|
M.Törehan SERDAR
Bitlis Meslek Yüksek Okulu Öğretim Görevlisi
Oğuzlar 24 boydan oluşmaktaydı. Oğuz Kağan’ın, Gün Han, Ay Han, Yıldız Han, Gök Han, Dağ Han, Deniz Han isimlerinde 6 oğlu bulunmaktaydı. Gün Han, Ay Han, Yıldız Han, 12 boylu Bozokları, Gök Han, Dağ Han, Deniz Han ise yine 12 boylu Üçokları oluşturmaktaydı. Osmanlılar Bozokların Kayı Boyu’ndan, Selçuklular ise Üçokların Kınık Boyu’ndandır.
Oğuzların Kınık Boyu’nu oluşturan Selçuklular, 23 mayıs 1040 yılında Gaznelilerle yaptıkları Dandenekan Meydan savaşı’nı kazanarak, Horasanda bağımsız bir devlet etmişlerdir. Dandenekan Meydan Savaşı, gerek Türk Tarihi ve gerekse Dünya Tarihi bakımından yeni bir dönemin doğmasına neden olmuştur.
Selçuklular, bu zaferden sonra Merv Şehrinde Büyük Kurultay düzenlemişlerdir. Bu kurultayda alınan kararla; Büyük Hun Devleti gibi “Dünya Hakimiyeti Ülküsü”nü kurmak için Doğuya ve Batıya fetihlere girişilmesi kararlaştırılmıştır. İlk Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’in önderliğinde Batı yönünde fetihlere girişilmiş, Dünya ve özellikle Orta-Doğu tarihi yeniden şekillenmiştir.
Türklerin Anadolu’yu fethetmesi, sanıldığı gibi Selçuklu döneminde olmamıştır. Anadolu’nun ilk fethi, Batı Hun Devleti (Avrupa Hunları) zamanında olmuştur. Asya Hunları’nın devamı ve torunları olan Batı Hunları, hareket kabiliyeti çok fazla olan çevik atlı birliklerden oluşan kalabalık bir orduyla Karadeniz’in kuzeyinden akınlar yaparak 378 yılında Batı Roma ve Bizans İmparatorluğunu istila etmiştir. 395 yılında Balkanlar üzerinden Anadolu’ya yürüyen Hun Birlikleri, Anadolu’nun tamamını istila etmişlerdir.
Hunlardan sonra 508 yılında Anadolu toprakları bu sefer Sabar (Sabir, Sibir) Türklerinin hakimiyeti altına girmiştir.
Hun ve Sabar Türklerinden VIII. Yüzyılda Müslüman Türkler Anadolu topraklarına yerleşmişlerdir. Bu Türkler; Anadolu’nun fethine çıkan Abbasi ordularının içinde bulunuyorlardı. Bu birlikler 741 yılında Bitlis’i işgal etmiştir. Abbasilerin bu işgaline katılan Müslüman Türkler, Arapların çekilmesine rağmen Anadolu topraklarında kalmışlardır.
Merv’deki Büyük Kurultayda alına karar gereği başta ilk Selçuklu Sultanı Tuğrul Bel olmak üzere kardeşi Çağrı bey, Musa İnanç Yabgu, Resul Tekin, Yakuti, İbrahim Yınal ve Kutalmış (Süleyman Şah’ın babası ve İznik civarında “Türkiye Devleti”nin ilk kurucusu I.Kılıç Arslan’ın Dedesi) gibi Selçuklu beyleri, gerek Doğu ve gerekse Batı yönünde büyük fetihlere başladılar.
Tuğrul Bey tarafından Azerbaycan ve Irak’ın fethiyle görevlendirilen İbrahim Yınal, İran’ın Rey Şehrine geldikten sonra Azerbaycan’dan gelen diğer Türkmen kollarıyla birleşerek Zap, Botan, Batman, Erzen (Garzan) taraflarını 1041-1042 tarihlerinde tamamıyla istila etmişlerdir. 1044 yılında Diyarbakır’ı, 1045 yılında ise Van Gölü Bölgesini Selçuklu topraklarına bağladılar. 1048 tarihi Selçukluların Anadolu’ya hakim olma tarihidir. Vakıfların kuruluşuna da bu tarih bulunmaktadır.
Emrindeki birliklerle beraber Van Gölü Havzası’nın fethine çıkan Sultan Tuğrul Bey, 1054 tarihinde Malazgirt Kalesi’ni kuşatmaya başladı. Vasil ismindeki Ermeni kumandan tarafından yönetile Malazgirt Kalesi, oldukça sağlam bir yapıya sahipti. Kuşatma günlerce sürdü. Kale bir türlü düşmüyordu. Tuğrul Bey, kalenin altından lağımlar kazıtmaya başladıysa da, Selçuklu lağımcıları Bizans lağımcılarının eline esir düştü. Esir düşen lağımcılar kale surlarının üstünde bizzat Tuğrul Bey’in gözleri önünde öldürüldüler. Bunun üzerine Tuğrul Bey, Bitlis’ten büyük bir mancınık getirerek kale surlarını dövmeye başladı. Fakat ücretli bir Frank fedaisi, kalenin fethini kolaylaştıracak olan bu büyük mancınığı neft yağı atarak yaktı. Bunun üzerine Tuğrul Bey, kalenin kuşatmasını kaldırdı. Bir süre sonra da Halife’nin daveti üzerine Bağdat’a gitti.
Alparslan, 1060 yılında babası Çağrı bey vefat ettiğinde Horasan’da vali olarak bulunuyordu. 1063 yılında ilk Selçuklu Sultanı olan amcası Tuğrul Bey vefat edince Selçuklu tahtına ikinci Selçuklu Sultanı olarak oturdu. Alparslan, büyük bir askeri yetenek, çabukluk azim ve enerjiye sahipti. İlk iş olarak devlet içinde baş gösteren karışıklıklara son verdi. Daha sonra amcası Tuğrul Bey’in yolunda yürüyerek Anadolu’nun fethine ağırlık verdi. Kardeşi Yakuti, İbrahim Yınal, Kutalmış ve Tuğ Tiğin kuvvetlerini kendisine kattıktan sonra Aras Nehrini geçerek 1064 yılında Anadolu topraklarına girdi. Veziri Nizamülmülk ve oğlu Melikşah komutasındaki bir Selçuklu Ordusu Aras Vadisi boyunca ilerleyerek o toprakları Selçukluya bağladı. Arapçay üzerinde bulunan Ani Kentini alan Sultan Alparslan, Gürcistan, Nahçivan ve Van Gölü Havzasını fethetmiştir.
Bu zaferlerden sonra Sultan Alparslan, Bağdat’ta bulunan Abbasi Halifesi El-Kaaim Biemrillah ve diğer İslam hükümdarlarına birer fetihname göndererek kazandığı zaferleri bildirmiştir. Bu haber başta Bağdat’ta olmak üzere bütün İslam ülkelerinde sevinçle karşılanmış, şenlikler yapılmıştır. Bu başarılarından dolayı Abbasi Halifesi tarafından kendisine Ebu’l –Feth (Fethin Babası) unvanı verilmiştir..