|
Yaklaşık olarak 18 yıldır her Ağustos alının üçüncü haftasında “Ahlat Kültür Haftası” kutlanmaktadır. Bu etkinliği, birkaç Ahlat’lı yetenekli gencin desteğiyle Vakfımızın Başkanı Sayın İlhami NALBANTOĞLU başlatmıştır. Yedi yıl üst üste aralıksız olarak yedi gün süre ile o dönemde çevre hiçbir yerleşim merkezinde olmayan çok kapsamlı bir program uygulanmıştır. Gerçekleştirilen her etkinliğin bir kitabı çıkarılmış, pek çok sergi açılmış, bir o kadar da değişik kanallarda televizyon programı yayımlanmıştır. Bunların master kopyaları Ahlat Kültür Sanat ve Çevre Vakfı’nın arşivinde mevcut olduğu gibi Devletin ilgili birimlerinin arşivlerine de konulmuştur.
Program hazırlanırken iki ana başlık ön planda tutulmuştur:
1.Bilimsel yaklaşım
2.Sosyal, kültürel ve ekonomik yaklaşım,
Yedi gün olarak planlanan kültür haftasının bir tam günü bilimsel ve akademik çalışmalar için ayrılmıştı. Bu günde Ahlat’a davet edilen bilim insanları, akademisyenler, yazarlar, gazeteciler ve çeşitli meslekten saygın kişiler, Ahlat’ı masaya yatırmakta, gün boyu süren bilimsel tartışmalar, araştırmalar, tebliğler, sunumlar teker teker izleyenlere anlatılmaktaydı. Bunların kayıtları yapılarak daha sonra yazılı belge ve kitap haline getirilmeleri sağlanmaktaydı. Bu çalışmaların sonucu olarak 1990-1997 yılları arasında Ahlat ile ilgili olarak 7 eser yayımlanmıştır.
Bu bilimsel ve aynı zamanda ağır tempolu çalışmanın ardından bu toplantıya katılan kişileri günün önemini belirten, plaketler, şiltler ve değişik armağanlar sunulmaktaydı.
Programın ikinci ana başlığı ise, sosyal, kültürel ve ekonomik faaliyetler idi. Bunların başında halkı içine alan at yarışları, ürün yarışları, el sanatı, yarışmaları, yemek yarışmaları gibi unsurlar yer almaktaydı. Bunun yanında gençleri içini alan, spor müsabakaları, tiyatro gösterileri, beceri yarışmaları gibi konular yer almaktaydı.
Ayrıca, tarihi eserlere ve doğal güzelliklere geziler, vapur ile Van Gölü gezisi gibi faaliyetler gerçekleştirilmekteydi.
Bunlar gerçekleştirilirken bir yandan da yedi günlük bu süre içerisinde civar yerleşim birimlerinden, komşu illerden, özellikle Ankara, İzmir ve İstanbul’dan mümkün olduğunca çok insanın Ahlat’a gelmesini sağlamak bu yolla esnafın bir nebze de olsa ticari hacminin artırılmasına katkı sağlamaktı. Çocuklara dağıtılan çeşitli hediyeler ile kültür haftası bilincinin aşılanması yoluna gidilmiştir.
Ahlat Kültür Haftası, ilk başladığı 1990 yılında çok zor koşullarda, Ahlat’lı gençlerin büyük özverisi ile gerçekleştirilmiştir. Yıllar itibariyle amatör bir ekiple gerçekleştirilen aktiviteler artık profesyonel kadrolarla gerçekleştirilmiştir. Her şey tam kıvamına gelmişken bir gün kentin aydın sayılabilecek önde gelen birisi bir istekte bulunmuştur. “Efendim, Ahlat’ta yapılan bu bilimsel toplantılar çok sıkıcı geçiyor, halk pek bir şey anlamıyor, bunu yapmaktan vazgeçip ağırlığı eğlenceye verelim.”
Ahlat Kültür Haftası’nı gerçekleştiren ekip tarafından rağbet görmeyen bu görüş son dönemde ön plana çıkmış görünmektedir. Şöyle ki: Yedi gün olarak başlatılan kültür haftası önceleri dört güne düşürülmüş, daha sonra üç güne son yıllarda ise iki gün olarak gerçekleştirilmektedir. Bu sınırlama içinde en ağır darbeyi ise haftanın bilimsel kanadı almıştı. Başka bir ifadeyle, Ahlat’ın tarih süreci içerisinde üstlendiği misyon kültür haftası kapsamından çıkarılmış, geçmişin ihtişamlı tarihi kenti, tarihi kimliği ile ön plana çıkarılmak yerine, yerel yöneticilerin sıkça tekrarladıkları “şirin ilçemiz” olarak takdim edilmeye başlanır olmuştur. Tarihin ünlü kentine “şirin ilçemiz” diye hitap etmenin tarih bilgisinden ve bilincinden yoksun bir anlayışın ürünü olduğu düşünülmektedir. Şurası çok iyi bilinmelidir ki; Ahlat’ı önemli kılan unsur, şirin bir ilçe olması değildir. Tarihe imza atmasıdır, tarihin zenginliğini günümüze taşımasıdır, tarihe iz bırakmasıdır, tarihin bir sayfasının kapanıp, bir sayfasının açılmasına mekanlık etmesidir. Bunları bir kenara bırakıp, Ahlat’a “şirin ilçemiz” diye hitap etmek ona yapılan en büyük saygısızlıktır, bilgisizliktir. Böyle bir handikap’ın özellikle pek çok insanın yer aldığı ortamlarda sergilenmemesi gerekir. Dışarıdan gelen yerel yöneticilerin bu bilgiye ve bilince sahip olmaları beklenemiyebilir, onları anlayışla karşılamak mümkün olabilir, en azından onlar Ahlat’lı değildirler. Bu tarihi sorumluluk Ahlatlılarındır. Bunu onların bilmeleri ve ona göre gereğini yapmaları gerekmektedir. Ama nerde?... Böyle bir davranış beklemek yerine, yukarıda belirtmiş olduğumuz gibi, bilimsel toplantı sıkıcı oluyor, onun yerine eğlence yapalım diye gelen Ahlat’ın ileri geleni’nden bu anlayışı görürseniz, sonuç işte böyle olur.
Kültür Haftası gibi başlayan ve bu aktiviteleri ile bilim çevrelerinde haklı bir yer edinen “Ahlat Kültür Haftası”, bilmem nerenin bilmem hangi köyünde her yıl yapılan ve eğlenceden başka bir içeriği olmayan “köy panayırı’ndan başka bir şey ifade edemez. Oysa Ahlat çok daha fazlasını hak ediyor. 18’incisi yapılacak olan “Ahlat Kültür Haftası”nın en az on yıldır “Uluslararası” bir düzeyde yapılması gerekiyordu. Bunun için gayret gösterilmesi, Ahlat’ın önemine inanılması, tarih bilgisine sahip olunması gerekiyor. Başkaları yapsın ben itibar kazanayım anlayışı ile bu işlere girilmemelidir, hele bir işin hakkını vermekten aciz kimseler hiç mi hiç bu işlere soyunmamalıdır, “yiğidin hakkı yiğide” sözü bunun için söylenmiş olmalı, gövde gösterisi ile olmuyor, olamaz…