|
M.Törehan SERDAR
Bitlis Meslek Yüksek Okulu Öğretim Görevlisi geçen sayıdan devam…
Türk Sultanı olarak geçiyorsun.” demiştir. Bu sözlerden çok hoşlanan Alparslan, etrafındaki bütün komutanları toplayarak fakıha bu sözleri tekrar ettirmiş, Allah’a dua ve niyazda bulunmuştur.
Nisan 1071 yılında Halep önlerine gelen Sultan Alparslan iki aylık bir kuşatmadan sonra bu şehri telsem almıştır. Mısır’a hareket edeceği zaman Bizans’tan gelen elçi Bizans İmparatoru’nun Erciş, Ahlat ve Malazgirt’i geri istediğini bildirmiştir. Kabul edilmediği takdirde İmparatorun kalabalık bir orduyla harekete geçeceğini bildirmiştir. Bu harekete çok kızan Alparslan, ordunun bir kısmını Mısır’a gönderirken, kendisi de ordunun büyük bir kısmıyla Anadolu’ya geri dönmüştür.
Fırat nehrini geçen Sultan, emrinde bulunan Irak askerlerini terhis etmiş, Horasan ve Azerbaycan kuvvetleriyle beraber Urfa üzeri Diyarbakır’a gelmiştir. Burada Bizans ordusu hakkında malumat toplayan Sultan, Erzen ve Bitlis’ten geçip Ahlat’a gelmiştir.
Romanos Diogenes, 30.000 kumandanın yönettiği 100.000 piyade ve 100.000 süvariden oluşan 230.000 kişilik bir kuvvete sahip idi. Bu kuvvetler, Peçenek, Uz, Kıpçak, Islav, Bulgar, Alman, Frank, Kapadokya, Ermeni, Gürcü ve Hazarlardan oluşmaktaydı. Ordusunda kale delicileri, lağımcılar, çarkçılar, arabacılar ve mancınıkçılarla birlikte çok sayıda ustalar, 800 mandanın çektiği nal ve çivileri taşıyan 400 araba, çinide silah, mancınık ve diğer saldırı aletlerinin bulunduğu 1000 araba mevcuttu. Bunlar arasında 1.200 kişi tarafından çekilen 10 katar ağırlığında taş atabilen büyük mancınıklar da bulunmaktaydı. Bunların yanı sıra İmparatorun yanında getirdiği hazinesinde bir milyon altın, 100 bin ipekli elbise ile altın eyerler, kemerler pek çok altın ve gümüş eşyalar bulunuyordu.
Sultan Alparslan’ın emrinde ise tamamı 50.000 kişiden oluşan atlı birlikler bulunuyordu. Bu ordunun tamamı “Türklük ve Cihat ülküsü” ile donatılmıştı. Alparslan’ın yanında komutanlarından Afşin Bey, kayınpederi Sav Tekin Bey, Sunduk Bey, Ay Tekin Bey, Ahmet Şah, Dilmaçoğlu Mehmet (Bitlis Beyidir) Bey, Anadolu Fatihi Kutalmışoğlu Süleyman Şah, Artuk bey, Tutak Bey, Danişmend Bey, Saltuk Bey, Mengücük Bey, Çavlı Bey, Çavuldur Bey, ve Porsuk Bey bulunuyordu.
Öncü birliklerin ilk çatışması Rahva Ovasında olmuş, daha sonra Sultan Alparslan bu ovada ordusunun su sıkıntısını gidermiştir. 24 Ağustos 1071 tarihinde Malazgirt’i işgal eden Bizans ordusu, Alparslan’ın tepelere hakim olduğunu görünce telaşa kapılmıştır. İki ordu karşılaşmadan evvel Halife adına bir elçi heyeti İmparatora giderek barış istediklerini bildirmiştir. Bu durumu Selçukluların zayıflığına yorumlayan İmparator, kendisinden elin olarak, gelen heyete; “İsfahan mı güzeldir, yoksa Hamedan mı?” diye sormuştur. Elçiler de “İsfehan” diye cevap verince İmparator: “Hamedan’ın soğuk olduğunu haber aldık. Biz İsfehan’da kışlayacağız, atlarımız da Hamedan’da” demiştir. Bu alaylı sözler karşısında elçi başı İbnü’l Mahleban İmparatora “atlarınızın Hamedan’da kışlayacağı kesin, ama sizin nerede kışlayacağınızı bilemem.” demiştir.
Savaş günü Halife El Kaim Biemrillah, bütün İslam alemini yakından ilgilendiren bu savaş için bir dua hazırlamış ve Cuma günü bütün hutbelerde bunun okunmasını istemiştir.
25 Ağustos 1071 gününü, her iki taraf tam bir savaş düzeni içerisinde geçirdi. Selçuklu atlı birlikleri sürekli olarak tekbir sesleriyle, boru davul çalıp haykırarak ve oklar atarak Bizans askerlerinin morallerini bozuyordu.
26 Ağustos 1071 sabahı bütün savaş hazırlığını bitiren Sultan Alparslan beyaz bir elbise giyerek “ölürsem kefenim bu olsun:” diyerek komutanlarına vasiyette bulunmuştur. Daha sonra komutanlarını toplayarak topluca dua etmiştir.
Cuma namazı yaklaştığında kumandanları ve askeleriyle birlikte Cuma namazını kılmış ve askerlerine dönerek; “Ey askerim ve kumandanlarım!.. Daha ne zamana kadar biz azınlıkta, düşman çoğunlukta olmak üzere böyle bekleyeceğiz? Ben bizzat Müslümanların minberlerde bizim için dua etmekte oldukları bu saatte düşmanın üzerine atılmak istiyorum. Galip gelirsek, arzu ettiğimiz sonuç hasıl olacaktır. Aksi takdirde şehit olarak cennete gideriz. Beni izlemek isteyenler gelsinler, geri dönmek isteyenler ise geri dönebilirler. Bugün burada ne emreden bir Sultan, ne de emir alan asker vardır. Bugün ben de sizlerden biriyim ve sizinle birlikte savaşacağım. Biz, Müslümanların eskiden beri yapa geldikleri bir gaza yapıyoruz.” Bu sözler üzerine bütün asker hep bir ağızdan; “Ey Sultan, biz senin kullarınız, sen ne yaparsan biz de aynısını yaparız ve sana yardım ederiz, istediğin gibi hareket et.” dediler. Bu sözler üzerine Sultan Alparslan atının kolanını sıktı, kuyruğunu eliyle bağladıktan sonra ok ve yayını atarak eline topuzunu aldı. Asker ve kumandanlar da aynı hareketi yaptılar. Bizans ordusu da son toplantısını yapmış, savaş kararı almıştı. Bir taraftan renkli bayraklar açılırken, diğer taraftan kumandan ve papazlar ordu saflarında dolaşarak askerlere moral veriyorlardı.
Sultan Alparslan yönetimindeki atlı birlikler tekbir getirerek, boru ve köslerin sesleri altında saldırıya geçtiler. devam edecek…