|
Doğan HIZLAN
Emin Barın’ı tanıdım. Çemberlitaş’taki atölyesinde; yazı çalışmalarını da gördüm, cildin bir usta elinde zanaatın sanata yükselişini de.
Galatasaray’da Kazım Taşkent Sanat Galerisi’ndeki hat çalışmalarına bakarken, onun iki alfabe arasındaki kesişme noktasında yarattığı ustalığa tanık oldum.
Latin harfleri kabul edilince eski harflere dayanan at sanatı ne olacaktı?
Aynen devam ettirilse, bugünün alfabesinin estetik bir harf düzenine kavuşması imkansızdı.
Ferit Edgü kitabın başına yazdığı Bir Yazı Sevdalısı’nda, gerek Emin Barın, gerek hat sanatının niteliği üzerine aydınlatıcı bilgiler veriyor.
“Emin Bey, hat sanatının, ne kadar çağdaş yorumlarla zenginleştirilirse zenginleştirilsin, uzun bir ömrü olmadığını bilenlerdendi. Kamil Akdik’lerin, Necmettin Okyay’ların, İsmail hakkı Altunbezer’lerin Latin harflerine geçilse de geçilmese de son hattatlar olduğunu biliyordu.
O. bu kaçınılmaz yargıya meydan okurcasına, sanatını Latin harfleriyle da sürdürmek istedi. Yahya Kemal’in eski şiirin rüzgarıyla dediği gibi, Emin Bey de, eski hattın rüzgarıyla Küfi, Celi, Sülüs istifler yazdı.
Ama hat sanatına pek yakın olmayan Latin harfleriyle de aynı ustalıkta yapıtlar ortaya koydu.”
Önder Küçükerman’ın yazısının başlığı onun eski yazıdan yeni yazıya uzanan başarılı yazı serüvenini özetliyor:
Hat’tan Harf’e: Zincirin Altın Halkalarını Yeniden Bağlayan Emin Barın.
Atatürk’ün Gençliğe Hitabı’nı onun geliştirdiği bir fontla yazdığını gördüğünüzde, görselliğin yazıya kattığı etkileyiciliği fark edersiniz.
Boğaziçi Köprüsü’nün başına konulan Maşallah da onun eseridir.
Barın’ın tasarımı Türk Alfabesi, insanda öğrenme duygusu yaratıyor.
Latin harfleriyle Dörtlü Allah’ı hat sanatını yeni harflerde yaratma işinin başarıldığının göstergesidir. Dörtlü Atatürk de onun imparatorlukla cumhuriyet arasındaki hat sanatı bağını kurduğunu ispatlar.
Yazılara nasıl bakmak gerekir?
Nurullah Berk cevabını veriyor:
“Artık bu yazılanı okumak, anlamak gerekmez. Yazılan resim olmuştur ve onlarda bizi ilgilendiren, melodik, müzikal çizgileri, istiflerinin plastik görüntüsüdür.”
Cilt sanatının/zanaatının da ustasıdır. Portekiz’deki Gülbenkyan Müzesi’ni su bastığında, kitapları oraya gidip kurtaran odur. Doğu’nun güzelliklerini burada öğrenmiş, Batı’yla da bilgisini güçlendirmiştir.
Emin Barın’ın sanatını, amacını kendi sözlerinden öğrenebilirsiniz:
“Amacım, eski yazıyı diriltmek değil, hat sanatının ve yaratıcılığının oluşturduğu bir mirasın temel ilkelerinin, Latin harfleriyle de yaşatılacağını gösteren bir mesaj iletmekti.”
Sergiyi gezdiğinizde, bu anlayışın kültür tarihimiz açısından önemli bir kural olduğunu anlayacaksınız…