|
M.Kemal GÜNDOĞDU
Bitlis’in ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu bilinmemektedir. Ancak efsaneye göre Makedonyalı İskender‘in (İ.Ö.356-323) Doğuya doğru vaki istilası sonucu, geçmekte olduğu bu dar ve derin vadiyi beğenip sevmesi üzerine kumandanlarından Batlis’e verilen bir talimatla inşa edilen kale ve çevresinde oluşmaya başlayan gelişme, kaynaklara göre, Bitlis’in nüvesini oluşturmuştur.
6970 km. kare yüzölçümüne sahip Bitlis, adının verildiği akar suyun açtığı dar ve derin bir vadide deniz seviyesinin 1450 metre yükseklikte yeşillikler içinde kurulmuş, Doğu Anadolu’nun dağlık bölgelerinden bir kısımdır.
Yine efsaneye göre, Bitlis adı, adı geçen Batlis’e izafe edildiği merkezindedir.
İskender dönemini müteakip Selefkiler yönetimine giren Bitlis, zaman zaman Roma İmparatorluğu’yla, İran’da hüküm süren Sasani’lerin yönetimine girmişse de Roma İmparatorluğu’nun 395 yılında ikiye ayrılmasıyla Bitlis, Doğu Roma’nın sınırları içine girmiştir.(395-1453)
610 yılında Arap Yarımadası’nda dünyayı aydınlatan İslamiyet’in doğmasından sonra Kuzeye doğru başlayan ilerleme ve genişleme sonucu Bitlis, Hazreti Ömer devrinde (634-644) İyaz bin Ganem tarafından 641 yılında fethedilerek İslam Devleti’nin bir parçası haline geldiyse de, Doğu Roma ile İslam Devleti arasında birkaç kez el değiştirdi. Bu el değiştirme, Emevi halifelerinden ve Mervani kolundan gelen 7. Halife Abdullah bin Mervan devrinde (685-705) kardeşi Muhammet bin Mervan tarafından Bitlis, El Cezire topraklarına bağlandı. İleriki yıllarda özellikle Abbasiler döneminde (750-1258) Diyarbakır’a hükmeden Hamdanilerle (905-1004) Mervanilere (990-1096) bağlı olarak yönetilen Bitlis, 10. yüzyılda Doğu Roma ile Mervani’ler arasında sınır kenti olarak varlığını sürdürdü.
1047 yani 11. yüzyılda baş gösteren Türkmen akınlarının Bitlis yöresine varması sonucu şehir, her ne kadar Selçuklu Devleti’nin hakimiyetine girdiyse de, yönetim yine Mervani’lerdeydi. 1084 veya 1085 tarihinden itibaren Bitlis, Alparslan’ın oğlu Melikşah döneminde (1055-1092) tam tekmil Büyük Selçuklu Devleti’nin yönetimine girdi.
26 Ağustos 1071 tarihi zaferin kumandanlarından biri de Alp Tekin Mehmet’tir. Kumandan Mehmet, Melikşah tarafından Beylikle taltif edilerek, Büyük Selçuklu Devleti’ne tabi Dilmaçoğulları Beyliği Bitlis merkez olmak üzere 1085 yılında kuruldu. Beyliğin sınırları genişleyerek Erzen (Garzan) Dilmaçoğulları’nın yönetimine girdi.
Mehmet Bey’den sonra yerine geçen oğlu Togan Arslan 1104 yılında ilkin Anadolu Selçuklu Sultanı 1. Kılıçarslan’a (1092-1107) bir müddet sonra da Ahlatşahlar’ın (1100-1208) kurucusu Sökmen El Kutbi’ye (1100-1111) bağlanınca, Bitlis’de El Kutbi’ye bağlanmış oldu. Ancak, Dilmaçoğulları Beyliği (1085-1394) kısa bir zaman diliminde bağımsız kaldıysa da Mardin Artuklu Emiri Necmettin Ilgazi’nin yönetimine girince Bitlis’te Artuklular’ın denetim alanına girmiş oldu. Bu denetime asla rıza göstermeyen Ahlatşahlar’dan Emir İbrahim, 1124 yılında Bitlis’i kuşattıysa da kuşatma sonuçsuz kaldı. Ancak, Ahlatşahlar’dan Betkemur 1192 yılında Bitlis’i işgal etmekle Dilmaçoğulları Beyliği’nin Bitli Kolu son bulmakla Dilmaçoğulları beyliği sadece Erzen (Garzan) ve civarına inhisar eder oldu.
Sene 1209, Bitlis Eyyubiler’in (1171-1462) yönetimine girdi. Ancak, Celalettin Harzemşah, Doğu Anadolu ve Eyyubiler’e saldırınca Eyyubi’ler Anadolu Selçuklu Sultanı 1. Alaettin Keykubat’la yaptıkları ittifak sonucu oluşan savaşta Celalettin Harzemşah 10 Ağustos 1230 yılında Erzincan yöresinde Keykubat’a yenildi. Böylece Bitlis, Anadolu Selçuklu Devleti’nin sınırları içine girdiyse de bir müddet sonra Bitlis tekrar Eyyubiler’in hakimiyetine girdi. Bu sefer de Doğu’dan sürüp gelen Moğol istilası 1231 yılında Bitlis’i işgal ederek büyük çapta tahribat yaptı. Bu tablo karşısında harekete geçen 1.Alaettin Keykubat, Kemalettin Kamyar kumandasında hazırlatmış olduğu ordunun harekete geçmesiyle Bitlis, Ahlat, Adilcevaz ve Van Anadolu Selçuklu Devleti’nin sınırları içine girdi.(1232) Moğollardan tamamen temizlenen Bitlis, rahat bir nefes aldı. Bu arada Moğollarca tahrip edilen tarihi Bitlis Kalesi de onarıldı.
14. yüzyılda Şeref bey oğullarının yönettiği Bitlis, 1460 yılında Karakoyunlular’ın Beyi Cihan Şah tarafından işgal edildi. Ancak Karakoyunlular 1467 yılında Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan tarafından ortadan kaldırılınca Bitlis Akkoyunlular’a tabi oldu ve Bitlis Beyi İbrahim Akkoyunlular tarafından tutuklandıktan sonra idam edildi. 29 yıl süren Akkoyunlu yönetimi 1494 yılında İbrahim Bey’in oğlu Muhammet tarafından sona erdirildi. Muhammet Bey 1497 yılında vefat edince küçük oğlu İbrahim babasının yerine geçti. Fakat ne var ki, amcası oğlu Emir Şerif karşı çıkınca İbrahim Safevi Şahı Şah İsmail’den 1499-1523) yardım istedi. Ancak bu istek Şah İsmail’in Bitlis’i İran’a bağlamasıyla noktalandı.
Tarih 23 Ağustos 1514 Çaldıran Meydan Savaşı’nda Yavuz Sultan Selim’in (1512-1520) Safevileri (1502-1737) yenmesiyle ortaya ayrı bir tablo çıktı. Bu tablo İdris-i Bitlisi’nin gayretleriyle yerel beyler Devlet-i Aliye-i Osmaniye’ye bağlandı. Bu dönemde Bitlis, Halit Bey’in yönetimindeydi.
devam edecek…