|
“Son Nefesime Kadar Vatana Hizmet”
Fehmi HASPOLAT-Hukukçu Öğretmen
Kâmran İnan, parlamenterlik dönemini noktaladıktan sonra bir köşeye çekilip dinlenmek pasif gibi pasif bir yaşamı tercih etmedi. Emeklilik diyeceğimiz hayatının bu döneminde de aktif siyasi faaliyetini sürdürmeyi yeğlemiştir. Önceki yıllarındaki gibi ülke sorunlarına hassasiyetten kaynaklanan sorumluluk alışkanlığını terk etmemiştir.Uzun olmasını dilediğimiz ömrünün bu günlerinde de önceki dinamizmini aynı tempoda sergilemekte,vatan ve millete hizmet için elinden gelen çabayı esirgememektedir.Asil karakterinin ayrılmaz bir yönü olan mili ruh hassasiyetindeki vefa duygusuyla, ülke sorunlarına karşı duyduğu sorumluluğunu aktif bir şekilde yansıtıyor.Sayın İnan, parlamenterlik dönemindeki aktif siyasi performansından bir şey kaybetmemiş görünüyor.
Yaşlılık günleri, Sayın İnan’ın yüreğindeki vatana karşı yüksek hizmet şevki heyecanını bir an olsun bile yavaşlatmamıştır.Asil bir ruhun dimağına nakşettiği duyarlılık, ülke siyasetinde yaşanan siyasi gelişmeler karşısında duyduğu endişeler, emeklilik döneminde bile O’nu rahat bırakmamış,sorunlar karşısında O’nu milli çözümler aramaya zorlamıştır.Yaşlı görünen bu feyizli ömür, vatana,Cumhuriyet’e,millete hizmet yolunda her zamanki şevkini sürdürüyor.Ruhundaki aktif hizmet dinamizmi, bu asil insanı, vatana hizmet, Cumhuriyete sadakatte sorumsuz,pasif aydınların örnek alması gereken üstün bir fedakârlığın timsali haline getiriyor.
Sayın İnan,ülkede oluşan siyasi konjonktür karşısında duyduğu rahatsızlığı,üzüntü ve kaygılarını her fırsatta dile getiriyor.Demokratik hayatta yaşanılan siyasi ve ekonomik krizler karşısında, ülkenin içine düştüğü istikrarsız ortamın bir an önce ortadan kalkması için çaba gösteriyor. Yaşının hayli ilerlediği bu hayat döneminde bile, yeni siyasi oluşumlarda lider olma gereği duymuştur.Bu nedenle yakın geçmişte‘Milli Egemenlik Hareketi’ siyasi oluşumunun liderliğini-koordinatörlüğünü yapmış, bu hayırlı hizmette çevresine, kendisi gibi Cumhuriyete bağlı vatansever, gönüllüler grubunu toplamıştır.Böylece dinlenmeye muhtaç bu günlerinde de vatana hizmet meş’alesini elinden bırakmamış,ömrü oldukça da bırakmayacaktır. Zira İnan,“Son nefesime kadar vatana hizmet edeceğim.”diyor.Ne yazık ki,bu asil ve temiz niyeti yanlış yorumlanmıştır.Sayın İnan, yurt ve millet sorunlarının çözümü yolunda hemen her gün çeşitli tv kanallarında,medyada ,konferanslarda gibi çeşitli platformlarda konuşarak nefes tüketmektedir.Sayın İnan,çok önemli bir faaliyet olan ‘Hukukun Üstünlüğü Harekâtı’nda da yer almıştır.
“Vatanı yiyen,yemek isteyenler kadar seven,kavgasını verenlerin olmasını hep istemiş,temenni etmişimdir.
Hepimiz vatana borçluyuz;bazı hayırsız evlatların borcunu tanımaması borcunu tanımaması bir şey değiştirmez.” diyen kendisinin bu veciz sözleri, Sayın İnan’ın her faninin ömrüne sığdırmayacağı asil ruh ve karakterindeki vatana hizmet aşkını Cumhuriyet’e sonsuz sadakatini yansıtıyor.O nedenle,millete hayırsız evlatların örnek alacakları Kâmran İnan’ı bir mefkurenin cevheri olarak görülmelidirler.Sayın İnan,Cumhuriyetin korunup kollanmasında, zaman zaman tökezleyen demokratik düzende çare arayan gönüllere daimi bir rehberdir. Devlet,siyaset,diplomat birikimiyle ülkemizde gerçek demokrasinin yerleşmesinde, yaşatılmasında her zaman bir umuttur,tesellidir. Sayın İnan’ın vatan ,millet ,demokratik laik Cumhuriyet düzene sunduğu yapmak bu asil gayretleri, nasıl yorumlanırsa yorumlansın, kendini adamış bir gönlün sorumluluk gayretini engelliyemeyecektir.
Gördüğümüz ve inandığımız odur ki,Sayın Kâmran İnan, devlet-siyaset adamlığı, diplomasi birikimiyle bir cevherdir. Cumhuriyetin kollanmasında, milli bağımsız,onurlu Türk dış politikasının yürütülmesinde,çözüm arayanların danışacağı bir bilgedir,kadri iyi bilinmeli, yararlanılmalıdır.Kendisiyle gurur duyduğumuz bu bilge şahsiyet,soyadı gibi inandığı Cumhuriyet felsefesine yönelecek tehlikede, âdeta bir milli zırh durumundadır.Ümitsizliğe düştüğümüz günlerde vatana,millete hizmete aşina bu asil vatan evladı, milletimiz için bir şanstır.Millet bu şansını kullanma fırsatını kaçırmamalıdır.
Sayın İnan,geçmişindeki gibi ömrünün bu ilerleyen bu yıllarında da Türkiye aleyhtarlığı gelişen dış politikasında da sesini yükselterek gerekli uyarılarda bulunma hassasiyetini sürdürüyor;dış politikada olması gereken ”hayır” diyebilen bir diplomat sesini duyurmaya devam ediyor.Asılsız Ermeni taleplerine olumlu bakan, parlamentolarında sözde “Ermeni soykırımı” kararları alan ülkelere karşı gereken tepkiyi vermekte gecikmemiştir, Sayın İnan’nın meşhur kendi ifadesiyle “Hayır diyebilen” dış politika tavrını şahsında sergilemiştir. Sözde“Ermeni soykırımı” tasarısını kabul etmekle yetinmeyip,İsviçre örneğinde olduğu gibi“Ermeni soykırımı yoktur” diyenleri cezalandırmak isteyen Fransa’ya karşı,onlardan aldığı ‘Legion d’honneur’un en üst derecelerinden olan ‘Commandeur’un nişanını iade etmiştir.
devam edecek…