yatıyorlar.Üzerinde sadece “Vatan ve Namus” yazılı bu abidenin ifade etmek istediği anlamı, vatan ve millet değerlerinin yıpranmaya başladığı günümüzde her Türk’ün mutlaka gidip görmeleri,bilhassa aymazlık içinde olanların titreyerek gaflet uykusundan uyanmaları gerekir.
9 Eylül 1922 Cumartesi saat 11.00; Türk Süvarisi İzmir'e girmiş ve Konak'ı zapt etmiştir. Teğmen Ali Rıza ve bir erle hükümet konağının merdivenlerini yıldırım hızıyla adımlayan Binbaşı Şerafettin Bey, ikinci kattaki balkonda duran Yunan Bayrağı'nı indiriyor, yerine Türk Bayrağı'nı çekiyordu. Halk coşku içinde özgürlük türküleri söylüyor, artık ulusal kahramanını, Mustafa Kemal Atatürk’ünü bekliyordu.
İzmir’e giren öncü süvarileri,diğer birlikler takip etti.Binlerce süvari kılıç çekmiş bir halde Kordonboyu’nu dolduran Yunanlı askerler, Rumlar,göçmenler, Ermeniler vatandaşlarını korumak için İzmir Limanı’ndan karaya çıkmış olan İngiliz, Fransız, İtalyan askerleri ile ağlayan, bağıran, kurtulmaları için dua ediyorlar, bu sırada muzaffer Yahya Kemal’in :
Şimşek gibi atıldık bir semte yedi koldan
Şimşek gibi Türk atlılarının geçtiği yerden
Diyen Akıncılar manzumesinde belirttiği gibi Türk askerleri Kordon’a doğru şimşekler gibi yürüyordu.Bu süvari birliklerinin Atların seslerinden Yahya Kemal’in Akıncılar manzumesinde belirttiği şimşekler misali nal seslerine, minarelerden yansıyan kurtuluşu nasip eden Allah’a şükran duygusunu ifade eden sala seslerinde oluşan uhrevi bir atmosferde kurtuluşu kutlayan maşeri bir kalabalığın sesleri duyuluyordu.Türk süvarilerinin nallarının şakırtısından duyulan bu şimşek sesleri içinde Türkler sevinç gözyaşları döküyor,attıkları sevinç çığlıkları İzmir’i inletiyordu. İzmir’in kurtuluşunun için yarattığı, sevinç duygu seli her tarafa yayılıyordu.
İzmir Türk askerlerinin ve Kuvay-ı milliye güçlerinin efelerinin kahramanlığı ile elbette kurtulacaktı. Sadettin Akatay’ın Erzurum Bar manzumesinde :
Doğunun sınır taşı,Erzurum’un Dadaşı,
Efesi var İzmir’in,eğilmez başı !
Bu dizelerde İzmir’in efesinin yurdun işgaline izin vermeyeceğini ifade etmemiş miydi? Dizelerde belirtildiği gibi emperyalizmin Türkün vatan ismet-i haremine toprağına,canına, malına karşı üzerine sürdürdüğü Yunan palikaryasının işgaliyle Türkün başını eğdirtmeyecekti. Nine Hatun’un galeyanıyla Erzurum’u Ruslara karşı savunan Dadaşlar gibi Egenin Efesi de kurtuluş muştusunu(müjde) önceden vaat ediyordu.
Ve yine
Türk’le oynamayın gelmez şakaya
Bugünkü yurdunuz bizden bakaya
Uyan be ey gafil, düşme hataya
Rum’u Türk oğlunun dengi mi sandın!”
Dursun Yaşa
Şairimiz bu dizelerle Dursun Yaşa Türkün güç ve kudretini anlamamış aymazla uyarmıştı. İzmir’n kurtuluşu, Anadolu’nun kurtarılması demekti.Bu Kurtuluş gününde Ankara, İstanbul sokaklarında yürüyen süslü bir o kadar mağrur hanımefendiler, beyefendiler, gençlere bir televizyon programında uzatılan mikrofonda “9 Eylül 1922 tarihi size neyi hatırlatıyor?”sorusuna “İzmir’in Emperyalizmden ya da daha kısası İzmir’in Kurtuluş Gününü” diye cevap veremediler. Bir öğretmen olarak dehşete kapıldım,çok üzüldüm!Bu durum eğitimimiz adına üzücüdür. Batı taklitçiliği peşinde koşmaktan başka bir amaç ve çabası olmayan bu zavallılar kendi tarihlerini bilmiyorlar! Oysa okullarda öğrencilerimize bunları çok öğrettik. Ama Ne fayda! Muhakkak ki, vatan ,millet sevgisini köreltmeye yönelik milletin beynini yıkan ABD ve AB’nin medya paketleriyle yönlendirdiği medya, bu bilgileri hafızalardan, beyinlerden silmiştir.
İşte batı emperyalizminin ve onun ‘demokrasi aldatmacısı düşünce kurumu NED’in yönlendirdiği milyarlarla beslediği Project Democracy’ le yönlendirdiği kimi “Sivil toplum kuruluşlarının psikolojik savaşındaki beyin yıkama çabasının emperyal …. devam edecek…