|
Fehmi HASPOLAT-Hukukçu Öğretmen
Bunun yanında ayrıca Milli Egemenlik Hareketi Koordinatörü olarak 1915 Ermeni Olayları hakkında, yurtdışında Ermeni lobilerinin, Türkiye aleyhine yürüttükleri kampanyalara karşı, Milli Egemenlik Hareketi Koordinatörü olarak harekete geçip tepki vermiş,ilgililere sunulmak üzere bir mektup yazarak, bu konudaki hassasiyetini şu mesajı dile getirmiştir:
“Ülke içi ve uluslararası alanlarda ortaya çıkan gelişmeler çerçevesinde oluşan tehditleri yakından izlemek amacıyla kurulmuş bulunan bir Türk siyasi eylem gurubunun kurucu başkanı sıfatıyla, dikkatinizi, kongre ve ABD yönetimi içinde bazı lobi gruplarının yürütmekte oldukları Türkiye karşıtı ve ister istemez, ABD-Türkiye ilişkilerini olumsuz yönde etkileyecek faaliyetlerine çekmek istiyorum.
Diğer ülkelerle ilişkilerde Türk dış politikasının temel ilkelerinin, sürekli şekilde karşılıklı saygı ve iç işlerine karışmamaya dayandığı gerçeğinin öncelikle altını çizmek isterim. cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk`ün liderliğinde Türk halkınca bağımsızlık için yürütülen çok uzun ve meşakkatli bir mücadele sonunda 1923 yılında kurulmuş bulunan bugünkü Türkiye cumhuriyeti bu ana ilkeden hiç bir zaman sapmamıştır.
Türkiye’nin ABD ile ilişkileri gerek Türk halkı gerek iktidardaki siyasi partiler açısından, öteden beri, hiç değişmeyen bir şekilde büyük önem taşımıştır. Türkiye aleyhinde, özellikle sözde `ermeni soykırımı` gibi, mesnetsiz ve tarihi gerçeklere ters düşen iddialar taşıyan karar tasarıları veya yasaları kabul edecek bir ABD kongresi milyonlarca Türk`’ün zihninde esef verici izler bırakacak ve ikili ilişkilerimiz üzerinde olumsuz etkiler yapacaktır.
Zihnimizde tutmamız gereken husus, genelde dünyanın, özelde Türkiye ve İsrail gibi ABD’nin önemli dost ve müttefiklerinin içinde bulundukları bölge, zaten ulusal ve uluslararası bağlamda çözüme kavuşturulmayı bekleyen, pek çok ekonomik ve siyasi sorunlarla karşı karşıya iken, yenilerini yaratma lüksüne sahip olmadığımız gerçeğidir.”
Milli Egemenlik Hareketi Koordinatörü Kâmran İnan
Sayın İnan,bunların yanında Türkiye’ye için üzücü iç ve dış gelişmeler karşısında emeklilik dönenlerindeki diğer önemli aktif siyasi faaliyetlerini gözlemlemekteyim.Bunlara da kısaca şöyle değinme gereği vardır.
Sayın İnan, bir grup aydın (!) tarafından başlatılan `Özür Diliyoruz` kampanyasına karşı, birçok emekli büyükelçilerin yayınladıkları bildiriye kendisinden beklenen tepkiyi de verdirmiştir. Ankara`da yaşayan emekli Büyükelçiler, Ankara Palas`ta bir araya gelerek, 1915 olaylarına ilişkin olarak Ermenilerden “Özür Dileme “ gibi bir adımın `Türk tarihine saygısızlık olacağını` vurgulayan Mehmet Ali İrtemçelik ile MHP Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı ve Dışişleri Bakanlığı eski Müsteşarı Nüzhet Kandemir arasına Sayın İnan’da de katıldı. Eski Büyükelçi KayaToperi, bildiriden bilgi sahibi olan emekli büyükelçilerin imza kampanyasına katılmaya devam ettiklerini belirterek, “Ermeni terörüne kurban verdiğimiz meslektaşlarımızın anıları hala tazeliğini korumaktadır. Bir çok şehit arkadaşımızın naşını kucaklarımızda taşıdık.Bu vesile ile söz konusu kampanyaya katılanlara Atatürk`ün büyük Nutku’nda “…binlerce çaresiz ve suçsuz Ana ve çocukları işkence ile öldürmüşlerdir. Tarihte benzeri görülmemiş vahşeti yapanlar Ermenilerdi` beyanını anımsatmak isterim” diyerek ‘Özür Dileme’ bildirisine yaklaşık 60 emekli büyükelçi ve diplomatın destek vermeleri takdire değer, yerinde milli vefa duygusunu dile getiren güzel bir karşı cevap oluşturmuştu.
KÂMRAN İNAN ‘MİLLİ EGEMENLİK HAREKETİ’NDE
2007 yılına yaklaşıldığında ülkede ulus-üniter devlete karşı olumsuz gelişen demokratik durum karşısında ‘Milli Egemenlik Hareketi’ denilen toplumun hemen her kesimini kucaklayacak yeni bir siyasi oluşum başlatma gereği duyulmuştu. Ülke sorunlarına bitmez bir şevk ve sorumluluk duyan ve siyasi gelişmelere kayıtsız kalamayan Sayın Kâmran İnan, bu oluşumun içinde aktif rolde idi; hatta liderliğini yapıyordu. Ülkede kaosa dönen demokratik ortamda yeni meşru siyasi çözümler üretme faaliyetinden başka hiçbir amacı olmayan bu faaliyet,merkezde duyulan boşluk bir boşluk üzerine yeni bir siyasi Parti Kurma Kararı almış,ancak bu karar hayata geçirilememişti.
Lozan Antlaşması’nın imzalanmasının 85. yıldönümü olan 2007’de Ankara`da toplanan Milli Egemenlik Hareketi eşgüdüm kurulu, seçimlere de katılabilecek bir siyasi parti kurma çalışması başlatılması kararı alan bu oluşum adına Kâmran İnan, tarafından kamuoyuna şu açıklamayı yapmıştı:
“Cumhuriyetimizin, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti niteliğimizin, üniter yapımızın ağır iç ve dış tehditler altında olması nedeniyle ilk kez 12 Mart 2006 tarihinde bir araya gelen ve 16 Mart 2006 tarihinde kuruluşunu kamuoyuna duyuran Diyalog Grubu, 14 Ocak 2008 tarihinde daha geniş katılımla Milli Egemenlik Hareketi`ne dönüşmüştü.
devam edecek…