AHLAT KÜLTÜR SANAT VE ÇEVRE VAKFI
Ana Sayfa > KÖPRÜLER KENTİ BİTLİS...
KÖPRÜLER KENTİ BİTLİS...

M.Kemal GÜNDOĞDU                                               geçen sayının devamı…

Halit  Bey İran yanlısıydı, susturuldu ve yerine Osmanlı’ya bağlılığı Kanuni döneminde de sürdü. Ancak Azebaycan’ın İranlı Valisi Ulam, Kanuni’ya  bağlılığını beyan etmekle beraber Bitlis Emiri Şeref Bey’e karşı entrikalar çevirerek Bitlis üzerine yürüdü. Şeref Bey, İran’a sığındı,(1533) olaya müdahale eden  İran, Ulam’ı’ püskürttü. Bu olay üzerine Şeref Bey, Şah Tahmasp tarafından Han unvanıyla Bitlis Beyliğini sürdürdü. Fakat İran ordusunun geri çekilmesiyle  Ulam tekrar Bitlis’e saldırdı. 4.Şeref Han yenilerek yaşamını yitirdi. Yerine oğlu Şemsettin Bitlis Beyliğine getirildi ve Haziran 1555 yılında Safevi’lerle yapılan Amasya antlaşmasıyla Bitlis kesin olarak Devlet-i Aliye-i Osmaniye’ye bağlanmış oldu.

19. yüz yıl başlarında Osmanlı Sırplar’ın ayaklanmasını bastırmakla uğraşırken, fırsatı ganimet  bilen Safevi’ler, 1 Haziran 1555 tarihli Amasya antlaşmasını tek taraflı ihlal ederek yine Anadolu’ya saldırarak Bitlis’i de işgal ettiler. Kış nedeniyle savaşa verilen ara, 1822 yaz mevsiminde ikinci bir saldırıya yeltenen İran, beşgösteren kolera salgını nedeniyle işgalden vazgeçti. Bunun üzerine 1823’te Erzurum’da bir araya gelen Osmanlı-İran murahhasları arasında imzalanan  antlaşmayla savaş öncesi sınırlara uyuldu.

Özek olarak Bitlis, Artuklular, Eyyubiler, Selçuklular, Harzemşahlar, Moğollar, Karakoyun ve Akkoyunlular, Safeviler ve son olarak Osmanlı yönetimine girmiş bir eyalet merkeziydi.

19. YÜZYILDA BİTLİS

19. Yüzyılda Bitlis hakkında geniş bilgi, H.1310, M.1893 tarihli “ Salname-i Vilayet-i Bitlis” vermektedir. Şöyle ki:

1.Mülki taksimat yönünden Bitlis ikinci sınıf vilayet olup, Muş ve Siirt sancakları (vilayetle ilçe arasındaki idari bölüm) tüm bucak ve köyleriyle Bitlis’i bağlıydı.

Bitlis dere ve tepeleri, bağ ve bahçeleri ağaç ve meyvelerle tezyin edilmiş bir yerdir. Latif ve berrak suları, çağlayanları her taraftan akar, her köşesi ayrı bir sefalı gezinti ve eğlence yeridir. Bunun gibi bir nice güzellikleri insanları ferahlatır. Hava ve suyu itibariyle gerçekten hayat vermekle beraber Bitlis tam ve mükemmel emniyet ve asayiş yönünden de önem arzeder. (s.137-138)

2.Genel olarak Bitlis ve ilçeleriyle birlikte 202 karye (köy), 11.549 hane, 197 cami-mescit, (Bitlis içinde) 3 minare, 4 zaviye (küçük tekke), 5 hangah (derviş yeri),  5 tekye, Gökmeydan İhlasiye, Şerefiye, Hacı Bekiyye, Şeyh Ebu Tahir-i Kerdi, Gaziye, Şerefiye, Müezzinzade, Kuru Pınar (Kuru bulak), Hatibiyye, Yusufiyye gibi 24 medrese, 33 kilise, 1 Mekteb-i Rüştiye (ortaokul),  2 tüccar hanı, şehir içi ve çevresinde 15 yolcu hanı, şehir içinde 3 hamam, 1 gazino, 1334 dükkan ve mağaza, 26 köprü, 1 millet bahçesi (halen erkek sanat enstitüsü), 133 değirmen, 3 yağhane, 6 dabağhane, 3 gönhane, 2 mezbaha, 50 boyahane, 14 fırın, 15 kahvehane, 4 lokanta, 53 ilk ve sıbyan (çocuk) okulu, 1 matbaa vardır. (s.141)

3.Genel olarak vilayet içinde müteaddit mahallelere bölünmüş 7 kasaba, 2317 köy, 61734 hane, 747 cami-mescit, 110 medrese, 37 tekke ve zaviyeler, 13 minare, 11 hükümet konağı, 3 kışla, 3 depo, 1 evrak mahzeni, 5 Rüştiye mektebi, 15 kütüphane, 196 müslim erkek-kız ilkokul ve çocuk okulu (sübyaniye), 57 gayri müslüm ilkokul ve çocuk okulu, 186 manastır (keşiş evi) ve kilise, 34 han, 2762 dükkan, 908 değirmen, 40 fırın, 76 bezirhane, 1 gazino, 36 kahvehane, 54 boyahane, 15 dabağhane, 17 hamam, 5 lokanta, 1 tahta fabrikası, 100 bez ve kilim el tezgahı, 45 mamur ve yıkık kale, 104 köprü, 1284 ambar ve menfezler, şoseler ve pek çok çeşme mevcuttur.

4.Eski tarihi eserlerden olup yol boyunca hayır sahiplerince yaptırılmış olan hanlar, rahmetle anılmalarına vesiledir.

Bitlis’e bağlı Kermete denilen yerde han, hamam ve kale, çarşı enkazının bulunması, geçmişte Kermete’nin mamur bir kasaba olduğunun nişanıdır.

Güzeldere’nin Kot (Kotum) Köyü civarında bir harabe eserin mevcudiyeti, öncelerinde bir maden ocağı olduğu kanaatini vermektedir.

Rahva denen yerdeki büyük han, (El-Aman Hanı olup, restore edilen yer) içinde dükkan, cami, medrese ve hamamdan oluşur.(s:142-143)

5.Bitlis içinden akan nehirler dörttür:

a-Kosor Nehri. Duab mevkiinden çıkar ve şehrin ortasından akıp gider.

b-Ribat Nehri, Başhan civarından çıkar şehre varıncaya kadar Devlice,Por ve Papşin sularıyla birleşerek artar ve şehrin orta yerinde bu iki nehir birleşir.

c-Girbalzer (Altın Kalbur) suyu ise oldukça berrak bir su olup Cindo bağı suyuyla birleşip, şehrin sonuna doğru iki suyla birleşerek akar.

d-4. Nehir Merkez köyler olan  Sindiyan, Celikan ve Çüküs mıntıkalarından akıp Avih Mahallesinden geçerek diğer nehirlere karışır. Bu nehirlerin  birbirine karıştıkları yere daha önceleri (Habur-i Segir) denmişken, halen halk arasında Kithar denen yerde birleşerek akan Bitlis Çayı , birçok yerlerden geçtikten sonra Dicle Nehrine karışır.

MAARİF-MİLLİ EĞİTİM

Vilayet ve mülhakatında mevcut olan medreseler birçok müellif ve faziletli bilim adamları yetiştirerek,                             devam edecek…


Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Lütfen Cevaplayın
İstanbul'un fethi ne zamandır? 

Ara
DURUM Temmuz 2010
Bitlis'te bulunduğunuz ilçede belediye hizmetlerinden memnun musunuz?
Evet
Hayır
Ehh işte
Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı - AHLAT GAZETESI
®© 1993-2008 Ahlat Gazetesi Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı Yayın Organıdır.
AHLAT GAZETESİ’nde yayımlanan yazılardan imza sahipleri sorumludur. Her türlü yazı ve makalelerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kısmen veya tümüyle yayınlanamaz. AHLAT GAZETESİ’nin Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı dışında hiçbir kuruluşla doğrudan veya dolaylı herhangi bir bağlantısı yoktur.

iletişim : i_nalbantoglu@yahoo.com